islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C

Raşad Ferac Et-Tayyib: Sığırın Rengi Ne?

Raşad Ferac Et-Tayyib: Sığırın Rengi Ne?

Sığırın rengi ne?

Bugün dünyadaki tüm zalim güçler, Hamas’ın üzerine hep birlikte çullanmışlar, saldırıyorlar. Hatta ve hatta Hamas’ın en yakınındakilerden bile pek çok kişi [bilerek ya da bilmeyerek] Hamas’a baskı yapıyor. Sanki direniş ve kurtuluş meşalesini söndürmek için hep birlikte anlaşmışlar gibi. Buna rağmen Hamas (uluslararası maddi ve siyasi destekten yoksun kalsa da) gücünü yalnızca Allah’tan, sonra da barışı seven, halkların özgürlük ve bağımsızlık hakkına inanan özgür halkların vicdanından almaya devam ediyor.

“Onlar tuzak kurdular; yaptılar, Allah da bir tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”

Hamas’ın, ABD Başkanı Trump’ın planına ilişkin tutumu hakkında yayınladığı bildiri, analistlerin de tanımladığı gibi olağanüstü stratejik bir zekâ ve planlı bir diplomatik kurnazlık sergiledi; zira Hamas’ın açıklaması kabul elbisesi giydirilmiş bir reddiydi. İçeriğinde kocaman bir ‘hayır’ barındıran bir ‘evet’ti.

Hamas’ın cevabı, kendisine dayatılan şartlara verilmiş açık bir çek değildi; tıpkı Kur’an’ın “…savaşmak için mevzi değiştirmek ya da savaşmak üzere bir başka birliğe katılmak…” [Nisa, 100] ayetinin ruhuyla yazılmış, dikkatle seçilmiş, mahirce formüle edilmiş bir diplomatik hamleydi.

Planın hazırlayıcıları (Trump ve Netanyahu), Hamas’ın bu girişimi kesin bir şekilde reddedeceğini ummuş ya da beklemişlerdi; böylece Hamas köşeye sıkışacak ve onlar da Hamas’ın bu tutumunu, direnişi ve davayı ortadan kaldırmak için bir gerekçe olarak kullanacaklardı.

Ancak Hamas onları, “Evet, kabul ediyoruz” dedikten sonra, planın kendisini ve uygulamasını detaylara rehin bırakan bir dizi temel şartla bağlayarak herkesi şaşırttı.

Hamas, uygulamanın nasıl, ne zaman ve hangi mekanizmalarla yapılacağına dair kesin cevaplara bağladı; her maddenin Filistinli grupların, Arap ve İslâm ülkelerinin ve ilgili uluslararası aktörlerin katılacağı eksiksiz müzakerelerle belirlenmesini şart koştu. Çünkü dava yalnızca Hamas’ın davası değil, bir bütün olarak halkın davasıdır ve bu dava onlarca uluslararası kararla korunmaktadır.

Onlar Hamas’tan açıkça “hayır” demesini beklediler; Hamas ise onlara “şartlı evet” — başka bir deyişle, evet görünümlü bir hayır — ile karşılık verdi ve onları diplomatik ve siyasi bir çıkmaza soktu. Hamas, onların verdiği 72 saatlik yanıt süresini bile, taleplerin mantıken yerine getirilmesinin imkânsızlığını göstermek için kullandı; böylece bu tuzaklar onların aleyhine döndü.

Mesela en öne çıkan maddelerden biri: 72 saat içinde Yahudi esirlerin (canlı olanlar ve cesetler) teslim edilmesi şartıydı. Hamas buna gerçekçi bir şekilde yanıt verdi: “Prensip olarak kabul ediyoruz, ancak pratikte Gazze’deki devam eden yıkım ve savaş ortamında bu mümkün değil; çünkü kayıpların ve enkaz altındakilerin aranması zaman, koordinasyon ve birden fazla tarafın gözetiminde kapsamlı bir esir değişimi anlaşması gerektirir.”

Hamas, direnişin silahlarının teslimi şartına ise ustalıkla yanıt verdi: “Kabul ediyoruz, ancak hangi silahlardan bahsediyorsunuz? Saldırı silahları mı, savunma silahları mı? Çünkü savunma silahları uluslararası hukuk tarafından tanınan bir haktır.”

Ardından şunu ekledi: “İsrail, saldırı kapasitemizin %90’ını yok ettiğini açıkladı; peki teslim etmemizi istediğiniz bu silahlar nerede?”

Ve devam etti: “Varsa, bu silahları Filistin Devleti’ne teslim edeceğiz; Filistin Yönetimi’ne değil.”

İşte paradoks burada yatıyor; çünkü planın kendisi silahı teslim alacak ‘taraf’ın ne olduğunu tanımlamıyor. Böylece Hamas, her maddeyi yeni bir yorum savaşı haline getirdi.

Planın yirmi maddesi, her biri ayrı detay, müzakere ve çok sayıda tarafın dâhil edilmesini zorunlu kılıyor: Birleşmiş Milletler’den Arap ve İslâm ülkelerine, uygulamayı denetleyecek uluslararası güçlere kadar birçok aktörün rol alması gerekiyor. Bu, yeni kararlar, yeni anlaşmalar ve belki de meseleyi tekrar Güvenlik Konseyi’ne taşıyacak hukuki ve diplomatik süreçler gerektirir.

Tecrübeli Hamas liderliği, bu lanetli planın yalnızca yeni bir Yahudi tuzağı olduğunu anladı ve onu, İsrailoğullarının da kafasını karıştıran ‘sığırın rengi’ politikasıyla yani planı bir müzakereler denizinde boğacak şekilde soru ve detayları çoğaltarak karşılamaya karar verdi; ta ki Allah, hükmünü verip yerine getirilecek işi uygun zamanda takdir edinceye kadar.

Hamas oyunu okudu ve daha akıllıca bir siyasi hamleyle karşılık verdi. İsrailoğullarının hileleri, sihirlerindeki ve tuzaklarındaki eskilere dayanıyor olsa da, Musa’nın asasına onların sihirleri üzerinde bir güç/etki veren Allah, Gazze halkı için bir ferahlık ve bir çıkış yolu yaratmaya da kadirdir.

“Allah, kâfirler için müminlerin aleyhine bir yol kılmayacaktır.”

✍🏻 Uluslararası İlişkiler Uzmanı Büyükelçi Raşad Ferac et-Tayyib

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.