islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

HUZURU ARAYAN İNSAN

HUZURU ARAYAN İNSAN
07/12/2024 09:13
A+
A-

Huzur, her insanın aradığı ve özlemini çektiği “rahatlık, gönül rahatlığı, baş dinçliği” demektir. Çoğu kere mutlulukla karıştırılmaktadır. Zira mutluluk, “saadet ve bahtiyarlığı”,  kısaca bir şeyi elde etmekten duyulan kıvancı ifade eder. Bu nedenle “Mutluluk andır; yaşanır, gelir ve geçer. Huzura gelince… Huzur bir “durma, mola verme, dinlenme, anlam yükleme ve bunları bir yaşam tarzı haline getirme” sanatıdır. Mutluluk genellikle “fiziksel” bir durumun ifadesiyken, huzur “ruhsal” bir dinginliğin içtenlikle hissedilmesi durumu, yani kalıcı bir ruhsal süreçtir.”[1]

Prof. Dr. Nevzat Tarhan da  “Bazı insanlar huzurla mutluluğu karıştırıyorlar. Mutluluk o andır. Mesela çikolata yersin mutlu olursun. Önemli olan mutluluğun sürdürülebilir olmasıdır. Mutluluğun devamlı olması ve kişinin kendini güvende hissettiği bir duygu olması önemlidir. Haz ayrı, huzur ayrı, mutluluk ayrıdır. Bunları iyi bilmek gerekiyor. Haz peşinde koşmayı mutluluk sanıyoruz. Hâlbuki huzur olması için bir anlam olması gerekiyor yapılan işte. Mutluluk anlamla birleşirse ve sürdürülebilirse huzur ortaya çıkıyor” [2]  der.

Ne var ki huzur, herkesin ulaşamadığı bir “kızıl elma”dır   ve bir romanın da adıdır.  Merhum Ahmed Hamdi Tanpınar’a ait olan “Huzur” adlı bu roman, huzurun değil de,  huzursuzluğun ve iç nizamı aramanın  romanıdır.  Roman kahramanlarından  “Mümtaz roman boyunca kendisini huzura kavuşturacak bir iç nizamı arar. Eserin içeriğinde hastalık, ölüm, tabiat, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve özellikle estetik fikri çok yoğun hissedilir.. Huzur, Tanpınar özelinde henüz bir hayat nizamına kavuşamamış, Cumhuriyet aydınlarının huzursuzluklarını yansıtıyor da diyebiliriz. Bazı düşünürlerimiz ve aydınlarımız Batılılaşma ile ahlaki yozlaşmayı hemen hemen eş anlamlı sayarlar ve bir yerde, Batı-Doğu karşıtlığını, maddi değerler ile manevi değerler karşıtlığına indirgerler. Tanpınar ise, dünyaya estetik açıdan baktığı için, böyle bir karşıtlık görmez. Ona göre karşıtlık, gerçek olanla sahte olan arasındadır. Tanpınar’ın görüşüne göre  Müslümanlık temelde estetik bir sorun. Onu ilgilendiren, bütün Müslüman uluslar için akideleri ortak olan soyut bir Müslümanlık değil, sanat eserleri ve hayat şekilleri haline gelmiş, bize özgü, taklit olmayan somut bir Müslümanlık.”[3]

Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç da huzuru arayanlar arasındadır. Verdiği bir mülakatta,“Şimdi bu fotoğraftaki Serdar’a birkaç şey söylemek istiyorum. Burada 18 yaşındayım. Bilkent Üniversitesi’ni kazandım oraya gittim, üniversiteyi bitirmedim, döndüm. Sonra şarkıcı oldum. Herkesin bildiği gibi yaşadım. Eğer üniversiteyi bitirip meslek sahibi olup İngilizce öğretmeni olsaydım, şöhret olmasaydım başıma hiçbir şey gelmeyecekti. Ne kumarı bilecektim ne başka bir şey. Zaten başka bir şeyim yok. İçkiyi de sigarayı da bıraktım.”

“Fark etmez, bunların hiçbiri olmayacaktı. Huzurlu, güzel bir evlilik yapıp çocuklarıma bakacaktım. Emekli olup Allah katına çıkacaktım. Ama kadere bak beni Serdar Ortaç yaptı. Başım hiç beladan kurtulmadı. Bunların hepsinde hata benim tabi. Ama böyle yazılmış, Rabbim böyle karar vermiş. Öbür türlü 3000 tane şarkı da olmayacaktı.. “[4]   diyerek pişmanlığını ifade etse de çoğu kişinin yaptığı gibi, o da isteyerek işlediği günahları kadere yüklemekten de çekinmez.

Bu ve benzeri pişmanlıklar, içki, kumar, zina ve  uyuşturucu maddeler  gibi  haramlarda haz ve mutluluk arayan insanın, huzurlu bir hayatının da olmadığını /olamayacağını gösteriyor. Huzuru yakalayabilmek için, baskın duygularının /nefsinin  ve  sosyal çevrenin etkisinde kalmak gibi  bazı zorluklar   ve  engeller olsa da haramlardan uzak ilkeli  ve dengeli bir hayatın tercih edilmesi ve bu yolda çaba  ve gayret gösterilmesi  gerekiyor. Bernard Shaw’ın, “Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz” sözü, tam da bu gerçeği ifade ediyor.

Bu nedenle huzur arayan insan, geçici zevk ve mutluluk veren şeylerin peşinde koşma yerine, ilkeli ve kurallı, sakin ve mütevazı bir hayatı tercih etmeli; hasbî olmalı, hesabî  olmamalı; çıkarı için inandığı değerleri çiğnememeli ve Allah Teâlâ’nın kendine şah damarından daha yakın olduğunu asla unutmamalı; kibir ve gurura kapılmamalı egosunun ve ihtiraslarının esiri olmamalıdır. Yardımlaşmayı ve paylaşmayı sevmeli; huzuru  boş yere haz veren şeylerde ve konforda  değil de ilkeli, ölçülü ve dengeli bir yaşamda aramalı; olumsuzluklar karşısında sükunetini korumalı ve  bunu gerçekleştirirken  de “el alem ne der ?” diye  bir kaygıya kapılmamalıdır. Özellikle kendi ile, ailesi ile, fizikî ve içtimaî çevresi ile, her şeyden önce   kendini yaratan Allah ile barışık olmalı ve böyle bir hayatı içtenlikle yaşamalıdır

Akılı insan, haramlarda ve aşırılıklarda mutluluk arayan değil, huzuru ilkeli  ve dengeli bir  yaşamda ve helalde arayan, aklını kullanan  ve  nefsine mağlup olmayan kişidir. Bu nedenledir ki Kur’an’da “Allah aklını kullanmayanların üzerine pislik/ bela yağdırır”[5] denilmekte, dolayısıyla aklını kullanmayarak, olumsuz duygularının esiri olan ve bunların  peşinden  koşanları da “Nefsini tanrı edinenler”[6]  olarak tanımlanmaktadır. Zira  “Nefsini  tanrı edinen” kişi,  geçici hazlara ve mutluluğa talip olan, ama  huzurdan nasibi olmayan;  nefsine köle olmayı terk edip ona efendi olmadıkça da arzuladığı  huzura bir türlü kavuşamayan insandır. Bu nedenle insan huzuru, Allah’a kullukta, insan olmada ve halifelik görevini yapmada aramalıdır.

Prof. Dr. Celal Kırca

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

[1] Osman Müftüoğlu,  Mutluluk mu huzur mu?, Hürriyet, 17.9.2022.

[2] Uskudar.edyu.tr 102.2020.

[3] httsp:// istanbuledebiyatkulubu.org huzur

[4] Heber7 com, 24.11.2024

[5]Yunus,10/100.

[6] Furkan,25/43.

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. HASAN UNKUN dedi ki:

    Teşekkür ederim hocam.
    Makalelerinizi okuyor ve istifade ediyorum.Belki bazen hatsizliğe kaçan ifadelerim,yazdıklarıma yansıyan düşüncelerim olabilir.Engin anlayışınıza affınıza sığınırım.Selamlarımla ellerinizden öperim.

  2. Faruk saban dedi ki:

    selamlar değerli hocam, Huzur, hazırda değil de inançta yaşantıda ve amaçlarda olursa yaklanabilecek demek ki, Veren insan yardım eden, fedakarlık yapanların daha huzurlu daha daha sağlıklı bir bedene sahip olacağını,hayatı kendi gerçekliği ile kabul etmek ve farkında olmakla yakalanacağını söyleyenler bu işin gerçeğini fark etmişler gibi.Kaleminize dilinize sağlık saygılar.

  3. Emine KIRCA dedi ki:

    Kıymetli Amcacığım, fikirlerinize ve emeklerinize sağlık diyorum. “ Huzur İslamdadır” anlayışı bir zamanlar herkesin dilinde idi. İslama uygun bir yaşam tarzınının kişilere ve yaşadığı topluma huzur getireceği bilinir ve kabule geçilirdi. Şimdilerde mutsuz bireyler islamı ve dini sorgulamaya başladılar. Ve kendileriyle islam anlayışının uyum sağlamadığını zannedip, deist oluverdiler. Oysa ki maneviyatımızı güçlendirmek, birazcık siyer bilmek, akletmek, yaşamın gayesini anlamak, paylaşmak, dayanışma içinde olmak, iman etmekle huzuru çokça bulur ve hissederiz. Şükrümüzü de çoğaltırız, böylelikle…

  4. Muhammed Bahaeddin Yüksel dedi ki:

    Ne güzel demiş hocamız: “Huzur arayan insan, geçici zevk ve mutluluk veren şeylerin peşinde koşma yerine, ilkeli ve kurallı, sakin ve mütevazı bir hayatı tercih etmeli; hasbî olmalı, hesabî olmamalı; çıkarı için inandığı değerleri çiğnememeli ve Allah Teâlâ’nın kendine şah damarından daha yakın olduğunu asla unutmamalı; kibir ve gurura kapılmamalı egosunun ve ihtiraslarının esiri olmamalıdır. Yardımlaşmayı ve paylaşmayı sevmeli; huzuru boş yere haz veren şeylerde ve konforda değil de ilkeli, ölçülü ve dengeli bir yaşamda aramalı; olumsuzluklar karşısında sükunetini korumalı ve bunu gerçekleştirirken de “el alem ne der ?” diye bir kaygıya kapılmamalıdır. Özellikle kendi ile, ailesi ile, fizikî ve içtimaî çevresi ile, her şeyden önce kendini yaratan Allah ile barışık olmalı ve böyle bir hayatı içtenlikle yaşamalıdır.” Başka söze hacet yok, vesselam. Rabbim hocamıza sağlık, afiyetler versin.