Nankörlük Ekmeğe Hürmet Etmemekle Başlar

Yeni Öğrencilere Simit Atma Geleneği Tepki Çekti

Kadıköy Anadolu Lisesi’nde ‘karşılama töreni’ maksadıyla “çömez” olarak adlandırılan yeni öğrencilere üst sınıf öğrencileri tarafından simit parçaları atıldı. Öğrencilere simit parçalarının fırlatıldığı görüntüler, sosyal medya hesaplarında çok sayıda kişi tarafından paylaşılarak, bu gelenek eleştirildi. Yere atılan onlarca simit, temizlik görevlileri tarafından anında temizlendi. Sözde “simit atma” geleneğin 55 yıldır sürdüğü iddia ediliyor. Ne var ki İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Kadıköy Anadolu Lisesindeki bu ‘etkinliğe’ ilişkin inceleme başlattı.

Nankörlük Ekmeğe Hürmet Etmemekle Başlar

Simit, üzerinde susam bulunan halka biçiminde bir ekmeğin genel adıdır. Anadolu kültüründe yetişmiş olan her Müslüman, bunun ötesinde simidin bir nevi ekmek olduğu için, ona kutsal gözle bakar. Kutsal kelimesi ise  “kut’tan türetilmiş olup bereket, bolluk, uğur ve baht anlamlarında kullanılır. İnancımıza göre kutsal yani mukaddes olarak kabul edilen ne varsa ona en azami derecede saygı gösterilmelidir.

Her kutsal olan, her zaman mutlak ve direkt olarak dinimiz ile irtibatlı olmasa da en azından dolaylı olarak bir münasebeti vardır. Ekmek konusuna yeniden gelecek olursak, ekmek, temel bir besin kaynağı olması hasebiyle, kutsal derecede helal bir nimettir. Kutsal da bir yönüyle “temiz ve pak” anlamlarına geldiğine göre ekmek, her halükârda mukaddes ve mübarek bir gıdadır.

Yüzyıllarca biz ekmeğe ve ekmek çeşitlerine böyle hürmetkârâne bakardık çünkü büyüklerimizden böyle öğrenmiştik. Sadece ekmeğe saygısızlık yapanlara değil buradan hareketle gördüğü iyiliği görmezden gelene de nan-kör derdik, çünkü nimetin ve bereketin kıymetini ifade edebilmek için ekmeğe “nân-ı aziz” diye hitap ederdik. Yaşlılarımız, yerde bir ekmek parçası görse, onu üfler, öper ve başına koyardı. Geleneksel olarak öğrendiklerimiz ve gördüklerimiz buydu.

Çarpık kentlerde yaşayan şimdiki gençler ise nine ve dedelerinden uzak çekirdek aile içinde yetişmekte oldukları için, bu gelenekten uzak kalmaktadır. Eğitim sistemimiz de her nedense bu geleneği gençlere aktaramamış. Çağdaş gençler de ne yapsın eğlence olsun diye yeni öğrencileri himaye etmek yerine kafalarına simit parçaları her yıl ata ata kendilerine özgü tuhaf bir gelenek oluşturmuş. Yıllarca da eğitim ve terbiyeden sorumlu idareciler de bu oluşturulan acayip geleneğe karşı sessiz kalıp sadece seyredip durmuş.

Ne var ki nankörlüğün bir tezahürü olan bu yapay gelenek, sorumsuzluğun ve cehaletin bir yansımasıdır. Hâlbuki “nân-ı aziz” kültürünü yansıtan gerçek gelenek ise, medeniyetin ta kendisidir. Medeniyetin özü ise dindir. Son din ise İslâm’dır.

İslâm, Ekmeği Kutsal Olarak Görmüştür

Peygamberimiz (sav), bir keresinde hanelerine geldiğinde yerde bir ekmek parçası görür ve onu hemen yerden alıp sildikten sonra besmele çekerek yer. Bu olaya şahit olan eşi Hz. Ayşe’ye hitaben de peygamberimiz (sav) şöyle der:

“Ey Ayşe! Değerli olan nimete saygı göster. Çünkü ekmek parçası hangi topluluktan nefret uzaklaşmış ise, katiyen bir daha ona dönmemiştir.” (İbn Mace, Et’ime: 52).

Bir başka rivayette Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

“Ekmeğe hürmet ediniz. Ona hürmet edene Allah da ikramda bulunur.” (Taberani, Mu’cemul Kebir: 22/335)

Günümüzde Müslüman ülkemizde ekmeğin israf edildiği yetmiyormuşçasına bir de bir okulun ilk açılış gününde simit parçalarının havada uçuştuğunu görmek, insanı gerçekten çok düşündürüyor. Ekmeğe saygı göstermeyen bir topluma Allah, bereketini de esirger. Tam aksine nimete hürmet eden, iktisatlı bir hayat yaşayan bir toplum ise refaha kavuşur. Peygamberimizin (sav) sözlerinden bu uyarıları okumak mümkün.

Bir Önerim

Olumsuz gibi görünen her bir olaydan ders çıkartılabilir ve alternatif çözümler üretilebilirse, bunda da bir hayır varmış diyebiliriz. Bilindiği gibi Osmanlı’nın son dönemlerine kadar özellikle İstanbul’un değişik hamam külhanlarında “sokak insanları” yaşardı. Bunlardan her birisine bundan dolayı “kibarca” “külhanbeyi” denilirdi. Genelde belirli kurallar çerçevesinde birlikte yaşayan külhanbeylerinin arasına yeni birisi girmek istediğinde tuz ve ekmek mübarek kabul edildiği için, onunla ilk önce tuz-ekmek kardeşi olurlardı. Külhana kabul edilme merasimi “Bu ocağın adı gerçek külhandır. Yersizlere, yurtsuzlara mekândır. Nice erler yetişmiştir külhandan…” gibi övücü sözlerden sonra dua edilir ve elde tutulan tuzlu ekmek lokmaları yenilirdi.

İşte Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri de buna benzer bir törenle okula yeni gelen öğrencilerle neden “tuz-ekmek kardeşi” olmasın? Simit parçacıklarını onların üzerine atmak yerine neden “simit kardeşi” olmasınlar? Bakalım İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, konuyu incelerken, bir alternatif çözüm önerisi olarak belki de bizim önerimizi yerinde bulur ve uygular? Biz de hayal kurmak ve ümit var olmak alışkanlığından bir türlü kurtulamıyoruz vesselam…

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir