islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0547
EURO
52,7444
ALTIN
6.667,40
BIST
14.488,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR

BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR
28/04/2026 10:00
A+
A-

BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR.

Kurban, yaklaşmaktır, yakınlaşmaktır, ama kime? Allah’a mı, insana mı, kendimize mi? Üstelik içinde kan, can ve acı barındıran bir ibadet ile mi?

Direkt kurban ile Allah’a yaklaşmayı düşünüyorsak; Rabbimiz ne yapsın eti, kemiği, ve kanı? Zaten mübarek Kur’an’ında da “Bu kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz! Fakat Allah’a ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır…”(Hac, 22/37) buyurmadı mı? Peki o halde takva nedir? Öncelikle iç ve dış dünyamızdaki kötülükleri ve kötü olanları def etmektir ki, yerine iyi olan konulabilsin. Allah’ın insana emanet ettiği dünyalıkların bitimsiz hırsının, insan ile Rabbi arasına girmesinin kesilip atılmasıdır takva. Amacı takva/ sorumluluk ve duyarlılık bilinci olan kurban, Allah rızası için kamu yararına feda edilen candır. Kendi canımızdan ve kanımızdan yapamadığımız fedakârlığı ve ikramı, kurban ile telafi etme sorumluluğumuz var. İşte bu sorumluluğumuzdur takvamız. Öyleyse Allah’a yakınlığımız, Hakk’ın rızasına bağlıdır. Hakk’ın rızası, halkın rızasında gizlidir. İnsanın Allah’a yakınlığı ise, insanın insana yakınlığı ile sağlanır. Yaşatmadan yaşayamayız. Çünkü insan insanla yaşar. İşte unutulan bu sorumluluğumuzun ilk tohumu kurbandır. Ve kurban bizlere hem yemeyi, hem de yedirmeyi ahlâk kılan bir öğretidir.

“Onların etinden hem siz yiyin ve hem (fakir olduğu hâlde) kanaat getirip istemeyene, hem de isteyen fakire (yoksul ve muhtaçlara) yedirin. Şükredesiniz diye onları (o hayvanları) böylece sizin hizmetinize verdik.”(Hac, 22/36, 28) Kurban, diğer insanlara ikram ve hediye edilmediği ve sadece kendimize saklandığı, stoklandığı takdirde ilâhî murat, istek ve emrin anlam ve amacı ıskalanmış olur.

Kaldı ki Rabbimizin bu isteği kendi için değil; yine bizim için, insanlık için, kardeşlik için ve sosyal adalet içindir. Zira “ver ki vereyim!” diyen bir Rabbimiz var.

“Hani Rabbiniz size şöyle buyurmuştu: ‘Eğer şükrederseniz size (olan nimetimi) artırırım da artırırım. Yok eğer nankörlük ederseniz iyi bilin ki mahrumiyetim pek şiddetli olacaktır.”(İbrahim, 14/7) Eyvallah yâ Rabbî! lutfettiğin nimetlerin şükrü’nün kendi cinsinden olacağını ve her şükrün o nimetin artış sebebi olduğunu anladık yâ Rabbi anladık.

Artık her bir ibadetin gerçek amacının, ahlâka yardımcı olmak ve iyi insan yetiştirmek olduğunu biliyoruz Allah’ım!

Mü’min, sadece kendine Müslüman değildir. İkram ve paylaşım, kardeşlik ve fedakarlık, her mü’minin, her iyi insanın karakteridir, ahlâkıdır ve takva/sorumluluk elbisesidir.

Ayrıca hayvan da olsa bu alemden bir can alanın, doğaya ve insanlığa bir can borcu yok mudur? Bir nefes kesenin, bu kozmik sisteme bir nefes borcu yok mudur? Kaldı ki her nefes, bir nimet değil; BİN NİMETTİR.

Yeryüzüne ve tüm canlılara bir can katmak, bir nefes hediye etmek, bozduğumuz dengenin ve ahengin absorbe/telafi edilmesidir, yeniden tesis edilmesidir. Peki bu günah nasıl telafi edilecek? kurban edilen her can için bir fidan ve her nefes için bir oksijen fabrikası dikmek ve yaşatmak iledir. Çünkü her bir fidan, bir oksijen fabrikasıdır. Canlı bir uygulama, ve örnek bir model olarak Yardımeli Derneği’nin “BİR KURBAN, BİR FİDAN!” kampanyası tam da bu anlam ve amacı hayata taşımaktadır. Çünkü her nimetin şükrü, kendi cinsinden olmalıdır. Bir cana uzanan el, bu hayata bir can katmalı. Bir nefes kesen, bu kozmik sisteme bir nefes hediye etmelidir. Ve bunun en aktif ve en pratik yolunu gösteren o mübarek Nebi’nin uyarısı hepimize hayat dersi, can dersi ve nefes dersi olsun inşallah.

“Tam da son saat/kıyamet koparken, sizin elinizde bir fidan varsa onu; hemen ama acilen diksin/toprakla buluştursun.” Edebü’l-müfred, 1/168, hn. 479)

İnsana düşen, sonuca bakmak değil; elinden geleni hemen yapmaktır.

Kim istemez? kestiği can için yeni bir can, kestiği nefes için yeni bir nefes katmayı kim istemez? Cana can katmak ve de kestiğimiz nefesin şükrünü ödemek üzere var mısınız bir nefes fabrikası kurmaya?

Hadi bismillah bir kurban için bir fidan; bize, varlığa ve kâinata can ve nefes olacak inşallah…

Nuri Çalışkan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.