islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0290
EURO
52,9307
ALTIN
6.814,39
BIST
14.594,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Çok Bulutlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
12°C

ÖRÜMCEK AĞINDAKİ YUVAMIZ BİZİ KORUYABİLECEK Mİ?

ÖRÜMCEK AĞINDAKİ YUVAMIZ BİZİ KORUYABİLECEK Mİ?
A+
A-

ÖRÜMCEK AĞINDAKİ YUVAMIZ BİZİ KORUYABİLECEK Mİ?

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız konutlar size Allah’tan, Peygamber’inden ve O’nun yolunda cihad etmekten (mücadele ve fedakârlık yapmaktan) daha sevimli geliyorsa, artık Allah emrini verinceye kadar bekleyin. Allah, günaha saplanmış kimseleri doğru yola iletmez.” (Tevbe 9/24)

Ey kullarım! Beni tanımaya, bana olan sevginizi büyütmeye bakın. Benimle aranıza en yakınlarınız da olsa başka sevgiler koymayın. Adanacaksanız bana, benim yoluma adanın. Çünkü size benden daha yakın, sizi acıyan ve merhametli olan hiçbir varlık yoktur. Bütün himmetinizi, gayretinizi, sevginizi başka şeylere verip de beni unutmayın, ötelemeyin, ertelemeyin. Çünkü ben, hafife alınacak, unutulacak biri değilim. Beni sözde yüceltip de hayatınızda beni ihmal etmeyin. Duygularınız, düşünceleriniz, amelleriniz mutlaka benimle irtibatlı olsun. Yoksa gayretlerinizi, emeklerinizi kaybeder, bu dünyada boşuna kürek çekmiş olursunuz. Allah’a inanmanın, bir aşk ve bağlanma, bir adanma ve fedakârlık olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Müslüman olmakla bana teslimiyet ve bağlılık sözü verdiniz değil mi? Peki bunun gereğini yapma zamanı hala gelmedi mi? Sadakatiniz, vefanız dünyaya oldu, beni unuttunuz. Beni ihmal edenleri, benim de ihmal edeceğimi sizlere bildirmedim mi? (Tâhâ 20/126) O büyük hesap gününde sanki benim huzuruma gelmeyecek gibi bir haliniz var. Samimi olun, dürüst olun, ağzından çıkanı kalbi ve vicdanı duymayanlardan olmayın! Dünya ve ahirette sizi koruyacak, kayıracak benden başka bir dostunuz mu var ki bu kadar gevşek ve umursamaz yaşıyorsunuz?

Ey kullarım! Dünya ve şeytan sizi feci şekilde ayarttı, farkında değilsiniz, yüz üstü süründürüyor sizi. İnsanla, eşya ile kurduğunuz bütün bağları, benimle olan bağın üstünde tuttunuz. Oysa bu dünyada peşinden sürüklendiğiniz kim varsa, ne varsa öbür tarafta sırtını dönüp sizden kaçacak, onlarla kurduğunuz bütün bağlar da paramparça olacak, bu uyarı size yapılmıştı değil mi? (Bakara 2/166) Her şeyinizle bana ait olduğunuzu ve mutlaka bana döneceğinizi ne kadar kolay unuttunuz? Benimle olan asıl aidiyetinizi ihmal edip fani aidiyetlerle oyalanıp kendinize yazık etmeyin. Göz göre göre kendinizi ateşe atmayın!

Kendinize örümcek ağı gibi zayıf mı zayıf bir yuva kurdunuz. (Ankebût 29/41) Orada hayhuya dalarak ezeli ve ebedi Dost’u unuttunuz. Bir rüzgarla tarumar olacak bu yalancı yuvanızda ömür tüketiyorsunuz. Kapınızı çalacak ölümle bir gün bu yuvanızın darmadağın olacağını neden düşünmezsiniz? Tekrar, tekrar cenazelere gittiniz, namazlara katıldınız, ama ölümü kendinize yaklaştırmadınız. (Cuma 62/8) Sanki hep başkaları ölecek de siz bu dünyada mı kalacaktınız? Kendinize gelin! Acı ve pişmanlıklarla dolu bir sona doğru gittiğinizi fark edin artık!

Ey kullarım! Benim verdiğim sevgiyi israf ettiniz, hatta peşkeş çektiniz, olur olmaz sevgi ve bağlılıkları kalbinize doldurdunuz. Ama bana gelince, cimri davrandınız, esirgediniz. Size “Allah sevgisinin önüne başka sevgileri koymayın, kendinize gelin” dendiği zaman, umursamadınız, hatta “o ayrı bir şey, karıştırma” diyenleriniz bile oldu. İnsana ve diğer varlıklara olan gerçek sevginin ancak Allah sevgisinden kaynaklanabileceğini hesaba katmadınız. Allah Teala’yı sevdiğinizi söylediniz. Ama bu ne kadar doğruydu? Çünkü dünya sevgisi sırılsıklam sizin ruhunuzu, aklınızı ve kalbinizi kuşatmıştı. Bir kalpte iki sevgi de barınamazdı. (Ahzab 33/4) Ya o ya o. Mutlaka biri öne çıkar, diğeri gölgede kalırdı. Allah sevgisi de böyle olmuş, gölgede kalmıştı.

Kendinize göre bir dünya ve konfor alanı oluşturdunuz. Benim uzaklarda olduğumu zannettiniz. Oysa ben her an sizinle beraberdim, hatta size sizden daha yakındım. Ama sonuçta beni değil, şeytanı memnun eden bir yaşantıyı tercih ettiniz, hesabın, kitabın unutulduğu bir hayata yelken açtınız. Bu hayat sizin kalbinizi, aklınızı, ruhunuzu öyle sarıp sarmaladı ki, adeta zihninizi bir sis kapladı, ötesini göremez oldunuz. Ama halinizden de memnundunuz, işlerin doğru gittiği yanılgısına kapıldınız. (Kehf 18/103-104)

Ey kullarım! Benden yoksun bıraktığınız hayatınıza ve sevgi dünyanıza fani varlıkları ve eşyayı doldurdunuz. Biri bitti, öbürüne kapıldınız, serabın peşine düşmeye devam ettiniz. Aldandınız, ama gene uyanmadınız. Bu kısır döngüden kendinizi kurtaramadınız, ölüm gelinceye kadar öyle debelenip durdunuz. (Tekâsur 102/1-2) Çünkü dünyada tefâhür (böbürlenme ve caka satma) ve tekâsur (dünya malını çoğaltma) yarışı sizi fena büyülemişti, hayallerinizde ve rüyalarınızda bunlarla yatıp kalktınız.

Gönderdiğim dini; kenarından, köşesinden tuttunuz! Nerede ise kopacak, elinizde kalakalacaktı. (Hac 22/11) Ona sapasağlam bir kulpa yapışır gibi sımsıkı tutunmadınız. (Lokman 31/22) Dinin, benim yolumda aşkla mücadele etmek olduğunu unuttunuz. Çünkü sizin çok daha önemli işleriniz vardı! Dolayısıyla dine hizmet, sizin gündeminizde arka planda kalmaktan kurtulamadı. Sonuçta dini, hayatınızda sınırlı zaman ve ritüellerden ibaret gördünüz. Hayatınızı din değil, İslam’dan uzak gayeleriniz, arzularınız ve hırslarınız belirledi. Size gönderdiğim İslam’ın, hayatın ta kendisi ve ruhu olduğu hakikati aklınıza gelmedi.

Şeytanın, nefsin size oynadığı oyundan gafil kaldınız. Size yalan üstüne yalan vaatlerde bulundu, ama bana değil ona kulak vermeye, peşinden sürüklenmeye devam ettiniz. Boş kuruntuların ve hayallerin arkasında yarıştınız. (Nisa 4/120) Asıl ne için yarışılması gerektiği söylendiğinde, öylesine dinleyip geçtiniz. Bu çağrıların, aklınızı başınıza toplayacak bir hakikat olduğunu anlayamadınız.

Benim asla şaşmaz eşsiz vaatlerime kulak vermediniz, hatırlatıldığında bir kulaktan girdi öbüründen çıktı. Duydunuz ama duymamış gibi yaptınız. (Enfal 8/21) Oysa ben sevgimle, merhametimle, himayemle ve nimetlerimle hep yanınızda oldum. (Hûd 11/90) Sizi hiç unutmadım ve yalnız bırakmadım. Ama sizin benimle olan ilişkiniz hep tutarsız oldu. “Gel gel” diye hep bana yaklaşmaya, beraber olmaya çağırdım. Ama siz bu kutlu çağrının değerini bilemediniz.

Size nimet olarak verdiklerimi adeta putlaştırdınız. Bunlar, bana sevginizi ve şükrünüzü artıracağı yerde benden uzaklaşmanıza sebep oldu. Konforunuzu, rahatınızı ve keyfinizi büyüttünüz, ama bana olan sevgi ve bağlılığınızı küçülttünüz. Oysa her şeyinizi bana borçlusunuz, size ait olan ne var ki? (Fâtır 35/15) Sonunda da bana dönmeyecek misiniz? Peşine düştüğünüz varlıkların hepsini dünyada bırakmayacak mısınız?

Ey kullarım, unutmayın! Benimle aranıza koyduğunuz ve bağlandıklarınızın öte dünyada size bir faydası olmayacaktır. (Şu’ara 26/207) Benimle baş başa kalacaksınız. Öyle ise, asıl dostunuzu, ezeli ve ebedi mahbubunuzu unutmayın!

Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.