
İslâmî ölçülere uygun kadın giyimi olarak tanımlayabileceğimiz tesettür, Müslümanlar için îman, ibâdet, ahlâk, sağlık ve estetik mevzudur.
İman: Allah, yarattığı insanların rûhları, malları ve toplumsal hayatları yanı sıra bedenleri üzerinde de egemen olan biricik Rab’dir. Tesettür, Rabbimizin bedenimiz üzerindeki Rabliğini fiilen tanıma olarak îman konusudur.
İbadet: Yaratılış gayemiz olan ibâdet, Allah’ın ve Peygamberi Hz. Muhammed’in emirleri ve yasaklarına itâat emektir. (Nûr 30, 31, 60) Rabbimizin buyruğu olduğu için Tesettür bizim için Libas’üt Tâkva olarak ibadettir.
Ahlâk: Tesettür, cinsel içgüdüleri aklın ve ilâhi kuralların denetimine almaktır/aldırmaktır. İnancımızı yansıtmak ve kültürel tercihlerimizi açıklamaktır. Toplumsal ilişkileri cinsellik üzerinden değil kişilik üzerinden kurmaktır/kurdurmaktır. Ahzab sûresinin 59. ayeti tesettürün ibadet oluşu yanı sıra ahlâkî boyutuna şöylece işaret etmektedir:
“Ey Peygamberim! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle/emret. Vücutlarını kuşatıcı giysilerini baştan aşağı sarkıtarak örtünsünler. Böylesi örtünmeleri (ahlâki çizgide yaşayan erdemli kadınlar olarak) tanınmaları, (bakışla, sözle ve elle) incitilmemeleri için daha uygundur. Allah çokça bağışlayan ve pek çok merhamet edendir.”
Sağlık: Tesettür, insanı, fiziki etkilerden, cinsel bakışlara odak olmaktan ve tacize uğramaktan koruyan sığınaktır.
Estetik: Tesettür koruyucu örtü olma niteliği yanında estetiği sağlayan/sağlaması gereken giyim şeklidir. Tesettürle estetiğin sağlanması Rabbimizin buyruğudur:
“Ey Ademoğulları! Ön ve arkanız dahil vücudunuzu örtmeniz ve güzellik nesnesi edinmeniz için katımızdan nimet olarak giysi maddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik. Ama (örtünme emrimizi uygulamayı da içine alan) kulluk bilinci ve yaşamı olan Takva örtüsü daha hayırlıdır. İşte bu da, insanoğlunun öğüt alabileceği âyetlerden biridir.” (A’râf 26)
Müslüman kadının kendileriyle evlenebileceği nâmahrem erkeklere karşı oluşturması gereken tesettürün Kur’ân âyetleri ve Peygamberimizin bu âyetlere getirdiği açıklamalarla belirlenen maddî şartlarını şöylece özetleyebiliriz:
a) Eller, yüz ve ayak bilekleri altı dışında bütün vücudu örtücü,
b) Vücudun tabii rengini ve organların biçimini göstermeyecek şekilde sık dokulu ve geniş,
c) Dıştan bakıldığında erkek giysisi olduğu izlenimi vermeyecek derecede kadın cinsiyeti ile uyumlu,
d) Helâl kılınan maddelerden yapılı, (Mesela, yırtıcı hayvan derilerinden mamul olmamalıdır.)
e) Renkler yumağı olmaktan beri, sade ve sadeliği içinde güzel ve temiz,
f) İslâm’a göre bâtıl olan din ve ideoloji mensuplarının nişanı olan giysi modellerine aykırı.
Tesettürün özetlenen maddî şartları yanı sıra mânevî şartlarını da elbiseyi helâl kazançla almak ve farklı ve üstün olma amacından korunarak giyinmek olarak açıklayabiliriz.
Giysi konusundaki hatalarımız için tövbe etmeli, eksiklerimizi gidermeliyiz. (Nûr 31)
Biz Müslümanlar için Cennet yolu olan tesettür îman, ibâdet ahlâk, sağlık ve estetik konusudur. Şartlarını da Rabbimiz ve Peygamberimiz belirlemiştir. Bizler belirlenen şartları koruyarak sade, kullanımlı, cinsel bakışlardan koruyucu ve estetik çizgiler içerici özgün giysiler edinebiliriz. Müslüman erkekler ve kadınlar olarak kendimize özgü ve özgün kılık ve kıyafete bürünemedikçe kültürel bağımsızlığımızı kazanamayacağımızı da bilmeliyiz. Sözü bir âyetle bağlayalım:
“Müslüman Kadınlar! Ev merkezli toplumsal hayatı önceleyin. İslâm öncesi câhiliyet dönemi kadınlarının yaptığı gibi Teberrüc (tahrik edici şuh tavırlarla çapkınca yürüme) yapmayın. Namaz kılın, zekât verin. Allah’ın ve Peygamberlerinin (diğer) buyruklarına da itâat edin…” ( Ahzab 33)