islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,8461
EURO
35,6762
ALTIN
2.558,67
BIST
10.991,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C
Pazar Açık
32°C

Zekât sosyal adaleti içeren ibadettir – 2

Zekât sosyal adaleti içeren ibadettir – 2

Ali Rıza Demircan

Yazının ilk bölümünü okumak için bu linki tıklayınız aziz okurlarım.

Zekâtı olmayanın kabul edilir namazı da yoktur

Sevgili kardeşlerim! Burada önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Sık sık değiniyoruz: “Namaz, olmazsa olmaz ibadettir. Namaz yoksa İslâm’ı bir bütün halinde yaşama imkânını bulamazsınız. İslam’ı bir bütün halinde yaşama enerjisini sağlayamazsınız.” Aziz Peygamberimiz bizi uyarmakta ve; “zekatı olmayanın kabul olunur, namazı da yoktur,” buyurmaktadırlar.

Bu hadisi sevgili kardeşlerim; çok uzun dönemler anlayamadım. Rabbim ufkumuzu açınca idrak edebildim. Zekât Rabbimizin belirlediği haktır. Siz bu hakkı vermediğiniz zaman helâl olan malınıza haram katmış olursunuz. Sevgili Peygamberimiz “Haramla beslenen vücut sahibinin duası ve diğer ibadetleri kabul edilmez,” buyurmakla değindiğimiz gerçeği açıklamış olmaktadır.

Zekât verilecek mallar ve oranları

Bazı önemli hususiyetlerini açıklamaya çalıştığımız zekât ziraî mahsuller, hayvanlar, madenler, ticaret malları, hisse senetleri, altın ve gümüşler, fabrika ve apartman gelirleri üzerinden değişik yüzdelerle verilir. Mesela sermaye kazanç ikilisinden kırkta bir, kira gelirlerden yirmide bir, toprak ürünlerinden onda bir ve madenlerden beşte bir nispetlerinde verilir.

Dinimizde zekâtın büyük ölçüde her bir cins maldan ve değişik yüzdelerle verilmesi her türlü malda fakirlerin ve âcizlerin de hakları olduğunu göstermektedir. Zenginin kullandığı her mal da fakirin de hakkı vardır. Buna göre gömlek üretiyorsan, gömlek verirsin, ayakkabı üretiyorsan ayakkabı verirsin, tarım ürünleri üretiyorsan, onlardan verirsin. Özetlersek hangi bir malı üretiyorsan, o maldan verirsin zekâtını.

-Yeri geldi aktarayım- bazı kardeşlerimiz örneğin şöyle diyorlar: Hocam elimizde örneğin yüzlerce elbise var, ilmi-dîni kitap var, pek çok şişe zeytin yağı var ama verilecek para yok. Bu sebeple zekât veremiyoruz. Kardeşlerim! Paranın olmasına gerek yok. Bu durumda elbise, hitap ve zeytinyağı olarak zekât verirsin. Zaten asıl olan ürettiğin maldan zekâtını vermektir. İslam âlimleri fakirler lehine de kolaylık olsun diye zekâtın parasal karşılıklarla da verilebileceği içtihadında bulunmuşlardır.

Zekâtın inkârı kâfirliğe, ihmali azaba götürür

Sevgili kardeşlerim; zekâtın inkârı kâfirliğe, ihmali azaba götürür. Pek çoğumuzun, zaman zaman okuduğumuz Yasin sûresinin 49. âyetinde bize bir kâfir mantığı şöylece açıklanmaktadır:

Onlara Allah’ın size verdiği rızıklardan; ‘Ne duruyorsunuz, veriniz’ denildiği zaman Yaradan’ı ve O’nun zekâtla alakalı buyruklarını tanımayan kâfirler müminlere şöyle derler: Allah’ın dileseydi zenginleştireceği, yedirip doyuracağı kişileri biz mi doyuracağız? “

Bu mantık kâfir mantığıdır. Çünkü bütün nimetler Mevla’mızdandır. Sakın ha benim aklım dememeliyiz. Benim atılım gücüm dememeliyiz. Benim çalışmam dememeliyiz. Aklı da veren Allah’tır. Atılım gücünü veren de Allah’tır. Çalışma zevkini veren de O’dur. O, vermek istediği için sebepleri de ihsan eder. Dolayısıyla müminin mantığı “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk / Rabbim emret; Emrini dinlemeye ve uygulamaya hazırım .” şeklinde daima teslimiyet ve tevazu olmalıdır.

Bu “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” şeklinde Telbiye zikri/duası haccın ihram haline özgü ise de mânası düşünülerek her zaman getirilebilir. Mümin hayatın her anı ve safhasında “Lebeyk/Emret Rabbim” demelidir. Şöylece de düşünmelidir: Benim gibi nice akıllılar nice atılım yapanlar ve nice çalışanlar var, var ama günlük zaruri ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar.

Aziz Kardeşlerim! Kişi “Zekât da ne oluyor/Niçin zekât vereceğim,” dediği an Yaradan’ın buyruğunu tanımadığı için kâfir olur.Tövbesiz kâfirler ise Cehennemliktir.

Zekâtsızlıkla Âhirete imansızlık bağlantısı

Burada ürpertecek bir gerçeğe işaret etmek istiyorum. Âhiret’e imansızlıkla, zekâtsızlık Kur’ân-ı Kerîm’de sık sık bir arada zikredilir. Zekâtsızlık, -Allah korusun- kâfirliğe açık bir yoldur. Ebedî hayatı mahveder. Bakınız Fussilet sûresinde ne buyruluyor: “Uğrayacakları azaplardan ötürü Allah’a ortak koşanlara yazıklar olsun, zekâtı vermeyenler ve âhirete inanmayanlar da onlardır.” Evet,zekâtsızlıkla âhirete imansızlık arsında sıkı bir rabıta vardır. Namazsızlıkta da böylesi bir bağlantı vardır. Bunun içindir ki Kur’ân’da Hak’ka yani Allah’a yönelik namazla halka dönük zekât genelde bir arada zikredilir.

Zekâtsızlığın dünya ve Âhiret Cezası

Sevgili kardeşlerim! Zekâtın verilmemesi veya verilmesinde ihmal gösterilmesi de azaba götürebilir. Laik cemiyetlerde zekâtsızlığın cezası yok. Ama İslam toplumunda cezası var. Vermediğin zekât alınır, bir de vermen gereken zekatın bir misli de ceza kesilir.

Zekât vermemenin bir de Cehennemî cezası vardır. Rabbimiz bu cezaya ilişkin olarak bizleri Tevbe sûresinin 34 ile 35. âyetlerinde şöyle uyarmaktadır:

“…Altın ve gümüşü biriktirerek saklayan ve onları Allah yolunda harcamayan kimseleri acıklı bir azab ile uyar ey Peygamber. (Zekâtı verilmeyerek biriktirilen) malların cehennem ateşinde kızdırılacağı kıyamet gününde, onların alınları, yanları ve sırtları kızdırılan bu mallarla dağlanacak ve onlara şöyle denecektir: İşte nefisleriniz için sakladıklarınız. Artık topladıklarınızın acısını tadın bakalım.”      

Kardeşlerim; Hayvanlarla ilgili çalışmamı yaparken bir konu dikkatimi çekmişti de kendi kendime sormuştum; Bu, görüntüleri bile dehşet veren zehirli kobralar niçin yaratıldı? Meğer zekatsızlığımız sebebiyle uğrayabileceğimiz azabın büyüklüğünü kavratıcı mühim bir faydası varmış. Bunu Allah’ın Resûlü’nün aşağıda nakledeceğimiz hadisinden öğrenebiliyoruz. Salât üzerine olsun Peygamberimiz şöyle buyurur:

Allah’ın kendisine verdiği malların zekâtını vermeyen kişinin Kıyamet Günü’nde vermediği zekâtları, korkunç bir yılana dönüştürülür. O yılan kişiyi çenesinden yakalar ve ona ‘işte ben senin zekâtını vermediğin malınım, ben senin hazinenim’ der.”

Zekat vermemezlik bizi azaba götürdüğü gibi zekat vericilik de Cennet’e götürür. Rabbimizin hiç bir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği Ebedî Cennet nimetlerine götürür. Bu gerçeği de Kur’an-ı Kerim’de cennete girecekleri açıklanan Müslümanların, bildirilen ana vasıflarının iman, namaz ve zekât olmasında öğreniyoruz.

Biz teberrüken Ra’d sûresinin 24 ile 24. âyetlerinin anlamını vermekle yetinelim:

Rablerinin rızasını dileyerek her zorluğa sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan -gizli ve aşikâr- Allah yolunda harcayanlar ve kötülüğü iyilikle savanlar yok mu? Dünya hayatının iyi bir sonucu olan Adn cennetleri onlarındır… Onlar girecekleri Adn cennetlerinde ebedi olarak kalacaklardır.”

Aziz kardeşlerim; Unutmayınız, fakirler almaya muhtaçtır ama mal varlığı olanlar vermeye daha çok muhtaçtır.

En ziyade kayba uğrayacaklar

Unutmayınız, zekatını verebildiğiniz mallar sizin mallarınızdır. Diğerleri varislere bırakacaklarınızdır.

Unutmayınız, zekâtı vermemek de Cehennem’ vermek de Cennet’e götürür.

Sizlere namazı bir daha hatırlatıyor ve bir hadisle sohbetimizi bitiriyorum.

Sahâbi Ebuzer Hz Peygamberlerle aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatıyor:

Hz. Peygamber Kâbe’nin gölgesinde oturuyorken beni görünce şöyle dedi: Kâbe’nin Rabbi olan Allah’a yemin ederim ki en ziyade kayba uğrayacak kişiler onlardır. Ben de sordum:

-Ya Rasulallah; anam babam sana feda olsun. Kıyamet Günü’nde en ziyade zarara uğrayacaklar kimlerdir? Şöyle buyurdu:

-Onlar, önünden, arkasından, sağından ve solundan devamlı verebilenler müstesna, malları çokça olanlardır. En ziyade kayba uğrayacak olanlar zekâtlarını vermedikleri çokça mallara sahip olanlardır.

Hepinize hayırlar, huzurlar dolu ömürler niyaz ederim aziz kardeşlerim.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.