islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NEDEN GEREKLİ?

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NEDEN GEREKLİ?
10/06/2026 09:22
A+
A-

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NEDEN GEREKLİ?

Türkiye’nin anayasal geleceği üzerine düşünmek, bir vatandaş olarak beni uzun zamandır meşgul ediyor. 1982 Anayasası’nın darbe gölgesinde hazırlanmış bir metin olduğunu, o dönemin olağanüstü koşullarının ürünü olduğunu hepimiz biliyoruz. Aradan geçen kırk küsur yılda Türkiye inanılmaz değişti; nüfusu iki katından fazla arttı, ekonomisi dönüştü, toplumu çeşitlendi, genç nüfusu yeni bir dünya ile yüzleşti. Ama temel kanunumuz hâlâ o eski ruhu taşıyor. İşte bu yüzden yeni bir anayasa, yani kapsamlı bir anayasa değişikliği artık bir lüks değil, bir zorunluluktur.

Türkiye’de anayasa tartışmaları başladığında bazı çevreler bunu hemen “rejim değişikliği”, “tehlike”, “kriz” gibi kavramlarla sunmaya çalışıyor. Oysa dünyanın en güçlü devletlerine bakıldığında hemen hepsinin belirli dönemlerde anayasal revizyonlardan geçtiği görülür. Çünkü toplum değişir, dünya değişir, tehditler değişir, devletlerin ihtiyaçları değişir. Buna rağmen anayasa hiç değişmesin demek, devleti zamanın gerisine hapsetmek demektir.

Bugün hâlâ darbe döneminin ruhunu taşıyan, onlarca kez değiştirilmiş, maddeleri birbirine eklenmiş bir anayasa ile yol yürümeye çalışıyoruz. Bir taraftan “sivil siyaset güçlensin” deniyor, diğer taraftan darbe döneminin izlerini taşıyan bir metnin kutsallaştırılması isteniyor. Bu büyük bir çelişkidir.

Yeni anayasa ihtiyacı yalnızca siyasi değil aynı zamanda toplumsal bir ihtiyaçtır. Türkiye artık 1980’lerin Türkiye’si değildir. Bölgesel güç olma iddiası taşıyan, savunma sanayiinde büyük hamleler yapan, küresel krizlerin merkezinde bulunan bir ülkenin daha güçlü, daha net ve daha işlevsel bir anayasal zemine ihtiyacı vardır.

Bazıları anayasa değişikliğini yalnızca Cumhurbaşkanlığı sistemi üzerinden tartışıyor. Oysa mesele bundan ibaret değildir. Yeni anayasa; yargı sistemi, temel haklar, bürokratik işleyiş, devlet-millet ilişkisi, dijital çağın getirdiği yeni hak alanları ve kamu yönetiminin verimliliği açısından da ele alınmalıdır.

Üstelik anayasa değişikliği öyle bir kişinin “istedi oldu” diyebileceği bir süreç değildir. Türkiye’de anayasa değişikliği için Meclis’te yüksek çoğunluk gerekir. 360 milletvekili bulunursa konu referanduma gider ve son sözü millet söyler. 400 milletvekili desteği varsa süreç daha farklı işler. Yani bu mesele zaten doğrudan millet iradesine bağlıdır. Buna rağmen halkın önüne sandık gelmesinden korkuluyorsa burada demokrasi adına ciddi bir tutarsızlık vardır.

Muhalefetin bir kısmı daha teklif bile ortaya çıkmadan peşin şekilde karşı çıkıyor. İçeriğini görmeden reddetmek demokratik bir yaklaşım değildir. Eğer gerçekten millet adına siyaset yapıldığı iddia ediliyorsa yapılması gereken şey masaya oturmak, madde tartışmak ve toplumsal uzlaşmaya katkı sunmaktır.

Türkiye’nin artık sürekli kriz üreten değil, istikrar üreten bir anayasal zemine ihtiyacı vardır. Devlet kurumları arasındaki yetki karmaşasının azaltıldığı, bürokratik hantallığın kırıldığı, milli iradenin daha güçlü hissedildiği bir sistemin inşası mümkündür. Bunun yolu da çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir anayasa yapabilmekten geçmektedir.

Anayasa toplumların ortak sözleşmesidir. Ortak sözleşmeler ise korkularla değil özgüvenle hazırlanır. Türkiye kendi anayasal geleceğini dış baskılardan, ideolojik ezberlerden ve darbe dönemlerinin gölgelerinden kurtararak inşa etmek zorundadır.

Benim açımdan mesele sadece hukuk metni değiştirmek değil; Türkiye’nin kendine olan güvenini tazelemektir. Darbe anayasasından kurtulmak, kendi irademizle yazdığımız bir anayasaya kavuşmak, millet olarak olgunlaştığımızın göstergesi olacaktır.

Adnan Onay

Yazarımız ‘Adnan Onay’ın’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA  ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.