islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4310
EURO
56,3625
ALTIN
6.878,75
BIST
14.139,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

ÜMİTLERİ TAZELEMEK VE ASIL HEDEFE YÖNELMEK

ÜMİTLERİ TAZELEMEK VE ASIL HEDEFE YÖNELMEK
07/09/2026 10:08
A+
A-

ÜMİTLERİ TAZELEMEK VE ASIL HEDEFE YÖNELMEK

İçinde yaşadığımız zaman dilimi, çoklarına göre, sıkıntı ve ümitsizliğin yer aldığı bir dönem. Evet, dünyada da Türkiye’de de birçok konu, çözülememiş bir halde duruyor. Siyasi, iktisadi ve hatta hukuki hayat, birçok problemlerle karşı karşıya bulunuyor. Bu durum, önce aydınların, daha sonra da halkın geleceğe ümitle bakmasını engelliyor.

Hayatı Yeniden İdrak Etmek

İnsan ve toplumun, olayları değerlendirmesi çoğu zaman pek iyimser olmaz. Çünkü insan, her zaman daha iyiyi arama istek ve beklentisi içindedir. Fakat, bilindiği gibi iyiliklerin de oluşması için birtakım şartlar vardır. Aslında zor olan, iyiye ulaşmak ve doğrular ile hareket edebilmektir. Çünkü insan, bir yönüyle bencil bir varlık olarak, her şeyden memnun olmaz. Özellikle de birçok imkân ve fırsatın kendisine dönük olmasını arzu eder. Bu durum, insanın iyi ve kötü isteklerin arasında, bir seçim yapmak zorunda olduğunu gösterir. Aslında hayat da iyi ve kötülükler içinde, iyiyi seçebilme irade ve hikmetine tabi olanların yönlendirdiği bir “sosyal kader”i gerçekleştirilmesidir. Hiçbir önemli değer ve imkân, kendi kendine gerçekleşmez!.. Bu yüzden, öncelikle, iyi bir geleceğe ve hayata çaba ve fedakarlıkla ulaşılır.

O zaman şunu bilmemiz gerekir ki, hayat; kendiliğinden iyi bir düzene ulaşmaz. Onu, iyi hale getirecek bizim değerlerimiz ve gayretlerimizdir. Bugün, çeşitli problemler ile yüz   yüze geliyorsak, bilelim ki, onların birçoğu bizlerin eksikliği, bilgisizliği, samimiyeti ve ahlakının yetersizliği ile ortaya çıkmaktadır. Çünkü ideal, mükemmel ve güzel bir dünyanın ortaya çıkması, önemli çabalar ve fedakarlıklar ile gerçekleşebilmektedir. Sonuç olarak, karşı kaşıya geldiğimiz problem ve sıkıntıların arkasında, hepimizin belli ölçüde ihmali, yanlışlığı ve samimiyetsizliği vardır.

Hayatı iyi bir hale sokmak, öncelikle bizlerin kendimize ait görevleri yerine getirmek, kişiliğimizi olgunlaştırmak, ahlakımızı örnek bir şekilde davranışlarımızda göstermek ile başlamaktadır.  Bazıları, çok önemli fikirlerin, politikanın, bilgilerin yardımıyla hayatın düzenleneceğini söylerken; bunların gerekli fakat, yeterli olmadığını bilmemektedir.

Hayatı Düzenlemeye Çalışmak

Hayatı düzenlemek, kendimizi ölçülü bir anlayış ve davranışa ulaştırmakla başlamaktadır. Ne siyaset ne iktisat ve ne de hukuk sistemi, belli bilgi ve kuralların devreye girmesiyle istenilen noktaya ulaşmaz! Çünkü, bütün bu sistemlerin etkinliğini sağlayacak faktör, insanın ahlaklı olması ve bu ahlak ile, davranışlarını ölçülü bir hale getirebilmektir. Günümüz bilgi ve anlayışı, insanı bir kenara iterek, bilgi ve iktisadi imkanlar ile her şeyin güzel bir şekilde işleyebileceğini söylemektedir. Halbuki, olayları şekillendiren ve doğru bir yöne doğru yönelten faktör, insanın niyetidir. Bu niyet ise, insanın tutum ve davranışlarına ölçü koyan değerler sistemidir. Bu değerler ise, öncelikle din, ahlak ve gelenek ile ortaya çıkan kültür dünyasıdır.

Bana göre dünyadaki insanların geleceğe yönelik ümitsizlikleri ne iktisadi ne siyasi ve ne de teknolojiktir. Tamamen, insanın insanlığını kaybetmesi ve başkasına karşı, iyi niyet ve samimiyetten uzaklaşmasıyla ilgilidir. 

İyi niyet, samimiyet, olgunluk, fedakârlık gibi değerler, bir inanç ve ahlak sisteminin benimsenmesi ve hayatta kendisini gösterebilmesiyle ilgilidir. Ümitsizlik; aslında güvensizlik konusunun ortadan kalkmasıyla bağlantılıdır. Samimiyetsizlik; yine karşısındakine inanmak ve itimat etmeyi kaybetmekle oluşan bir duygudur.

Bizim inancımızda, ümitsizliğe yer yoktur. Çünkü, inanan insan; her şeyin bir hikmet üzere, yani bir kader mantığı çerçevesinde gerçekleştiğini bilir. Çaba gösterdiği halde, bir iş olmuyorsa, onun önemli bir sebebi olduğuna inanır.  Nasip, kısmet kavramları, bizim idrakimizde önemli bir yer tutar ve bizi yersiz ve anlamsız, duygulardan kurtarır. 

Bana göre ümitsiz olmak, çabaların gereksizliğini ve işe yaramayacağını kabul etmek ve iyiliğin ilahi güç tarafından, karşılığının verilemeyeceğine düşünmektir. Halbuki ümit, birçok imkânın ortada olduğunu ve bunlara erişilebilineceğini insana kabul ettirir.  Bu yüzden, yanlışlara takılmak yerine; doğru bilgi ve inanç ile, ümidimizi muhafaza ederek, doğru yol ve işler üzerinde çaba sarfederek, olaylara hakim olan ilahi iradenin, bize yeni bir yol açabileceğini kabul etmek, en akıllıca yol olmaktadır.

Prof. Dr. Sami Şener

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.