islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
23°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

KÖTÜLÜK ÇAĞI VE İLÂHÎ REHBERLİK

KÖTÜLÜK ÇAĞI VE İLÂHÎ REHBERLİK
04/01/2026 01:00
A+
A-

KÖTÜLÜK ÇAĞI VE İLÂHÎ REHBERLİK

Zamanın ruhunu doğru okuyabilmek, karşı karşıya kaldığımız kötülükleri yalnızca ortaya çıkan sonuçlarıyla değil, kök sebepleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Bugün haber bültenlerinde, sokakta, aile yapısında ve insan ilişkilerinde şahit olduğumuz kötülükler, ilk bakışta münferit hadiseler gibi görünse de aslında derin bir ahlâkî ve manevî kopuşun tezahürleridir.

Bu manzara karşısında gerçeği görmemek mümkün değildir. İslâm, insanı ve toplumu korumak için indirilmiş ilâhî bir rahmet nizamıdır. Bundan uzaklaşmanın bedeli ise ahlâkî çöküş ve toplumsal savrulmadır.

İslâm‘dan uzaklaştıkça kalpler katılaşır ve huzur kaybolur, ona yaklaştıkça kalpler dirilir ve sükunete erer.

Zira bugün “suç ve kötülük” olarak şikâyet ettiğimiz her davranış, İslâm’ın açıkça yasakladığı fiiller arasında yer almaktadır. Can güvenliğinin ihlal edilmesi, hırsızlık, dolandırıcılık, malın gasp edilmesi, aklın alkol ve uyuşturucu ile ifsat edilmesi, neslin zinâ ve iffetsizlikle tahrip edilmesi, toplumun faiz, kumar, rüşvet, yalan dolan ve haksızlıkla çürütülmesi… Bunların hiçbiri tesadüfî ya da sebepsiz yasaklar değildir. Aksine bunlar, insanı korumaya yönelik ilâhî rahmet tedbirleri ve fıtratı ayakta tutan ilâhî güvenlik önlemleridir.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Allah Teâlâ’nın haram kıldığı hiçbir şey, gerçekte insan için hayırlı değildir. Geçici hazlar mutluluk sağlamaz, sınırsız özgürlükler huzur vermez. İnsan, Rabbini devre dışı bırakarak kendisi için daha iyi bir yol inşa edemez.

İslâm’ın emirlerine baktığımızda, insanı ve toplumu ayakta tutan temel ahlâkî ilkelerin öne çıktığını görürüz: Adalet, merhamet, emanet, doğruluk, tevazu, yardımlaşma ve sorumluluk… Bunların her biri hem bireyin hem de toplumun selâmeti için vazgeçilmez ilkeleridir. İslâm; insanın dinini, canını, malını, aklını ve onurunu koruma altına alır. Bu değerlerin çiğnenmesini ise zulüm olarak nitelendirir.

Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Hutbesi’nde yaptığı vurgu, bu ilkenin en veciz ifadesidir:

“Canlarınız, mallarınız ve ırzlarınız, bu gününüz kadar dokunulmazdır.” (Buhârî ve Müslim)

Bugün yaşanan krizlerin temelinde, bu dokunulmazlık bilincinin kaybedilmesi yatmaktadır.

Buradan ikinci hakikate geliyoruz:

Müslüman toplumlar olarak İslâm’dan uzaklaştık.

İslam kötülüğü yasaklıyor, ama o kötülükler Müslüman toplumlarda yaygınlaşıyorsa; bu, dinin değil, dindarlığın zayıfladığını gösterir. İslâm hayattan çekilmedi; biz İslâm’ı hayatın dışına ittik. İbadeti şekle, ahlâkı söyleme, haramı tartışma konusuna dönüştürdük.

Oysa İslâm, yalnızca bireysel ibadetlerden ibaret değildir. İslâm, hayatın tamamını kuşatan bir ıslah çağrısıdır. Bu çağrı aileden başlar, eğitimle devam eder, toplumda karşılık bulur. Anne-baba, öğretmen, âlim, yönetici ve fert… Herkes bu davetin muhatabıdır.

İyiliği yayma sorumluluğunu terk edenlerin, kötülüğün yaygınlığından yakınmaya hakkı yoktur. Kur’ân-ı Kerîm, İsrailoğulları’nı tam da bu nedenle uyarmıştır:

“Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. Yaptıkları ne fena idi!” (el-Mâide, 79)

Allah ile bağımızı güçlendirmek bir tercih değil, bir zarurettir.

Günahın normalleştirildiği, İffetin ve hayânın değersizleştirildiği, iyiliğin görünmez hâle geldiği bir dünyada mümini ayakta tutacak olan sağlam kulp, imandır. Bu iman; bilinçli ibadetle, samimi dua ile, Kuran’ı ve sünneti hayatımıza taşımakla korunur.

İbadet, insanı hayattan koparan bir yük değil; bilakis hayata anlam ve istikamet kazandıran, insanın Rabbiyle kurduğu özel bir bağdır. Kalbi diri tutar, vicdanı hassaslaştırır ve kişiyi kötülükler karşısında daha bilinçli ve dirençli hâle getirir. Bu yönüyle iman ve sâlih amel, müminin manevî dünyasını koruyan güçlü bir muhafaza vazifesi görür.

Nitekim şartlarına riâyet edilerek, bilinçle ve huşû içinde kılınan namaz; insanı her türlü hayasızlıktan, dinin ve aklın kabul etmediği davranışlardan alıkoyar. Yüce Allah’ın, “Şüphesiz namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar” buyruğu (el-Ankebût, 45), namazın yalnızca şekli bir ibadet olmadığını; ahlâkı inşa eden ve insanı kötülüklerden koruyan ilâhî bir terbiye vesilesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, her şeyden önce kendimizi ıslah etmektir. Zira başkalarını düzeltmeye çalışmadan önce insanın kendi nefsine yönelmesi, eksiklerini görmesi ve sorumluluğunu idrak etmesi gerekir. Bunun tabiî bir sonucu olarak da emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker vazifesinin ihyası zaruridir.

İyiliği yaymak, kötülüğe karşı durmak; sadece bireysel bir tercih değil, ümmetin ayakta kalmasını sağlayan en önemli yükümlülüktür. Çünkü İslâm’ın toplum hayatındaki canlılığı, ahlâkî dirilişi ve bekası, bu sorumluluğun hakkıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Yani İslâm’ın devamı ve bekası, iyiliği emretmeye ve kötülüğe karşı çıkmaya bağlıdır; İslâm’ın zayıflaması ve yıkıma sürüklenmesi ise bu sorumluluğun terk edilmesinin bir sonucudur.

Allah Teâlâ bizleri kötülüklerden sakınan, iyiliği yaymak için sorumluluk alan kullarından eylesin. Kalplerimizi hayra meyleden, söz ve davranışlarıyla iyiliğe vesile olan kimselerden kılsın. Bizleri kötülüğe engel olmaya gayret eden, yaşadığı çevrede hayrın çoğalmasına katkı sunan kullarından eylesin.

Kadir BEKİL

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.