
Lokman (a.s.), Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen mümtaz şahsiyetlerden biridir. Adı, otuz birinci sûreye isim olmuş; bu sûrede kendisine verilen hikmet ve oğluna yaptığı öğütler örnek bir eğitim modeli olarak insanlığa sunulmuştur. İslâm âlimleri arasında Lokman (a.s.)’ın peygamber mi yoksa kendisine hikmet verilmiş salih bir kul mu olduğu konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Kur’ân-ı Kerîm onun şahsiyetini peygamberlik yönüyle değil, hikmet sahibi bir mümin olarak öne çıkarmaktadır.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
«”Andolsun, biz Lokman’a, ‘Allah’a şükret!’ diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye layıktır.” (Lokmân, 31/12)»
Bu ayet, hikmetin temelinin Allah’ı tanımak, O’na şükretmek ve nimetlerin gerçek sahibini bilmek olduğunu göstermektedir. İnsan, sahip olduğu bütün nimetlerin Allah’ın lütfu olduğunu idrak ettiği ölçüde kulluk bilincini güçlendirir. Şükür ise sadece dil ile ifade edilen bir teşekkür değil; nimeti Allah’ın rızasına uygun şekilde kullanmaktır. Nitekim Allah Teâlâ kullarının ibadetine ve şükrüne muhtaç değildir. Yapılan her ibadet ve her şükür, bizzat kulun dünya ve ahiret saadetine vesile olur.
Tevhid Eğitimi Her Eğitimin Temelidir
Lokman (a.s.), oğluna öğüt verirken ilk olarak inanç esasını gündeme getirmiştir:
«”Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk gerçekten büyük bir zulümdür.” (Lokmân, 31/13)»
Bu ifade, aile eğitiminde önceliğin sağlam bir tevhid inancı olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü insanın bütün davranışlarını şekillendiren temel unsur inancıdır. Kur’ân’ın ifadesiyle şirk, Allah’ın hakkını başkasına vermek anlamına geldiği için en büyük zulümdür. Mümin, yalnızca Allah’a kulluk eder; ibadet, dua, tevekkül ve teslimiyetinde O’na hiçbir ortak tanımaz.
Anne ve Babaya İyilik
Kur’ân-ı Kerîm, tevhid emrinin hemen ardından anne ve babaya iyiliği emretmektedir:
«”Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik…” (Lokmân, 31/14)»
Anne, çocuğunu büyük meşakkatlerle taşımış, doğurmuş ve emzirmiştir. Bu sebeple anne-babanın haklarına riayet etmek, İslâm ahlâkının temel ilkelerindendir. Ancak anne ve baba Allah’a isyanı gerektiren bir hususta evladını zorlayacak olursa, bu konuda kendilerine itaat edilmez. Bununla birlikte Kur’ân, böyle bir durumda dahi dünya işlerinde onlarla güzel geçinmeyi emretmektedir. Böylece İslâm, hem Allah’ın hakkını hem de anne-babanın hukukunu dengeli bir şekilde korumaktadır.
Allah Her Şeyi Bilmektedir
Lokman (a.s.), oğluna yaptığı nasihatlerde Allah’ın ilminin sonsuzluğunu da hatırlatmaktadır:
«”Yavrucuğum! Yapılan iş hardal tanesi ağırlığında bile olsa; bir kayanın içinde, göklerde veya yerde bulunsa Allah onu ortaya çıkarır.” (Lokmân, 31/16)»
Bu ayet, müminin hayatında güçlü bir sorumluluk bilinci oluşturur. İnsan, gizli veya açık bütün davranışlarının Allah tarafından bilindiğini idrak ettiğinde hem Rabbine karşı hem de insanlara karşı daha dikkatli davranır. Gerçek ahlâk, yalnız insanların gördüğü yerde değil, kimsenin görmediği ortamlarda da Allah’ın gözetimini hissederek yaşamaktır.
Namaz, İyiliği Emretmek ve Sabır
Lokman (a.s.) oğluna şu tavsiyelerde bulunmaktadır:
«”Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl; iyiliği emret, kötülükten sakındır ve başına gelenlere sabret. Şüphesiz bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir.” (Lokmân, 31/17)»
Namaz, kulun Rabbiyle bağını kuvvetlendiren en önemli ibadetlerden biridir. İyiliği yaygınlaştırmak ve kötülüğün önüne geçmeye çalışmak ise müminin toplumsal sorumlulukları arasındadır. Bu görev yerine getirilirken karşılaşılabilecek sıkıntılar karşısında sabırlı olmak da Kur’ân’ın temel ahlâk ilkelerindendir.
Tevazu ve Güzel Üslup
Lokman (a.s.), oğluna son olarak sosyal ilişkilerde dikkat edilmesi gereken edepleri öğretmektedir:
«”İnsanlara karşı yüzünü küçümseyerek çevirme; yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah kendini beğenip övünen kimseleri sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini de alçalt. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” (Lokmân, 31/18-19)»
Bu ayetler; kibirden uzak durmayı, tevazu sahibi olmayı, ölçülü konuşmayı ve insanlara karşı nezaket içerisinde davranmayı emretmektedir. Mümin, davranışlarında olduğu gibi sözlerinde ve ses tonunda da ölçülü olur; insanları küçümseyen, kaba ve kırıcı tavırlardan sakınır.
Eğitimde Hikmetli Üslup
Lokman (a.s.)’ın nasihatlerinde dikkat çeken hususlardan biri de kullandığı üsluptur. O, oğluna sürekli “Yavrucuğum!” diye hitap ederek sevgi, merhamet ve şefkat dili kullanmıştır. Bu durum, eğitim ve terbiyede güzel sözün, yumuşak üslubun ve gönül kazanmanın önemini göstermektedir. İslâm eğitim anlayışında sevgi, güven ve hikmet; kalıcı eğitimin temel unsurlarıdır.
Sonuç itibarıyla,
Lokman Sûresi’nde yer alan bu öğütler; sağlam bir inanç, anne-babaya hürmet, Allah’ın murakabesini daima hissetme, namaz bilinci, toplumsal sorumluluk, sabır, tevazu ve güzel ahlâk gibi temel değerleri bir arada sunmaktadır. Bu yönüyle Lokman (a.s.)’ın nasihatleri sadece bir babanın evladına yaptığı öğütler değil, bütün müminler için evrensel bir ahlâk ve eğitim rehberidir.
Müslümanlar; aile hayatında, eğitim faaliyetlerinde ve toplumsal ilişkilerinde bu Kur’ânî ilkeleri rehber edinmeli; hikmet, nezaket ve güzel ahlâkı hayatlarının ayrılmaz bir parçası hâline getirmeye gayret etmelidir. Böyle bir anlayış hem huzurlu bireylerin yetişmesine hem de güven ve saygının hâkim olduğu sağlıklı bir toplumun oluşmasına katkı sağlayacaktır.