islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,8201
EURO
55,9980
ALTIN
6.780,53
BIST
13.337,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

ZAHİR VE BATIN OLAN ALLAH’IM HİÇ GAYB OLUR MU? 

ZAHİR VE BATIN OLAN ALLAH’IM HİÇ GAYB OLUR MU? 
22/09/2026 10:17
A+
A-

ZAHİR VE BATIN OLAN ALLAH’IM HİÇ GAYB OLUR MU? 

Gayba iman, gayb olan Allah’a iman değildir. GAYB, Allah’ın bir sıfatı değildir. Gayba iman, görünmeyene inanmak veya doğrudan görülmeyen Allah’a inanmak değildir. Görünen âlemin dışında, görünmeyen âleme inanmak demektir. Gayb, görülemeyen değil, görülmeyen demektir. Biz delilsiz olan gayba değil; delili, ispatı olan ve aklen mümkün olana iman ederiz. Allah, GAYB/görünmez sıfatıyla nitelenemez. Çünkü O tamamen görünmeyen değildir; O hem Zâhir’dir hem Bâtın. Tabii ki görene… Köre ne?

Allah’ı niçin görmüyoruz? Çünkü gördüğümüz her şey Allah’ı gösteriyor. Kendimiz de dâhil, gördüğümüz, bildiğimiz, dokunduğumuz her şey Allah’ın imzasını taşıyor.

“Rabbimiz! Bizi, ‘Rabbinize iman edin!’ diye imana çağıran her bir davetçiyi (Kur’an’ı, Rasûlünü, kâinat kitabını, insan kitabını, sünnetullahı/kozmik yasayı) duyduk ve hemen iman ettik…” (Âl-i İmrân, 3/193)

Allah’ı gösteren bu ayetlere/davetçilere rağmen hâlâ O’nun varlığını görmüyorsak, O görünmüyor değil; biz görmüyoruz demektir. Allah, eserleriyle ZÂHİR’dir/görülendir. Zâtı ile de BÂTIN’dır/görülemeyendir.

“O, (aynı anda) el-EVVEL’dir/öncesiz ilktir ve el-ÂHİR’dir/sonrasız sondur; ez-ZÂHİR’dir/bütün varlığı, eserleri ile görülebilendir ve (zâtı ile) el-BÂTIN’dır/zâtı görülemeyendir. Ve O, her şeyi en iyi bilendir.” (Hadîd, 57/3)

Yaşadığımız bu dünya ve evren Allah’tan bağımsız olmadığı gibi, Allah da bunlardan bağımsız değildir. Bu âlemde gördüğümüz her şey, Allah’ın isim ve sıfatlarının tezahürüdür. Siz, biz ve kâinatta şahit olduğumuz her şey, Allah’ın isim ve sıfatlarının tezahüründen ibarettir.

İnsanın duyu organları; göz, kulak, ağız, burun, el, ayak hep ZÂHİR’dir/görülendir. Ama bu organlarla hissedilen görme, işitme, koklama, dokunma, yürüme, yorulma duyularımız ise BÂTIN’dır/görülemeyendir.

Gıdalarımız da hem Zâhir hem Bâtın isminin tecellisidir.

İnsanın yedikleri, bedeninde hem Zâhir isminin tecellisiyle görülebilen ete, kana, yağa, vitamine, minerale ve hücreye dönüşür; hem de Bâtın isminin tecellisiyle görülemeyen akla, fikre, düşünceye, iradeye, enerjiye, kuvvete, söze, niyete, imana ve eyleme dönüşür.

“İşte (ey insanlar), görmez misiniz ki Allah göklerde ve yerde bulunan her şeyi emrinize amade kılmıştır; ZÂHİR/AÇIK ve BÂTIN/GİZLİ olarak size nimetlerini bol bol ihsan etmiştir?” (Lokman, 31/20)

Âdemoğlu, akledip tefekkür ederek verene teşekkür edecek yerde, maalesef: “Onlar, sadece dünya hayatının görünen dış yüzünü/ZÂHİRİNİ bilirler de ahiretteki hayattan büsbütün gafildirler.” (Rûm, 30/7)

Oysa göremediğimiz hava ile nefes alıp verir, yaşam süreriz. Yer çekimi kanunu ile yere ayak basar; yürür, koşar, düşer ve kalkarız. Hava ve sudaki kaldırma gücüyle uçaklara biner, gemi ve vapurlarla seyahat ve ticaret eyleriz. Su buharı ile rahmete, yağmura, suya kavuşuruz; hayat buluruz, rızık buluruz, insan oluruz.

Ey gaybın sahibi, ey eserleriyle Zâhir/aklederek idrak edilen, zâtı ile Bâtın/görülemez olan Allah’ım! Bunca lütuf ve ikramına rağmen bizler nasıl olur da yüce zâtına teşekkür etmeyiz, hakkıyla kulluk yapmayız ve layıkıyla Seni takdir etmeyiz?… Estağfirullah! Etmeyiz de ne kelime? Haddimize mi düşmüş? Elbette şükran duyarız, kulluk yaparız ve yüce zâtını takdir ederiz; takdis ve tesbih ederiz…

Ya ZÂHİR, ya BÂTIN!

Yarattıklarıyla Zâhir olan, zâtıyla Bâtın olan Allah’ım! İçimizi de dışımızı da görmek istediğin gibi eyle! Bizleri sevdiğin bir kul eyle!… İnşallah.

Nuri Çalışkan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.