
1. Bizim mürşidimiz Muhammed’in (sav) mükemmel ve örnek alınacak bir ahlâkı vardı.
“Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki, sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnûn değilsin.
Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir ödül vardır.
Gerçekten sen, pek büyük (üstün) bir ahlâk üzerindesin.” (Kalem 68/1-4)
2. En güzel mürşid olan elçi Muhammed (sav) mü’minlerin velisidir. Yani onları sevendir, onlara yakındır, onların iyiliğini isteyendir, onlara İslâmı tebliğ ederek ve uygulayarak yardımcı olandır.
“Sizin velîniz ancak Allah’tır, Rasûlü’dür, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaz kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir.
Kim Allah’ı, Rasûlü’nü ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki;) üstün gelecek olanlar şüphesiz hizbullahtır (Allah’tan yana olanlardır).” (Mâide 5/ 55-56)
3. O “benim dediğimiz yapmak zorundasınız” demezdi. Onun çevresinde; “ğassâlın (ölü yıkayıcının) önündeki meyyit (cenaze) gibi ona teslim olacaksınız” diye telkinde bulunan müridleri, bağlıları yoktu. Zaten kendisinin de böyle bir beklentisi ve görevi yoktu.
Konuşmaları kapalı ve gizemli değildi. Herkesin anlayabileceği şekilde ve apaçıktı.
“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
De ki: “O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.” (Mülk 67/25-26)
4. Arkadaşlarını evinde ağırlardı. Onlara ikramda bulunurdu. Rahatsız olduğu hâlde, ikramdan sonra koyu sohbete dalarak gereğinden fazla kalan arkadaşlarını ikaz etmeyecek kadar naifti.
Misafirlerine “efendi hazretleri artık istirahata çekilecek, buyurun” diyerek kapıyı gösterecek adamları da yoktu.
Dolaysıyla biz onun bu gibi tutumlarını; “o akşam mübarekin evinde şöyle şöyle hâller zuhur etti” diyerek anlatan müridlerden değil- Allah’tan öğreniyoruz.
“Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin.
Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez.
***
Allah’ın Rasûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.” (Ahzab 33/53)
5. Onun türlü türlü olağanüstülükleri, beşerüstülüğü, tanrısal gücü yoktu.
“Dediler ki: “Ona Rabbinden mu’cizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mu’cizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım (nezîrim).” (Ankebût 29/50)
Ama onun öyle bir kitabı vardır ki (daha doğrusu ona indirilen), o kitap onu âlemlere rahmet yapmıştır.
“(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)
6. Allah (cc) onu bize en mükemmel örnek (üsve-i hasene) olarak sundu.
“Andolsun, Allah’ın Rasûlü’nde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır…” (Ahzâb 33/21)
7. O kerim, yani şerefli ve üstün nitelikli bir elçi idi. Kerîm bir elçinin (meleğin) aracılığı ile vahiy aldı.
“O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş’ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.” (Tekvir 81/19)
“Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.” (Hâkka 69/38-41)
O, Rasûlu Ekremdir, yani en değerli, en şerefli, ahlâkın keremlerini (güzelliğini) tamamlamak için görevlendirilen bir elçidir. (Bkz: Muvatta, Husnü’l-Halk/8. Ahmed b. Hanbel, 2/381)
8. O da diğer peygamberler gibi müctebâ (seçkin) idi.
“De ki: “Hamdolsun Allah’a, selâm olsun seçkin (mücteba) kıldığı kullarına. Allah mı daha hayırlı yoksa O’na koştukları ortaklar mı?” (Neml 27/59)
9. O da diğer peygamberler gibi ‘ismet’ sıfatına sahipti, yani büyük günah işlemekten uzaktı. (Bütün peygamberlerde ortak olan 5 sıfat: 1. Sıdk: imanda sâdık, sözde ve davranışlarda dürüst/doğru olmak. 2. Emânet: her açıdan güvenilir/emin olmak. 3. Fetânet: Akıllı ve zeki olmak. 4. İsmet: küçük hatalar ve yanılmalar (zelle’ler) hariç, günah işlemekten uzak olmak. 5. Tebliğ: Allah’tan gelen vahyi, mesajları olduğu gibi muhataplara ulaştırmak, iletmek. (Nesefî, Ömer. İslâm İnancının Temelleri-Akâid. s: 119. Uludağ, S. İslâm’da İnanç Konuları, s: 188))
***
İşte bizim mürşidimiz, özellikleri böyle olan bir beşer elçidir. Ama bütün insanlığa; Allah’ı sevme ve saygı, O’na iman, güzel ahlâk, kulluk (ibadet) etme, âhirete hazırlanma, başkalarına faydalı olma, kötülüklerle ve zalimlerle mücadele açısından en güzel örnek olan bir elçidir.