islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,1332
EURO
56,1921
ALTIN
7.145,37
BIST
14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C

EVRENSEL ADALET ARAYIŞINDA MÜSLÜMANLARIN SORUMLULUĞU

EVRENSEL ADALET ARAYIŞINDA MÜSLÜMANLARIN SORUMLULUĞU
A+
A-

EVRENSEL ADALET ARAYIŞINDA MÜSLÜMANLARIN SORUMLULUĞU

Teknolojik ve maddi imkânlar açısından tarihin en gelişmiş dönemini yaşayan insanlık, eş zamanlı olarak ciddi bir ahlak ve vicdan sınavıyla karşı karşıyadır. Haksız ve hukuksuz savaşların mazlum kitleleri ezip yurtlarından çıkardığı, küresel güç odaklarının hukuku ayaklar altına aldığı, gelir dağılımı adaletsizliğinin giderek derinleştiği, suç örgütlerinin kol gezdiği ve daha pek çok krizin insan onurunu tehdit ettiği zorlu bir süreçten geçmektedir. Böyle bir dönemde “evrensel adalet” arayışı, insanlık için lüks ya da hayalî bir fantezi değil; insan onurunu ve toplumsal varoluşu korumaya yönelik ahlaki, hukuki ve vicdani bir zorunluluktur.

Sözlükte “her konuda doğrulukla hükmetmek, doğru karar vermek, herkese hakkını vermek” gibi anlamlara gelen adalet, tüm toplumlar için geçerliliği olan evrensel bir değerdir. Evrensel adalet; insanlar ve toplumlar arasında milliyet, inanç, zaman, mekân ya da kültür farkı gözetmeksizin herkesin temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu savunan bir hukuk ilkesidir. “Evrensel adalet” tanımındaki evrensellik, tüm dünyada doğruluğu ve geçerliliği kabul edilen ortak değerleri ifade eder. Hayatını devam ettirme, inanç ve düşüncesini özgürce açıklayabilme, iş edinme, mülkiyet sahibi olma, adil yargılanma gibi temel haklar, insan onurunu merkeze alan evrensel kurallardır.

Evrensel adalet, gücünü sadece yazılı hukuk kanunlarından değil; bilimden, mantıklı düşünceden, ahlaktan, insan ve toplum vicdanından almaktadır. Toplumların inancından da beslenen evrensel adalet, yerel yasaların çarpıtıldığı ya da yetersiz kaldığı durumlarda, insanlığın ortak vicdanını temsil eden en yüksek meşruiyet terazisidir. İnsanlık tarihinde Hamurabi Kanunları, Magna Carta ve Veda Hutbesi gibi farklı geleneklere ait metinlerde de yer alan evrensel adalet, zaman içerisinde bağlayıcılığı güçlü somut hukuki dayanağa kavuşturulmuştur. Evrensel adalet, 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyaya ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi sayesinde soyut bir temenni olmanın ötesine geçerek bağlayıcılığı olan uluslararası bir norma dönüşmüştür.

İslam düşüncesinde adalet, dar anlamlı hukuki bir prosedürden ibaret olmayıp kâinatın kozmik düzenini sağlayan ve sosyal ilişkileri insan onuruna yaraşır bir zemine oturtan önemli bir değerdir. Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Ey iman edenler! Kendiniz, anne babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.” (Nisâ, 4/135) şeklindeki ilahi emri, adaletin din, dil, ırk, mezhep, ideoloji veya kişisel yakınlık gibi unsurlardan bağımsız nesnel ve evrensel bir ilke olduğunu göstermektedir. Benzer ayetler yanında Hz. Peygamber’in girişimiyle imzalanan Medine Sözleşmesi ve yine O’nun tarafından sunulan Veda Hutbesi, İslam’ın evrensel ahlak ilkesine duyarlı bir din olduğunu göstermektedir.

İslam’ın konuyla ilgili genel mesajları göz önünde bulundurulduğunda, bir Müslüman için adaletin yalnızca kendi coğrafyasını, kabilesini veya dindaşını korumakla sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. İslam inanç sisteminde önemli bir yere sahip olan adalet tasavvuru, her şeyden önce tarafsızlığı, değişik özellikleri nedeniyle “öteki” olarak nitelendirilenler de dâhil, herkesin hakkını titizlikle korumayı esas alan bir değerdir. Yüce Rabbimizin, “Bir gruba olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin.” (Maide, 5/8) şeklindeki ikazı, adaletin hiçbir ideolojik menfaat, konjoktürel çıkar, ırk ya da inanç taassubu uğruna feda edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Müslüman muhatabının kimliğine bakmaksızın mağdurun ve mazlumun hakkını ve hukukunu gözetip korumakla mükelleftir.

Müslümanların evrensel ölçekteki adaletsizlikler konusundaki sorumluluğu, pasif bir şikâyet dili üretmekten, marjinal bir hayıflanmadan ya da toplanıp slogan atmaktan ibaret olamaz. Hz. Peygamber’in gençlik yıllarında Mekke’deki zayıfların, kimsesizlerin ve yabancı tüccarların haklarını korumak amacıyla kurulan Erdemliler İttifakı’na (Hilfü’l-Fudûl) bizzat katılması ve peygamberlik döneminde de bu sivil inisiyatiften övgüyle bahsetmesi, çağdaş dünyadaki Müslümanlar için somut bir eylem metodolojisi sunmaktadır. Bu tarihsel tecrübe; yeryüzünde barışı, hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu savunan erdemli kesimlerle iş birliği yapmanın ve evrensel vicdan ittifakını harekete geçirmenin insani bir sorumluluk olduğunu göstermektedir.

Siyonist İsrail’in Filistin’i işgal etmeye yönelik saldırılarında dünyanın pek çok yöresinde yaşayan vicdan sahibi duyarlı insanların oluşturduğu “evrensel vicdan ittifakı” harekete geçmiş,  ancak bu sınırlı hareket, eylemsel bir enerjiye dönüşmediği için İsrail zulmünü engellemede yetersiz kalmıştır.

Günümüz şartlarında evrensel adaleti savunmak; coğrafi ve kültürel sınırların ötesine geçerek savaş mağduru olmuş, yerinden yurdundan edilmiş, kaynakları sömürülmüş veya temel insani haklarından mahrum bırakılmış tüm toplulukların sesi olmayı gerektirmektedir. Bu sorumluluk bilinci; Filistin’den Doğu Türkistan’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki insanlık krizlerine karşı duyarlı olmayı, açlık, yoksulluk ve savaş üreten küresel kapitalist ve emperyalist sistemlere karşı onurlu ve ilkesel bir duruş sergilemeyi zorunlu kılmaktadır.

Müslüman toplumların evrensel adaletin inşasında ikna edici ve dönüştürücü bir aktör olabilmesi için öncelikle kendi içlerinde güçlü bir adalet sistemini gerçekleştirmeleri şarttır. Adalet fikri, soyut bir temenni ya da siyasal bir slogan olmanın ötesinde hukukta, ekonomide, eğitimde ve kamusal hayatın diğer alanlarında kurumsal bir yapıya dönüşmek durumundadır. Gücün haklılık sebebi sayıldığı, adaletin ise zayıflar üzerinde bir baskı aracına dönüştüğü modern çağda Müslümanların sorumluluğu; kendi kabuğuna çekilmek, ortamın gücüne ya da karamsarlığına teslim olmak değildir. Aksine Müslümanlar, ilmi birikimleri ve ahlaki eylemleriyle insanlığın ortak vicdanına hitap eden kuşatıcı bir “Evrensel Adalet Çağrısı” sunmakla yükümlüdür. Yeryüzünde adaleti ayakta tutmak, sadece daha yaşanabilir bir dünya inşa etme gayreti değil; insanın Yaratıcı’ya ve insanlara karşı ödemekle mükellef olduğu önemli bir kul hakkıdır. Bu kul hakkının önemi, şu ayetlerde açıkça dile getirilmektedir:

“Eğer insanlar arasında hüküm verecek olursan adaletle hüküm ver. Şüphesiz Allah adil davrananları sever.” (Maide 5/42)

“Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaleti gözetmenizi emreder.” (Nisa 4/58)

“Bir gruba olan kin ve nefretiniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin.” (Maide, 5/8)

“Göğü O yükseltti ve mizanı (ölçüyü) O koydu. Sakın dengeyi bozmayın. Ölçüyü adaletle tutun ve tartıda eksiklik yapmayın.” (Rahman 55/7-9)

“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye en ufak bir haksızlık edilmez. Yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getirip ortaya koyarız.” (Enbiya 21/47)

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. AZİZ BULUT dedi ki:

    Hocam bu çok güzel yazınızı zevkle solumadan okudum çok güçlü kaleminize sağlılık size Allah tan hayırlı uzun ömürler diliyorum selamlar