islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,8197
EURO
16,6989
ALTIN
920,52
BIST
2.394,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
21°C
Cuma Açık
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C

TEVHİDİN OMURGASI, ÜÇ EMİR 

TEVHİDİN OMURGASI, ÜÇ EMİR 
26.03.2022
A+
A-

Biz bugün dünyanın toz duman hale gelip alabora olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Dünya siyaseti, dünya ekonomisi ve hatta dünya güvenliği toz duman arasında belirsizlikler sergilemektedirler. Bunlar karma karışık iken daha etkin karmaşa Dinî alanda yaşanmaktadır..

Dinî alandaki karmaşa ve ihtilaflar, her tür olumsuzluktan daha çok tahribat yapmaktadır. Dünya konjonktürünü görüp olanları değerlendiremeyecek kadar yetersizlerden din adına söz söyleyenler ne yaptıklarının farkına varamayacak kadar da gafildirler. Bu ifade hakaret anlamında alınmamalıdır. Çünkü bu inkârı, gayri kabil büyük bir vaki’adır. Bunu anlamak için çok önemli bir hakikati dile getirmeliyim. Başı gövdesinden koparılmış milletimiz, her şeye rağmen en azından iyi niyetini göstermektedir. Ancak milletimiz çok ihmale maruz kaldı. Şimdi de özellikle yeni yetme bazı diplomalı cahiller, cahil bırakılmış halkımızın duygu ve inançları ile âdeta oynamaya başladılar. Kafa karıştırrıcılar türediler.

Birileri, namazın beş vakit değil, üç vakit olduğunu ispata kalkışırken birileri de Kur’an’da devlet kavramı yoktur, diyecek kadar kendinin ne kadar yetersiz cahil olduğunu ortaya koymaktadırlar. Daha da yetersizi çıkıyor, Kur’an’da üç beş hüküm dışında hüküm yoktur deyip çılgınca müfteriler çukuruna yuvarlanıyor. Bunlar, yabancı mihraklardan “bozgunculuk sertifikası” aldıkları izlenimi veriyorlar. Bunlar meydanı boş bulunca şefaati, mi’racı, inkâr ediyorlar.  Birileri de çıkıyor “Kur’an bugün inseymiş muhteviyatı nasıl olurmuş” anlayış ve ifsadatı ile kitap yazıyor ve cahilliğini açıkça ve cıvıkça deklare ediyor.

Bunların kimileri din ile ilgisi olmayan bir konu inceleyerek akademisyenlik unvanı alıyor. Bu kadar sığ ve yetersiz hatta Kur’an’ın muhteviyatına girmekten korkanlar din hakkında beyanat veriyorlar. Bunların diploma verip yetiştirdikleri öğretmenlerin görev yaptığı İmam Hatip Okullarında deizm saçmalığının yayılmasını yalnızca seyrediyorlar.

Burada, “tevhidin omurgası niteliğindeki üç emiri” kaydederek İslam’ın bütünlüğünü ve genel değerlerinden vahdeti, hakkı, hakikati ve hikmeti dile getirmeye çalışacağım.

Kâinat mülkünün ve yegâne hükmün sahibi Rabbimiz, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme’e İslam’ın genel ilkelerini ve vazgeçilmez temel değerlerini bildiriyor. Ve kendinin kabul edip ümmetine de aynen kabul etmeleri için üç emri telkin ediyor. Şöyle buyuruyor;

Ben ancak bu beldeyi hürmete layık kılan ve her şeyin sahibi Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum. Yine ben Kur’an’ı tilâvet etmekle emrolundum. Her kim hidayete ererse kendisi için ermiş olur ve kim de dalâlete düşerse artık, de ki: “Ben ancak azabı haber vererek batıldan çekindirenlerdenim” (Neml:27/91,92) Bu değerlerin mahiyetini idrak eden, İslam dinini kabul edip tevhid çerçevesine girmiş olur. Hem de mümin muvahhid olur. Aksi ise şirk ateşi uçurumu başında müzebzebinden olurlar. Bu duruma düşmemek için ayetteki birinci emir; ben her şeyin sahibi Rabbine ibadet etmekle emrolundum, kabulü, ibadete layık yegâne varlık Allah’dır. Ona ibadetin yeryüzünde ki merkezi, “Beytullah” Kâbe’dir. Kâbe, bütün müslümanları bir noktaya bağlayan merkezdir. İkinci emir, “ben Müslümanlardan olmakla emrolundum’dur.”

Bu emir, evrensel teslimiyeti gerektirir. Bu evrensel teslimiyet de müslümanların yalnızca Allah’a bağlılığına vesile olmalıdır. İşte bu da tevhid omurgasının merkezidir. Bu merkezin dışında müslüman hayal etmek bile muhaldir. Üçüncü emir; “Ben Kur’an’ı tilâvet etmekle emrolundum’dur.” Bu çerçevedeki müslüman insan, mümindir ve muvahhiddir.

Üç emrin üçünü de Allah Teâlâ’nın muradına uygun kabul etmeyenler Kur’an’da zikredilmişlerdir; O münafıklar iman ile küfür arasında kararsızdırlar, ne müminlere ne de kâfirlere bağlanırlar. Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın. (Nisa:4/143) Müslümanın Allah’a yol bulması için bu üç emri yakinen kabul etmesi şarttır. Tevhidin omurgası olan bu üç emirden “Beytullah,” müslümanların ibadette bilfiil dönüp katıldıkları ilâhî merkezdir. Burada müslümanlar tek hedefte birleşirler. İkinci emirde tüm müslümanlar tek idealde bütünleşirler. Üçüncü ise, Kur’an’da yamulmadan bütünleşirler.

Tevhid, varsa İslam olur, yoksa bugün ki gibi yaşanır! Esselamu aleykum İlhan ORAL   

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.