
• İlk sorulan sorular:
⇒ Para Var mı?
⇒ Nereden Bulacağız?
“Dava, cebindeki paraya göre değil; yüreğindeki imana göre şekillenir.” “Bütçemiz yok” diyerek hakkın tebliğini erteleyenler, aslında imanlarının bütçesini tüketmiş olanlardır. Resulullah (SAV) şirkin ve zulmün düzenine karşı tek başına ayağa kalkarken arkasında bir hazine yoktu; sarsılmaz bir teslimiyet ve adanmışlık vardı.
Bugün, inandığı dava için yola çıkmadan önce ilk iş “Paramız var mı?” diye soran bir zihin, farkında olmadan davanın asıl sahibi olarak Allah’ı değil, sermayeyi görüyordur. Eğer hesap makinesi, inancın önüne geçmişse; dünyevi konfor, uhrevi fedakarlığı çoktan mağlup etmiştir.
Konfor alanından çıkmadan, malından ve rahatından eksilmeden, risksiz bir şekilde cenneti umuyorsan; sen bir dava adamı değil, sadece ahiretle pazarlık yapan bir tüccarsın.
Cüzdanının hesabını, inancının gerekliliklerinden daha fazla yapıyorsan, inandığın şey uğruna bedel ödemekten korkuyorsun demektir.
Hakiki mümin mazeret üretmez, gücü nispetinde feda eder. Çünkü bilir ki; Allah’ın dininin yeryüzüne hâkim olması için sponsorlara veya dolu kasalara değil, samimi ve adanmış yüreklere ihtiyaç vardır.
Unutma: Cebindekini Allah için yok sayamayanlar, gün gelir Allah’ın davasında yok sayılırlar. Maddi fedakârlık yapmadan, malından eksiltmeden “manevi mücadele” verdiğini zannedenler, şirkin gölgesinde ucuz kahramanlık oynayan tatlı su mücahitleridir. Hakk’ın hakimiyeti için önce elini taşın, sonra elini cebinin altına koyacaksın. Çünkü Allah’ın nizamı, cimrilerin bedava dualarıyla değil; dünyalık malını bu yolda harcamaktan zerre titremeyen, nasırlaşmış yüreklerle kurulur.