islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Pazar Yağmurlu
12°C
Pazartesi Çok Bulutlu
11°C
Salı Hafif Yağmurlu
8°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
10°C

Yeni Emperyalizmin Yayılmacılığı

Yeni Emperyalizmin Yayılmacılığı
02/02/2026 02:00
A+
A-

Yeni Emperyalizmin Yayılmacılığı

Klasik Antropoloji, Batı’lı olmayan ülkeleri psikolojik ve sosyal açıdan aşağılık kompleksine  düşürüp, kendilerine olan güven duygularını kaybettirerek Batı’ya tabi olmalarını sağlamak isteyen sosyo-psikolojik bir “savaş harekatı” olarak açıklanabilir.

Bu psikoloji, Batı’nın ilmi ve teknolojik gelişimine bağlı bir hayat yaşamanın kaçınılmazlığı  gibi  yeni ve global bir dönemin, kaçınılmazlığı ile devam ettirilmeye çalışılıyor. Burada da, iktisadi liberal düşünce, Batı bilgisinin yegane ölçü olması gibi yine sosyo-psikolojik politikayı ön plana alan  “iki yüzlü” bir düşünceyi ortaya çıkarmaktadır.

 Batı’nın Hegemonik anlayışı:

Batı siyaseti, Makyavelli’nin iki yüzlü ve menfaatçi  felsefesini sürekli devam ederek, uluslararası ilişkilerde ahlak, hukuk ve dürüstlük gibi herhangi bir temel kavramı benimsememekte ve aşağılık tutum ve tavırlar göstermektedir. Bugün Trump ile çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkan “tahakkümcü siyaset”, aslında ikiyüz yılı geçen bir sürecinin görünen yönüdür. Bu siyasetin, hiçbir dini ve ahlaki değere sahip olmadığını ve bu yüzden, başkalarına hak tanımayacak kadar “ilkel” bir nitelik gösterdiğini bilmek gerekiyor..

Batı düşüncesi, Yunan ve Roma’nın  ahlak ve hukuk açısından tek yanlı  hareketini bir “yaşama felsefesi” olarak  kabul etmiş ve şimdiye kadar bunu  en vahşi bir şekilde uygulamıştır.  Afganistan, Irak, Suriye ve Filistin politikaları da, bu anlayışın somut ve adaletsiz örneklerine şahit olmuştur. Amerika, Batı toplumlarının ortaya koyduğu tarihsiz, ilkesiz ve geleneksiz bir devlet olması dolayısıyla, Batı dünyasının vurucu ve adaletsiz bir gücü olarak karşımızda yer almaktadır.

Özellikle son Gazze katliam ve soykırımı, aslında görmeyen gözlere ve anlamayan dimağlara, “Biz, bizden başkalarına hayat hakkı tanımayız” anlayışını ortaya koyan ve her türlü insani değerlerden uzak kalan bir kültürün, medeniyet kavramına olan uzaklığını ve çağdışılığını ortaya koymayı herkesin gözü önünde gerçekleştirdi.

Müslüman Toplamlar ve Emperyalizm:

Emperyalizm, İslam ve diğer Batı dışı toplumlara yönelik acımasız, katliamcı ve soykırımcı politikasını  yaklaşık 450 yıl  fiili olarak sürdürürken, bilgini ve medyanın gelişmesiyle bağlantılı olarak, yeni emperyalist politikalara yönelmiştir. İşte bu dönemde de Çağdaşlık, Modernlik, Globallik gibi yeni sistemler ortaya koymak suretiyle, kendi emperyalist tavrıyla devam ettirmişlerdir.

Özellikle Irak, Suriye, Afganistan ve Filistin işgal ve katliamlarında  Amerika, Sovyet ve Çin gibi ülkelerin, birbirleriyle işbirliği içinde hareket ettiklerini; İngiltere, Fransa gibi ülkelerin de, Amerika ile beraber  dünyayı kendi istekleri ile yönetmeye çalıştıklarını açıkça görmüş durumundayız.

Bütün bu gelişmeler içinde, Dünya’da Amerika, Sovyetler ve Çin’in kendi bölgelerinde yeni emperyalist hareketlere giriştiğini gözlemleyerek ve bu emperyalist hareketlere karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğini düşünmek zorundayız.

Emperyalizmin adalet, merhamet ve eşitlik gibi kavramları, sadece dillerine dolamış olup, bunları sadece kendileri için geçerli kabul etmeleri, bu kültür dünyasının ne kadar güvenilebilir olduğu anlamak mümkün.

Maalesef Müslüman toplumlar; Batı’nın kurumları, bilgisi ve siyasi sistemleri ile, büyük ölçüde onların istediği bir dünyayı hazırlamak durumunda kalıyor ve “alternatif bir dünya” oluşturma çabasına gitmiyorlar. Bu durum, Müslümanlardaki dünyevileşme ve  şuur kaybı olduğunu gösteriyor.

Amerika ve Rusya’nın son birkaç yıldaki emperyalist saldırıları, İsrail gibi bir terör devletine her türlü imkan sağlamış olmaları; Çin’in Uygur ve diğer ülkelerdeki sinsi yatırımları, aslında kültürel ve siyasi hürriyetimizin belli bir döneme kadar izin verildiğini gösteriyor!.. Bu demektir ki, bizim de sıramız geldiğinde, herhangi bir bahane ile, bu emperyalist sırtlanlar”ın birinin yemi olmaktan başka bir geleceğimiz olmayacak!..

Normal şartlardaki yaşıyor gibi; siyasetçi, ilim adamı, ticaret mensubu ve sanatçısı, üzerimize yönelik herhangi bir teldit yokmuşçasına “rahat ve huzurlu” bir hayat yaşama yanlışlığından kurtulmamız gerekiyor. Üzerimizden, ölü toprağını atmak zorundayız.. Eğer, etrafımızda cereyan eden olayların farkında isek!..

Prof.Dr.Sami ŞENER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.