
Borca Dayalı Küresel Düzende Pahalılığın Perde Arkası ve Beklenen İktisadi Denge
Günümüzde vatandaşın gündeminden düşmeyen pahalılık sorunu, çoğu zaman yerel dinamiklere indirgenerek tartışılıyor. Oysa bu derin ekonomik sıkıntının kökeninde, sadece bizim değil, tüm dünyanın parçası olduğu küresel bir iktisadi düzen yatıyor. Bu düzen, esasen borca dayalı ve karşılıksız harcama üzerine kurulu bir sistemin ürünüdür. Kağıt üzerinde yaratılan bu parasal genişleme, ekonomik balonları şişirirken, reel karşılığı olmayan bir zenginlik illüzyonu yaratıyor.
Bu yapısal sorunun üzerine eklenen arızi hastalık ise ne yazık ki arz (üretim) yetersizliğidir. Küresel sistemin yarattığı bol ve ucuz para, üretimin ve emeğin değerini düşürürken, kolay kazanç yollarını cazip hale getirdi. Sonuç: Üretimin azaldığı yerde, karşılıksız para bollaşınca, kaçınılmaz olarak enflasyon ve pahalılık kapımızı çalıyor.
Pahalılığın kısa vadedeki en yıkıcı sonucu, kuşkusuz toplumun büyük bir kesiminde yaşanan fakirleşme ve gelir dağılımındaki dramatik bozulmadır. Dar ve orta gelirli kesim, hayat pahalılığı karşısında ezilirken, belli zümreler bu düzensiz ortamdan kazançlı çıkabiliyor.
Ancak bu kara tablonun içinde, doğanın ve serbest piyasanın kendi kendini dengeleme mekanizması da işlemeye başlar. Ekonomik döngü devam ettiği sürece, pahalılık baskısı şu iki temel etkiyi yaratır:
– Halihazırda doygunluğa ulaşmış arz fazlası ve talep yetersizliği görülen alanlarda daralma yaşanır.
– Asıl ihtiyaç duyulan, yani arzın yetersiz kaldığı kritik alanlarda ise, fiyatların artmasıyla kâr marjının yükselmesinden dolayı üretime yönelme başlar. Bu yönelim; istihdam, iş hacmi ve nihayetinde üretimi artırarak piyasanın yeni bir denge noktasına ulaşmasını sağlar. Bu doğal süreç, uzun vadede gelir dağılımındaki düzensizlikleri de yavaş yavaş toparlayıcı bir etki yaratacaktır.
Bu sancılı dengeleme süreci devam ederken, toplumun yoksulluk pençesine düşen, acil yardıma muhtaç kesimleri için hayati bir destek mekanizmasına ihtiyaç vardır. İşte tam bu noktada, sosyal devlet refleksi devreye girer.
İktidarın muktedir lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın bu alandaki siyasi iradesi ve mahareti sayesinde, vatandaşların zaruri ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir devlet kapısı mevcuttur. Çaresiz kalan her vatandaş, en azından temel ihtiyaçlarını gidermek için bu mekanizmalara başvurabilmektedir…
Ancak bu önemli sistemin işlerliğini koruması, tek bir şarta bağlıdır: Hem kamu görevlileri hem de vatandaşlar tarafından bu yardım kapısının amacı dışında istismar edilmemesi. Sosyal yardımların gerçekten ihtiyacı olan kişilere ulaşması, aksi takdirde sistemin sürdürülebilirliğinin zedeleneceği ve gerçek yoksulların mağdur olacağı unutulmamalıdır.
Borca dayalı küresel düzenin yarattığı fırtınada, yerel üretimi artırarak dengeyi sağlamak ve sosyal yardımları dürüstçe yönetmek, ekonomik istikrarın anahtarıdır..
Fehmi YAĞLI
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”