
İnsana sormuşlar: Nereden gelir nereye gidersin?
— Bilmiyorum, gidiyorum işte; çiçekleri ezmeden, gönülleri incitmeden, kimseyi üzmeden…
— Peki, nasılsın? demişler.
— Bilmem, mahşerde, mizanda belli olur… demiş.
İşte adalet tam da bu, çiçekleri ezmeden, gönülleri incitmeden ve kimseyi üzmeden yürünen yoldur adalet.
Adalet, her bir şeyin en iyi, doğru, düzgün ve müstakim/hedefi, rotası, yönü belli ve değişmez olan özgür ama sorumlu bir hayat yolculuğudur. Yani sırat-ı müstakim dediğimiz; sağından veya solundan, yoldan çıkmaya izin vermeyen, otoban misali muhafazalı, güvenli yola adalet denir. Bu yolda iyiye de kötüye de, iyiliğe de kötülüğe de hak ettiği karşılık mutlaka verilir. Öyle ki eksiği ve fazlası dikkate alınarak ve eksiği de fazlası da dışlanarak bihakkın ödenir.
Adaletin hedefi ise; iyiliğin hâkim, kötülüğün yok olmasıdır. Bunun için de iyilerin itibar kazanması, kötülerinse cezalandırılması gerekir. Peki adalet, birisi bize bir kötülük yaptığı zaman onun cezasını vermemiz midir adalet? Bireysel ceza, yaptırım ve müeyyide tek başına adalet olur mu?
Olmaz… olmaz elbette. Çünkü bireysel hırs ve hınçta, kantarın topuzu kaçar, haddi aşar ve iş zulme varır. Adalet devletin/yargının işidir; ve’s-selâm.
Peki, affetme nedir? Affetme, ihsandır. Adalet mi yücedir, ihsan mı?
Adalet dışta, devlet yönetiminde yücedir. Zira devletin dini-imanı, adalettir. Adaleti kaybeden devlet, dini imanı da kaybetmiştir. Adalet imanından yoksun bir devlet, zulme giriftar olmuştur. Zulüm ise her devletin mutlak yıkılış, yok oluş sebebidir.
İhsana gelince; aile içinde, kardeşler arasında ihsan yücedir. Devlet ihsanda bulunamaz. Torpil olur, adam kayırma olur ve zulüm olur. Ama kendi aile hayatımızda adalet caiz değildir desem; çok mu iddialı olur?… Eğer aile hayatında adaleti uygulayacak olsak; aile diye bir şey kalmaz. Zira aileyi, aile yapan; sevgi ve merhamettir. Eşler birbirini affedecek. Baba evladı, evlat babayı affedecek. Zira ev ve aile, sevgi ve merhamet temeli üzerinde yükselir ve yücelir.
Annemiz-babamız, edeb ve terbiye için bize bir tokat vurdu. Adalet olsun diye annemize, babamıza kalkıp tokat mı vuracağız? Hayır, hayır, vuramayız, vurmamalıyız..
Edeb yâ huuu…
İşte her cuma hutbesinin: “Hiç şüphe yok ki Allah, adaletle davranmayı, iyilik yapmayı/sevgi ve şefkatle yaklaşmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emrediyor; her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklıyor: size (bu) öğütleri veriyor ki, sorumluluklarınızı farkedesiniz.”(Ahzâb,16/90) uyarısı ile son bulmasının espirisi de işte budur. Allah insanlığa adaleti ve ihsanı emrediyor. Yüce zatına ise sadece rahmeti, merhameti farz kılıyor. Aile de Rahman’dan bir daldır. onun için ihsanı/sevgi ve şefkati, aile içine temel ve farz kılmıştır. Onun için ailede ihsan/sevgi ve merhamet, her şeyden ve her zaman daha yücedir.
İnsan; empati kurarak/halden anlayarak, önyargılardan arınarak, söz, iş ve eylemlerinde, objektif ve tarafsız davranarak, sorumluluk bilinciyle başkalarının haklarına saygı göstererek adaletli yaşayabilir.
Bu genel ahlâk ve adalete uygunluk ilkelerini benimseyen insan, toplumsal ve kişisel düzeyde dürüst, kararlı, duyarlı ve sorumlu bir duruş ve karakter sergileyerek âdil bir yaşam sürebilir. Öyleyse kimseden intikam almaya kalkma, beddua etme, kötü söz söyleme… Çünkü; beddua ve kötü söz geldiği yere geri döner. Bu ise oturduğun yerden ilahi adaleti izlemek gibi müthiş bir şey… Ve İlahi adalette zaman aşımı yoktur. O bir gün mutlaka tecelli edecektir.
“İşte bütün bunlar, kendi ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır; değilse Allah’ın kullarına haksızlık yapma ihtimali bulunmamaktadır.” (Enfal,8/51)
Âmennâ ve saddaknâ.
ADALET ve ülkremizdeki Adli Yargıya güven konusunda her dört kişiden birinin güvensizliğini belirttiği anketlerde ortaya çıkmıştı. E adaletin ve Adli Yargıya Güvenin olmadığı bir yerde de ZÜLÜM ve ZALİMLERİN olduğu bir gerçektir…Peki ya, Rabbimiz bu konuda müslümanalrqa ne buyuruyor ? Zalimelre ve zulme asla meyletmeyin ve destek olmayın buyuruyor ! Rasulullah (S.A.V.) Efendimiz ne buyuruyor ? “Cihadın En Faziletlisi, Zalim Sultanın Karşısında Hakkı ve Adaleti Söylemektir” Bu hadis, Müslümanların güç karşısında susmaması, zulme boyun eğmemesi gerektiğini vurgular. Peki ya, müslümanlr olarak bu emrilere uyuyor muyuz acaba ?..Ne gezer? Herkes kendi başına bir yol tutturmuş cehenneme foğru pua-yelken gidiyor da hiç kimse olralı bile değil!
Üstteki yorumumda “…her dört kişiden birinin güvensizliğini belirttiği anketlerde… cümlesi “””her dört kişiden üçünün güvensizliğini belirttiği anketlerde””” şeklinde olacaktı, yani yüzde % 75 güvensilik sonucu veren anketler sehven dörtte-bir (yüzde % 25 olarak yazılmıştır. Düzeltiyorum.