islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3794
EURO
54,0536
ALTIN
6.160,00
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

TÜRKÇE MEALLERLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME

TÜRKÇE MEALLERLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
25/07/2026 09:25
A+
A-

TÜRKÇE MEALLERLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME

Hz. Muhammed (s.a.v.), en son ve evrensel tek peygamberdir. Kendinden önceki hiçbir peygamber evrensel değildir, onlar belirli kavimlere gönderilmişlerdir. Risaleti evrensel olan Resulullah’ın daveti de evrenseldir.[1] Şu hadis Peygamber Efendimizin evrensel olduğuna ve herkesin ona iman etmesinin zorunlu olduğuna delalet etmektedir: “Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki bu (davet) ümmetinden ister Yahudi ister Nasranî olsun, kim ki benim peygamberliğimi duyar da gönderilmiş olduğum risaleti kabul etmezse mutlaka cehennem ehlinden olacaktır.”[2] Hadis bazı rivayetlerde “Bana iman etmezse” şeklinde varit olmuştur.[3] Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra peygamber de kitap da gelmeyecektir. O’na gelen kitap, Kur’an-ı Kerim her türlü tahriften korunmuş ve kıyamete kadar da korunacaktır. İlahi muhafaza altındadır.[4] Bu kitap hem ibadetlerde tilavet edilmek, hem de hayatın her alanında yaşanmak için gönderilmiştir.

Kur’an’ın gönderiliş amacına bağlı olarak Hz. Peygamber (s.a.v.), Allah Teâlâ’nın Cebrail’e, Cebrail’in de kendisine öğrettiği gibi Kur’an’ı tilavet etmiştir. Bu tilavete taharetle ön hazırlık yapan Resulullah (s.a.v.), değil kelimeleri harfleri bile sayılacak kadar ağır bir okuyuşla okumuştur. Ayetler üzerinde tefekküre dalmış; rahmet ayetlerine gelince Allah Teâlâ’ya isteklerini bildirmiş; gazap ayetlerine gelince de yalnızca ona sığınmıştır. Okuduklarını anlamış, anladıklarını yaşamıştır. Anlayıp yaşadığı güzellikleri insanlarla paylaşmıştır.

Kur’an-ı Kerim’i yaşamaya ayrı bir önem veren Resulullah (s.a.v.), yaşayan bir Kur’an olmuştur. Yaşama sürecinde talimi kurumlaştırmış ve Medine’de Mescid-i Nebi’ye ek olarak dokuz mescid daha açtırmıştır. Her birinin başına “kurrâ sahabilerinden” birisini atamıştır. Bu çerçevede açmış olduğu okullarda hafızlar yetiştirmiş ve hafızlığı Kur’an’ın korumasına vesile bilip devamlı teşvik etmiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Kur’an eğitiminde sadece okuma değil, anlama ve fıkhetme; içtihad yapmak suretiyle hayatın sorunlarını Kur’an’la çözme ve hayatın hiçbir alanında boşluk bırakmamak ayrı bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, içtihad teşvik görmüştür. Resulullah (s.a.v.) tilavete ek olarak, içtihadi seviyede Kur’an bilen sahabilerini idari görevlerde liyakatleri münasebetiyle daima öncelemiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bizzat kendisi Kur’an’ı anlamada dilin önemine vurgu yapmış ve “Kur’an Arapçasının divanı olan cahiliye şiirini” iyi bilmelerini sahabilerine önemle tavsiye etmiştir. Ayrıca, Kur’an’ı anlamada metodik hatalar yapmamak için usul/yöntemle ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştur. Kur’an’ın hidayet için nazil olduğunu belirtip her türlü ön kabullü ve yöntemsiz yaklaşımı eleştirmiştir.

Allah Teâlân’ın kendisine verdiği “tebyin” görevi gereği Kur’an’dan gerektiği kadar ayeti tefsir etmiştir. Kur’an’ın kendisini tefsirinden sonraki en güvenilir ikinci tefsir kaynağı Hz. Peygamber’in sünnetidir. Resulullah’ın sünnetini iyi bilip zapt eden sahabiler aynı zamanda ilk müfessirlerdir. Sözün özü; Kur’an-ı Kerim’i iyi anlayabilmek için Hz. Peygamberin (s.a.v.) Kur’an’a bakışını ve yaklaşımını iyi bilmek gerekir.

Çalışmamızın içerisindeki hususlar iyi bilinip kavranacak olsa yeni çalışmalara ışık tutabilir. Çünkü biz çalışmamız boyunca iyi bir tefsir ve meal yapabilmek için gerekli metodik donanımın önemiyle beraber dil ve sünneti bilmenin önemine vurgu yaptık.  Esefle belirtelim ki yeni meal/tefsir çalışmalarının bazıları, Arap dilinin belagat başta olmak üzere inceliklerine vakıf olmayan, fıkıhtan, kelamdan, hadisten, ahlaktan ve insanlık tarihini bilmekten yoksun şahıslar tarafından hazırlandığı için hatalarla doludur. Meallerin çoğu; emekten, köklü olmaktan, ilmilikten, belagattan, heyecan ve aşktan mahrum olmaları münasebetiyle insanları sarsmıyor. Eskiden; “Muhammed Hamdi Yazır meal yazmasaydı Türkçe meal yazılır mı idi?” sorusunu soranlar, bu mealden yapılan aşırmalara dikkat çekmişlerdir. Maalesef bu soruyu soran da en çok aşırmayı Yazır’ın mealinden yapmıştır. Daha sonraları Muhammed Esed meali çıkınca, yeni meal yazarlarının çoğu ondan aşırma yapmaya başlamışlardır. Hatta Esed’in bazı kavramlara verdiği anlamlar moda gibi salgın hâlde kullanılmıştır. Bazen takip ediyoruz müfessir(!), Muhammed Esed’in mealindeki kelimelerle sadece oynamış. Eşanlamlı kelimeler kullanmış. Onun kullandığı kavramları seçerken bile kafa yormamış. Abdülkerim Süruş ülkemize gelip takvayı tanımlayınca ve Muhammed Esed mealinde aynı tanımı kullanınca bizim tefsir hocalarımız irca eksenli bu tanıma “mal bulmuş mağribi gibi” yapışmışlardır. Zaman zaman lafızları buharlaştıran Esed’in mealindeki hatalar aşırma meallere aynen aktarılmıştır. Aşırma meallere kaynaklık eden Esed’in mealinde kullandığı manalar, onların meallerinden uçacak olsa ortada ne kalacağını merak ediyorum.

Tarihselci anlayışla yazılan mealler de piyasaya çıkmaya başladılar. Bu mealler bir boşluğu doldurmak için yazılmak yerine, modernitenin önünü açmak amacıyla yazılmışlardır. Tarihselci ve hermenötik anlayışla yazılan meallerdeki hitap cümleleri; “Ey Mekkeli müşrikler”, “Ey Medineli Müslümanlar”, “Ey Medineli münafıklar” biçimindedirler. Aynı mealler çok seçici davranarak öyle kelimeler kullanıyorlar ki okuyucuyu ruhen tarihin içerisine hapsediyor. Ayetlerin mesajlarını Rudy Paret’in ifadesiyle 610-632 arasına mumyalıyor. Biz şahsen bu çalışmaların masum olduğuna inanmıyoruz. Kuran mesajlarının tarih içerisine mumyalanması pozitivist eksenli modern dünya görüşünün/Allahsız bir medeniyetin sadece yollarını açar. İktidarlarının ömrünü uzatır. Böyle felsefi bir yaklaşımın masum olduğunu nasıl savunabiliriz.

Müslümanların akıllarıyla alay eden ve işleri firavunların rejimlerini tahkim etmek olan modern müfessirlerin(!) meal ve tefsir çalışmalarına bakma imkânları bulduk. Arapçaya yeni başlayan çocukların bile yapmamaları gereken “sarf” hatalarına şahit olduk. Onlar Müslümanları küçük görüp akıllarıyla alay etmeselerdi bunları dile getirmeyecektik. Sözün özü; meal yapmak için müfessirin taşıdığı şartların tamamını kuşanmak gerekir. Çünkü “her meal bir tefsirdir.” Eğer bu şartları kabul etmeden cahilleri Kur’an ayetleri üzerinde konuşmaya cesaretlendirirseniz, Allah’ın ayetlerini sadece oyuncak edindirirsiniz. Meal yazarlarının müfessirlerin taşımaları gereken niteliklerle mücehhez olduklarına inanmıyoruz. İnanmayışımız bir ön kabulden ziyade onların yaptıkları galat hatalardan kaynaklanmaktadır. Bu hataları yerinden alıntılarla göstermeye çalışacağız.

Biz, bireysel yapılan meal çalışmalarını doğru ve yeterli bulmuyoruz. Hele de ilmin konularının genişlediği, bilimsel bulguların arttığı bir zamanda tek kişilik meallerin hataları hâliyle çok olacaktır. Kolektif meal yapalım derken Diyanet Vakfının beş kişiye hazırlattığı fakat kimsenin bir birinin bölümünü dikkatlice okumadığı, içerisinde fıkıhçılar olmasına rağmen fıkhi içerikli ayetlere yanlış anlamlar verildiği grup meallerini de onamıyoruz. Meal, Arap dilinin bütün alanlarında uzmanlaşmış 10’a yakın dilci, din ilimlerinin usulünü bilen kişiler, hadisçiler, kelamcılar, siyerciler, fıkıhçılar, tarihçiler, antropologlar başta olmak üzere içerisinde doktor, mühendis, biyolog, astronom, kozmolog vb. ilim adamlarının da olduğu bir komisyon tarafından yapılmalıdır. En azından ilgili alan uzmanlarına yerine göre sıkça müracaat edilmelidir. Bütün bunlar kadar önemli olan bir başka husus, meal bir çevri olduğuna göre Türk dilini en iyi bilen uzmanlar bu çalışmanın içerisinde aktif görev almalıdırlar. Zira meal yazarlarımızın en önemli hatalarından biri de Türkçe’yi yeterince bilmemeleridir. Bu hususu önemine binaen bir defa daha yineliyoruz; Türkçe meal hazırlayanların en büyük sorunu Türkçe’yi iyi bilmemeleridir. Tüm meallerdeki ifade bozukluklarıyla alakalı mücelled eserler yapmak mümkündür. Sözün hülasası; teklif ettiğimiz şekilde, ideal bir meal komisyon çalışması yapılırken iyi bir tefsir de beraberinde yazılmış olacaktır.

Yukarıda değinmiş olduğumuz iyi bir meal ancak kurumlar tarafından hazırlanabilir. Çünkü masraflı bir proje ve aynı zamanda ciddi bir takım çalışmasıdır.  Bu projenin de uygulamada hataları olacaktır ama diğerlerine göre daha az olması muhtemeldir. Hataların aza indirgenmesi seçilecek insan unsuru ile alakalıdır. İstikameti bozuk ve dine bakışı arızalı adamları bir araya getirirseniz sadece yanlışları topluca onamış olursunuz. İlmi yeterlilik ve istikamet olmadan bu çalışmalar hayırlı neticeler vermez. Hidayet kitabı olan Kur’an, hidayeti bozuk kimselerin meal çalışmalarıyla ana hedefinden uzaklaştırılmış olur. Kurumsal bağlamda sivil yapıların böyle bir projeye sahip çıkmaları gerekir. Çünkü resmi kurumlarda bilgiyi özgürce üretmek oldukça zordur. Resmi kurumlar resmi ideoloji ile çatışan hakikatleri terör suçu gibi kabul etmektedirler. Fakat sivil dediğimiz kurumlar bir grup, kanaat önderi vesayeti ve düşüncelerinin dinleştirilmesi krizi yaşıyorlarsa, ortada sivil kurumdan zaten bahsedilemez.

Dipnotlar

[1] Hz. Peygamber’in evrenselliği ile ilgili bak: A’raf Suresi 158; Enbiya Suresi 107; Sebe Suresi 28; Tekvir suresi 27 vb. A’raf suresinde diğer peygamberlerin sadece kendi kavimlerine gönderildiklerine dair vurgular vardır. Hz. Peygamber’in evrensel olması aynı zamanda mesajının evrensel olmasının ve kendinden sonra peygamberlik iddialarının da batıl olmasının kanıtıdır.

[2] Müslim, 1, İman, 70, had. no: 240, c.I, s. 134.

[3] Ahmed, Müsned, (tah.:Muhammed Şakir) no: 19579, c. VII, s. 137.

[4] Bak: Hicr 15/9.

Mehmet Sürmeli

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

 

Yorumlar
  1. Ümit Ortaç dedi ki:

    Euzü billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. El Hadi Allah. El Ğafur Allah. Er Rahim Allah. Allah hidayet edendir. En Nur Allah. diledigine mülkünden pay verir dilediğinden alır. Kuran Kerim Hakim’dir. Emir vardır bunlar emir’dir. şaka sözü değildir. Allah Celle Celle kuluna yakındır. Ona dogru yönelmeniz bize emirdir. Allah’tan başka velimiz yoktur. öleceğiz ve dönüşümüz yine Allah’a. Kuran’ı Kerim hidayet rehperidir. Allah Rızasına niyet ederek hangi Ayet’i Celile’yi okursan seni Ğafur ve Rahim olan Allah sana yakındır ve şah damarından bile yakındır. Kuran’ı Kerim hidayet rehperidir. Allah Resülü Muhammed Mustafa gönderilen son Resüldür. bütün resüllerin emirleri nize farzdır. Kuran’ı Kerim’i elif be ile okumak gerek. Gayret gerek bilmiyorsan bile. Az az gayretle. Allah Celle Celal Ğafur’dur

  2. Cenk Cemil dedi ki:

    Sayın mehmet Sürmeli Bey…Çok önmeli bir konuya tmas ettiğiniz için teşekkürlerimi gönderiyorum. Evet, maalesef günümüzde özellikle Türkiyemizde bir MEAL VE TEFİSR ENFLASYONU yaşanmaktadır ! Adama, yarım-yamalk Arapça lisanına vakıf oluyor ve hemen kendisini bir meal yazma uzamanı oalrak görüyor ! Bu anlayış başlı başına bir felakettir diyorum. Onun için msülümanlar Kuran Meali alacakları zaman muteber ve ilmi olan kişişeri seçmeleri çok büyük önem taşımaktadır. Yazınıda zikrettiğiniz Muhammed Esed’in meal ve tefsiri de bana göre asla güvenilri bir tefsir değildir. Bilindiği gibi, bu şahıs Yahudi bir ailenin çocuğudur ve sonradan müslüman olmuştur. Meal ve tefdiri için de DİA’da şu bilgilerin verilmesi çarpıcı bir delildir diyorum. “””Muhammed Esed’in modernist çizgiyi yansıtan görüşleri eleştirilmiştir. Ayrıca meâlde eksik çevirilerin bulunduğu, isabetsiz anlamlar verildiği, aşırı te’viller yapıldığı, bâtınî yorumlara sapıldığı, kaynaklardan bilgilerin doğru aktarılmadığı ileri sürülmüştür. Önemli eleştirilerden biri de Muhammed Esed’in bir kısım âyetlerin yorumunda kullandığı yöntemi Kur’an’ın bütününde sürdürmemesidir.”””