Özgürlük, insanın istediğini yapması mıdır, yoksa her istediğini yapmaması mıdır?
Elbette insanın istediği ve arzu duyduğu zevkleri, ihtiyaçları olduğu gibi diğer varlıkların da mesela hayvanların da isteği var; yeme iştahı, şehvet arzusu vs. gibi. Peki insanın onlardan bir farkı yok mu? Elbette var; bunun içindir ki insan, içgüdü ve dürtülerine söz geçirebilendir.
Yerine göre arzularından vaz geçebilendir. Yapmak istediğini yapmayan, yapmamak istediklerini bilinçli olarak yapan varlıktır.
İnsan için ÖZGÜRLÜK, HER İSTEDİĞİNİ YAPMAMASIDIR. Sıradan içgüdü ve dürtülerinin arzu, istek ve hazlarına kapılıp gitmesi değildir özgürlük. Evet, evet insanın hayatında bir sınır yoksa, hiçbir sınır yoktur. O takdirde bu insanı, kim tutar, nerede ve nasıl durur, başına neler neler gelir hiç kimse bilemez? intihar da dahil hayatı, ani sürprizlerle doludur; ya ölür ya da öldürülür.
Mesela kardeş katili Kabil’e: “Kardeşin Habil nerededir?” diye sorulduğunda; “Ben kardeşimin bekçisi değilim!” cevabında sınırsız özgürlüğün insanı ne boyutta büyük ve derin ahlaksızlıklara sürüklediğini görmekteyiz. Oysa Kabil, kardeşi Habil‘i çoktan öldürmüştü. Bir başkasına zarar veren, rahatsız eden, temel hak ve özgürlükleri çiğneyen, topluma ve çevreye zarar veren her davranış, asla özgürlük olamaz. Zira her insanın temel hak ve özgürlük dokunulmazlığı vardır. Özellikle: 1) Hayat hakkı CAN, 2) Menkul gayrimenkul, MAL-MÜLK, 3) Aile, NESİL, ev/barınak, 4) AKIL, irade, düşünme ve ifade özgürlüğü, 5) DİN VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ, her bir bireyin dokunulmaz temel insan hakkıdır.
Ancak bugün kapitalizmin, “Kendini yeniden yarat!”, “Hazlarını öteleme!”, “Keyfin tadını çıkar!” vs. sloganlarıyla tahrik ve teşvik ettiği insanlık, bütünüyle haz, hız, şehvet ve arzular dünyasına mahkum olmuştur. Kadını erkeğe, erkeği kadına kışkırtarak sağlıklı ve sakin bir hayat süren insanımızı, çılgın, agresif ve deli fişek misali ne yaptığını ve de neler neler yapmadığını bilmeyen “HIZLI YAŞA, GENÇ ÖL!” modunda bir psikoza sokmuştur maalesef.
Kapitalizm “sınırsız özgürlük”reklamıyla yarattığı bu sisli ve puslu havada nice evlatlarımızı, şehvetin, uyuşturucunun, alkolün ve nice bağımlılığın kurbanı yapmıştır. Aşk edebiyatı ile sınırsızlığı aşılayarak kalıcı sevgiyi, saygıyı, aileyi ve aile mahremiyetini katletti.
Ve sonuçta bu bulanık suda esas avını avladı. Özgürlük pazarına sunduğu yiyecek, içecek, giyecek, kozmetik, şampuan, çiçek-böcek, küçük-büyük eşya ve emtiayı istediği fiyata, istediği kadar pazarladı ve sattı. Halen de satıyor insanımıza.
Eller “HIZLI YAŞA; GENÇ ÖL!” bedduasını özgürlük adına dillere pelesenk etmiş olabilir ama ben bütün benliğimle ve yürekten erkek ve kadın tüm evlatlarımıza gönül duamı hediye ediyorum. Evladım! “AKILLI YAŞA, GENÇ OL VE GENÇ KAL! inşallah.
NURİ ÇALIŞKAN