Saadet’te Değişim Yok

Milli Görüş Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın İslamiyet ilke ve prensiplerinin Türkiye’de yeniden siyaset sahasına dönmesi amacıyla yokluklardan kurduğu bir harekettir. Türkiye’nin dünya sahnesinde yeniden yer almasını hedefleyen, belki en önemli parti ve toplum hareketidir.

Bu görüşün ana akımı olan Saadet Partisi’nin kongresinde 80 yaşına merdiven dayamış Temel Karamollaoğlu partiyi geleceğe taşımak üzere yeniden başkan seçildi. Böylece eğer Numan Kurtulmuş‘u bir yana bırakıldığında, Karamollaoğlu, eski başkanlar Kutan ve Kamalak‘la birlikte ileri yaş grubu geleneğini sürdürerek aksakallılar denen parti yönetimini devam ettirdi.

Erbakan’ın 1969’da başlattığı bu 50 yıllık hareketten vücut bulmuş parçalara bakarsak, bunların başında artık giderek Oğuzhan Asiltürk partisi haline gelen Saadet Partisi, oy olarak değilse de gelenek olarak gelmektedir.

Yaygın inanca rağmen Necmettin Erbakan, vefatından önce partiyi ve hareketi Oğuzhan Asiltürk’e emanet etmedi. Aksine daha önce Numan Kurtulmuş’u getirmiş olan Asiltürk’ün partiyi tamamen ele geçirmesi tehlikesini dengelemek için maddi olanakları ve gayrimenkulleri kendi çocuklarına emanet etti. Buna rağmen Oğuzhan Asiltürk, yine de hareketin denetimini ve Erbakan’ın eski lider pozisyonunu ele geçirip, Milli Görüşe bir tür cemaat lideri oldu ve her kararda kendi gücünü yansıtmaya başladı.

Başkanlığı yürüten ve Asiltürk’ün dünürü olan Temel Karamollaoğlu, kısmen yarı bağımsız davransa da ipler yine liderin elinde. Partinin bütün kritik noktalarında Asiltürk ailesinin bağlantıları var. Zaman zaman AK Partiyi destekliyor zaman zaman muhalefeti. Bu şekilde Karamollaoğlu Saray’a karşı kötü polisi, Asiltürk de saray ilişkilerini yürüten yeğeni vasıtasıyla iyi polisi oynuyor. Parti muazzam teşkilat yapısına rağmen %1’i aşmayacak şekilde yönetiliyor. Bu yollarla dengeler tutuluyor.

Milli Görüş denince Fatih Erbakan partisinden de bahsedilebilir. Erbakan ailesi, kısa sürede Asiltürk ailesi tarafından tasfiye edildi ancak Milli Görüş taşınmazları ve değerleri ailede kaldı. Erbakan ailesini temsilen Fatih Erbakan ve Asiltürk grubundan şikâyetçi kesimlerden destekçilerle birlikte sembolik değeri olan eski Saadet genel merkezi binasında Yeniden Refah Partisi’ni kurdular. Parti şu anda bir atılım yapabilme sinyalleri vermiyor ve Türk seçmenler Yunan seçmenlerden farklı olarak siyasi hanedanlara alerjili. Ancak potansiyel bir etkisi var.

Bunların yanısıra Türkiye’yi son 18 yıldır yöneten AK Parti’yi de hareketin bir kolu olarak görebiliriz. 2001’de Fazilet kapatıldığında Milli Görüş yönetimi genelde yerinde kalırken örgütün ağırlığı, genç kadrolar, sonradan partiye katılanlar, para kaynakları ve Anadolu sermayesi yeni kurulan AK Parti’yle devam etti. Partinin, faiz sistemine dokunmaması, bir dünya İslam hareketine girişmemesi, kısa vadede ABD’nin 2003 Irak işgaline destek vermesi beklentileriyle iktidara gelmesine göz yumuldu. AK Parti başta önemli atılımlar yapsa da zamanla Özal’ın ANAP’ı gibi ikinci adamı olmayan bir kişi partisi haline geldi. Buna rağmen dış güçlerin Erdoğan’ı FETÖ’cü darbeler ve suikastler gibi vahşi yollarla iktidardan indirme çabalarına tepki olarak, Türk seçmeni ne kadar kızarsa kızsın AK Parti’yi hala kuvvetle birinci parti olarak destekliyor.

Abdullah Gül partileşmesi de Milli Görüş kökenli bir siyasi adım olarak nitelenebilir. Erbakan’ın eski prensi Gül, Cumhurbaşkanlığı bitince birlikte kurdukları AK Parti’den Erdoğan ile o zamanki veliaht Davutoğlu tarafından tasfiye edilmişti. Bunun üzerine en yakını Ali Babacan ve parti dışına itilmiş kadroların desteğiyle liberal yönü daha ağır basan, AK Parti’nin ilk zamanlarını yinelemeyi vaat eden bir partileşme çalışması başladı ve bunu kitle partisi haline getirme çabaları var.

Bunun dışında bir şahıs partisi girişimi olan ve Milli Görüş geçmişi olmayan Davutoğlu partileşmesinden, CHP içinde devam eden bazı eski Milli Görüş siyasetçilerinden ve tasfiye edilmiş kenarda bekleyen birey ve gruptan bahsedebiliriz.

Bütün bu siyasi varlıklar ve potansiyellerin ortak noktası hem birbiriyle mücadele etmeleri hem de Erbakan’ın 1969’da başlattığı hareketin doğal devamı oldukları mesajını vermeleri. Örneğin AK Parti, İstanbul’u Saadet oylarıyla kaybetti. Davutoğlu hükümeti başbakanlığındaki gizli bilgileri açıklamakla tehdit etti. Yeniden Refah ve Saadet mahkemelik. Babacanlarla Davutoğlu’nun arası açık.

İslamiyet ilkelerinin sosyal ve siyasi yaşamda belirleyici olmasını isteyen seçmenler, gerek sayı gerekse kadro olarak beş siyasi hareketi destekleyebilecek kadar kuvvetli değil. Dolayısıyla 2020’lerde beş koldan birinin ya da yepyeni bir hareketin diğerlerini yutmasını bekleyebiliriz. 

A. Galip GÜMÜŞDERE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir