
İtaat ve isyan, iman ve inkâr birbiriyle zıt anlamlıdır. İman ile itaat, isyan ile inkâr aynı mahiyete sahiptir. Her peygamberin kavmine geldiğinde ilk söylediği “tagutları inkâr edin ve Allah’a itaat edin” talimatıdır. Zira tagutlar Allah’a isyan konusunda zirvedeki zalimleri temsil eder. Peygamberlerde ilk söz olarak kendi kavmini, zalimlere itaat etmemeye çağırır. Peygamberlerin asli görevi, emir komuta zincirinde kimlere itaat edilip, kimlere itiraz edileceğini bir esasa bağlamaktır.
“Yaratana isyanda yaratılana itaat yoktur” ifadesi, imana karşılık gelen külli bir kaidedir. Hiçbir Müslüman Allah’a isyan edenlere itaat edemez, onlarla hemhal olamaz, onları dost ve veli edinemez. Zira Allah’a isyan edenler, kendi nefislerini ilah edinmiş tagutlardır. Tagutlara itaat edenler, hangi sebeple olursa olsunlar, itaat etmelerine meşru bir gerekçe bulamaz. İmanın sıhhati, önce tagutları inkar etmekle sağlanabilir.
Yukarıda da değindiğimiz gibi, gelen peygamberler işleyen cari iktidarla halk arasındaki iktidar itaat ilişkisini yeniden düzenlemek için gelmiştir. Allah resulü (sav) Mekke’de “La ilahe İllallah” dediğinde, Mekke dağlarında çobanlık yaban bir bedevi, “Muhammed bütün krallarla savaşacak anlaşılan” diyerek, La İlahe illallah’ın ne anlama geldiğini çok açık bir şekilde ifade etmiştir.
Günümüz modern toplumunda, birçok melez kimliğin varlığı inkâr edilemez. Ve bu melez kimliklerin de, Mekke dağlarındaki çobanın anladığı şekilde La İlahe İllallah’ın ne anlama geldiğini anlaması da elbette beklenemez.
Mekke dağlarındaki çoban, La İlahe İllallah denildiğinde, en başta Mekke’de işleyen siyasi düzene, sömürgeci sermaye sahiplerine, faiz lobisine, Allah’ı hiçbir şekilde dikkate almayan Darun Nedve denen parlamentoya karşı esastan bir itiraz olduğunu anlamıştı. Çobanın anladığının onda birini günümüzde Müslümanlık iddiasında bulunanlar ve önemli akademik kariyeri olan nice mürekkep yalamışlar ne yazık ki anlayamamıştır.
Gelen ayetlerde çobanın doğru anladığını doğrulamıştır. Sürekli yemin edip durana, daima kusur arayıp kınayana, durmadan laf götürüp getirene, iyiliği engelleyene, mütecaviz günaha dadanmışa, kaba ve haşin olana, ne kadar serveti ve eşi aşireti olsa da, böylelerine boyun eğmeyi Allah yasaklamıştır.
Dün söylediğini bugün yalanlayan, dün doğru dediğini bugün inkâr eden. Allah’ı peygamberini siyasetinden, iktisadından, hukukundan çıkaran, yok sayan, insanlar arasına sürekli fitne fesat sokan, kendi kavminin, ırkının seçilmiş olduğuna inanan, nefsini ilah edinmiş, hiçbir işinde, “Allah ne der” demeyenlere itaat edilmemesi, “La ilahe İllallah” lafzında toplanmıştır.
La ilahe İllallah’ın kısa tefsiri, “Yaratana isyanda yaratılana itaat yoktur” külli kaidesidir. Yaratanın, öldürenin, rızık verenin, yağmur yağdıranın, yerin göğün sahibinin… Velhasıl Allah’ı sonsuz kudret ve tasarruf sahibi olarak lisan ile kabul eden, fakat ameli olarak dünyevi her işinde nefsini ilah edinerek yaratana isyan eden yaratılmışlara itaat edilmez.
Müslümanlık iddiasında bulunanlar, hayatını yaratana isyanla geçiren hiçbir liderin, önderin, izim ve ideoloji sahiplerinin, parti başkanlarının, milliyetçi kavmiyetçi akımların peşinden gidemez, onlara muhabbet besleyemez, kavli ve fiili destek veremez.
Her biri müdebbir birer Rab, ölümlü birer ilah gibi davrananlar, insanı, evreni, doğayı, bilimi, siyaseti, iktisadı, hukuku Allah’ı ve peygamberini yok sayarak dizayn etmeye çalışanlar, tagutlaşmış ve yaratana isyanda birbirleriyle yarışmaktadır. Hayatları yaratana isyan üzere kuruludur.
İşte bu sebepten, “Yaratana isyanda yaratılana itaat yoktur.”
YAKUP DÖĞER
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-