islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7396
EURO
55,1327
ALTIN
6.723,11
BIST
13.704,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C

SİVİL TOPLUM KISKACINDA CEMAATİN TASFİYESİ

SİVİL TOPLUM KISKACINDA CEMAATİN TASFİYESİ
17/06/2026 10:44
A+
A-

SİVİL TOPLUM KISKACINDA CEMAATİN TASFİYESİ

Müslüman coğrafyanın son iki asırdır içinden geçtiği sarsıcı ve olumsuz dönüşüm, tarihsel bir gerçeklik olarak tartışmanın ötesindedir. Modern tasavvurun seküler bir hayat tarzı olarak yeryüzünü kuşatması, insanlığı öncelikle siyasi alanda dönüştürmüş, ardından kapitalist tüketim ekonomisinin dayatmalarıyla iktisadi ve hukuki olarak iliklerine kadar sarsmıştır.

İslam dünyası açısından bu sürecin en yıkıcı tezahürü ise, kitlelerin sistemli bir biçimde “sivil toplum” formatına indirgenmesi ve cemaat yapısının parçalanması olmuştur. Çatışma ve parçalama üzerine kurulu modern cahiliye, hayatı olabildiğince mikro parçalara ayırmayı ve bu parçalar üzerinde mutlak bir hegemonya tesis etmeyi amaçlar. Bütüne dair köklü bir sözü ve kuşatıcılığı olmayan bu modern zihniyet, büyük aile yapılarını ve insanı insan kılan organik cemaat bağlarını tasfiye etmeyi yapısal bir zorunluluk olarak görmüştür.

Kavramsal bir mukayese yapıldığında, cemaat ile sivil toplum arasındaki uzlaşmaz ontolojik fark netleşir. Cemaat, aşkın bir hakikate dayanan, kendi anlam dairesi içinde ferde kuşatıcı bir sorumluluk yükleyen, laboratuvarda üretilmemiş, verili bir değerdir. Sivil toplum ise, seküler zihnin kendi tarihsel ve sosyolojik şartları içinde ürettiği dünyevi bir yapılanmadır. Modern devlet siyasetinin ayrılmaz bir parçası olan sivil toplumun varlık sebebi, iddia edildiği gibi özgürlük alanı açmak değil, politik toplumun yani egemen iktidar odaklarının kontrol mekanizmalarını daha rafine ve etkin kılmaktır. Dolayısıyla sivil toplum, politik toplumun gözetim ve rıza üretim merkezinden başka bir şey değildir.

İslam medeniyetinin pratik tezahürü olan cemaat ise, toplumsal muhayyilenin ve sosyal hayatın tam merkezinde yer alır. Bu yapıda cemaat olmak, ilahi bir mükellefiyete ve ahlaki bir sorumluluğa atıf yapar. İmanın buyurduğu dikey ve yatay hukuku korumak isteyen Müslümanlar, birlikte hareket etmek, bir imamın arkasında saf tutarak kalbi ve ameli bir birlik oluşturmak mecburiyetini hissederler.

Cemaat, dünyevi menfaatlerin ötesinde, emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) umdesi üzerine ete kemiğe bürünür. Burada fert, bencil çıkarlarından ve bireysel hırslarından arınarak ortak bir iradeye teslim olur. Fertlerin şahsi menfaatlerinin yerini bütünün maslahatı alır. Bu durum, dünyevi bir şarta bağlı olmayan, fıtri ve tabii bir dayanışmayı doğurur.

Oysa Batı’da cemaatten sivil topluma geçiş, modernitenin dönüştürücü ve mekanik etkisinin en somut kanıtıdır. Birincil ve kalbi ilişkilerin egemen olduğu cemaat dünyası, sekülerleşme, laiklik ve ulus-devlet dayatmalarıyla parçalanarak yerini bireyselleşmiş, menfaate dayalı ve dünyevi ilişkilere bırakmıştır. Çünkü cemaatte var olan sarsılmaz organik birlik, modern cahiliyenin dünyayı merkeze alan kutsalsız mühendisliğine karşı durabilecek en dirençli kale, en güçlü savunma hattıdır. Bu kale yıkılmalı, insanların bağlılık referansları dinden koparılarak dünyevi sebeplere indirgenmelidir ki sistem pürüzsüz işleyebilsin.

Sivil toplum kavramının İslam literatüründe, irfanında ve yaşam tasavvurunda hiçbir kökü yoktur. Yaşadığımız coğrafyada cemaat yapısı bozulan, cemaat vasfını yitiren Müslümanların, kaçınılmaz olarak kendi aralarındaki ümmet ve kardeşlik ilişkileri de tahrif olmuştur. Bu büyük kaybediş, Müslümanlara dünyevi mevziler kaybettirdiği gibi, ahiret bilincini de zedeleyen vahim sonuçlar doğurmuştur. Modern Müslüman, Batı merkezli bu sivil toplumlaşma serüveninin bir özgürleşme değil, bir ehlileştirme projesi olduğunu fark etmek zorundadır. Çözüm, vurulduğumuz yerden doğrularak, bizi seküler-laik iktidar odaklarının güdümüne sokansivil toplum” aldatmacasından sıyrılmak ve kendi asli köklerimize dönerek bağımsız, sahici ve şahsiyetli bir “cemaat” olma mücadelesini yeniden başlatmaktır.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. istanbuloğlu dedi ki:

    Cok onemli bir nokta.. Modern kapitalist sistemin siyasal orgutlenmesi (Demokratik sistemin) sac ayaklarindan birisi olan Sivil Toplum kuruluslarinin varligi,islami endiselerden degil,bilakis,Demokratik sistemin egemen iktidar guclerinin,daha guclu ve kusatici bir sekilde( bir ahtopot gibi) halki kusatarak, kendi iktidar ve menfaatleri dogrultusunda halki manupule etme arzusundan doğmustur…Bu kuruluslar iktidarlarin sivil gorunumlu yari resmi toplum icerisindeki ayaklaridir..Amaclari; toplumsal yapiyi atomize ederek, siyasal iktidarlara karsi olusacak muhalefet hareketlerine bir dalgakiran olusturarak,bu iktidarlarin omrunu uzatmak.STK i bu calismalari yaparken iktidarlar tarafindan hem fonlanir, hem de daha rahat orgutlenebilmeleri icin, kendilerine her turlu borokratik destek saglanir…Amac geleneksel (cematci) toplumsal yapiyi, bireyselci- bireyci bir yapiya donusturmek.., Boylece kendisi icin olusacak potansiyel muhalefet kutuplarini yok ederek, toplumu kendisinin istedigi arzu ve istikamette manüpüle etme arzusudur.

    1. Yakup Döğer dedi ki:

      Eyvallah kardeşim. Yorumun ve katkıların için teşekkür ederim.