Endüstri 4.0 Ve Toplum 5.0 Süreci Geleceğimizi Nasıl Şekillendirecek?

Temel Karamollaoğlu: İnsanlığın Emrinde Bir Makinalaşmayı Savunuyoruz

Saadet Partisi 7’nci Olağan Büyük Kongresi Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Temel Karamollaoğlu, kongrede 962 oy alarak ikinci kez Saadet Partisi’nin genel başkanlığına getirildi. Karamollaoğlu, Milli Görüş’ün 50. Yılı vesilesiyle konuşmasında “birlik” ve “beraberlik” mesajları verirken, bir siyasî lider olarak ilk kez “Endüstri 4.0” ve “Toplum 5.0” gibi kavramları zikrederek, şöyle dedi: “Önce ahlâk ve maneviyatı merkeze almayan bir endüstri, hangi yapay zekaya, hangi yüksek teknolojiye ulaşırsa ulaşsın, barış ve huzurun değil kaos ve bunalımın sebebi olacaktır. Biz makinaların emrinde bir insanlığı değil, insanlığın emrinde bir makinalaşmayı savunuyoruz.”

Endüstri 4.0 Ve Toplum 5.0 Süreci Toplum Yapımızı Nasıl Değiştirecek?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 78 yaşına ulaşmış olmasına rağmen bedenen ve zihnen hayli dinç bir görünüm vermektedir. Kendisine “Bilge Başkan” sıfatı verilmesi sadece yaşıyla ilgili olmaması gerek. Çünkü mezkûr haberde kongrede yapmış olduğu bir saatlik konuşmasından sadece “Endüstri 4.0” ve “Toplum 5.0” kavramlarına yer verilmiş olması dahî, onun bir siyasetçi kimliğinin ötesinde geleceğe kaygı ile bakan ve muhtemel toplumsal kaymalara karşı kendi kültürel ve manevî özümüzden yola çıkarak, uyarı mahiyetinde şimdiden çareler sunan bir bilim insanı olduğunu da göstermektedir.

Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 Ne Anlama Geliyor?

 “Endüstri 4.0” olarak da bilinen 4. Sanayi Devrimi, “endüstriyel internet” sürecin bir başlangıcıdır. Endüstri 4.0, meslekî ve teknik yönden üretim ve çalışma hayatını radikal bir biçimde değiştirecektir. Bundan böyle endüstriyel üretim sürecini daha çok akıllı makineler, sistemler ve ağlar yöneteceği için, yeni teknolojik bilgilere sahip olan ve uygulayan ülkeler, küresel rekabet ortamında avantajlı konuma gelecektir. Tehditler barındırdığı kadar fırsatlar da içeren bu sürece hazırlıklı olmalıyız.

Kavramsal olarak “Endüstri 4.0” projesini ilk takdim eden ülke Almanya olmuştur. Toplumsal yansımalarına yönelik olarak hayat kalitesini artırma amaçlı dijitalleşmeyi ifade eden “Toplum 5.0” fikri ise Japonya’ya aittir. Dijitalleşme, teknik transformasyon sürecinde ekonomiyi, çalışma hayatını ve genel bir açılımla sosyal hayatın hemen bütün alanlarını fırsatlar ve riskler açısından etkileyecektir. Sosyal hayatın birçok alanını etkileyecek olan dijitalleşme, küresel rekabet ve demografik yapı (yaşlanma) ile birlikte çalışma hayatını da derinden değiştirecek ve bununla birlikte belki de yeni sorunlara da yol açabilecektir.

Bu bağlamda şimdiden akla gelebilecek sorulara cevap bulmamız kaçınılmaz olacaktır. Mesela gelecekte iç ve dış piyasa için hangi yeni teknolojilerle ne üretilecek ve geleceğin üretim sistemlerinde işgücünün rolü ne olacak? Bu doğrultuda “liyakat, ehliyet ve yetki”, “teknik inovasyon içeren hayat boyu öğrenme”, “çalışma ilişkileri”, “sosyal güvenlik ve ücretler” ve “güvenilir denetim sistemleri” gibi konular çerçevesinde yeni şartlara uygun yeni yapılanmalara gidilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Geleceğe ait olası sorunların giderilmesi ve memleketimizin lehine olabilecek yeni fırsatların ortaya çıkması için, yeni teknolojiler üreten bir ekonomi sisteminin oluşturulmasının yanında kamusal sosyal politikaların, aktif istihdam politikaların, teknik altyapı, yeni çalışma şartlarına uyum, insan dostu dijitalleşme ve inovasyon odaklı meslekî tekâmül eğitimi gibi çözüm önerilerinin şimdiden hazırlanması gerekmektedir. Küresel dünyada sanayimizin rekabet edebilirliği buna bağlıdır.

Temel Karamollaoğlu, bunun dışında Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 süreçlerinin başka boyutuna da şu sözleriyle işaret etmektedir: “Endüstriyel üretim sürecini, daha çok akıllı makineler, yapay zekalar yöneteceği için, yeni teknolojik bilgilere sahip olan ve uygulayan ülkeler, küresel rekabet ortamında avantajlı konuma gelmektedirler. Ne var ki; Sosyal ve toplumsal boyutları ihmal edilmiş bir makineleşme, insanlığa huzur değil felaket getirir. Bu sebepledir ki; Toplum 5.0; insanı makinelerle rekabet etmeye değil, değerler alanında üretim yaparak, makineleri insanlığa faydalı olma çerçevesinde, güçlü kılmanın yollarını aramaktır. Bilgi ve istatistiklerin ruhu yoktur. Saadet partisi olarak, her konuda olduğu gibi, geleceğin teknolojileri konusunda da temel düsturumuz bütün insanlığın huzur, barış ve saadetidir.”

Görüldüğü üzere Saadet Partisi, “Ağır Sanayi Hamlesi”nden sonra Endüstri 4.0’nün sunduğu dijitalleşme imkânlarıyla ortaya çıkacak “Toplum 5.0”i, bilim ve teknoloji inovasyonu ile daha da zenginleştirmeyi hedeflerken, “Önce Ahlâk ve Maneviyat” ilkesinden de taviz vermeden insanın “akıl ve ruh” bütünlüğünü korumayı yönelik dengeleyici tedbirlerin de önemine işaret etmektedir.

Siz şimdiye kadar hükümet yetkililerinden hiç Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 gibi kavramların yerli sanayinin geleceği veya küresel ticaret açısından ne gibi (dez)avantajlar doğurabileceği yönünde bir söz duydunuz mu? Herhalde duymadınız. Halbuki geleceğe damga vuracak olan bu iki kavram ekseninde değişime uğrayacak olan üretim sistemlerinin yanında toplumsal yapı ve insan davranışlarıdır.

Bir muhalefet lideri olarak Karamollaoğlu, siyasî konjonktür içinde her ne kadar iktidarda yer almıyorsa da, Türkiye’nin menfaatine olan düşündürücü açıklamalarıyla hükümete yol gösterici bir tutum izlemektedir. Yapıcı muhalefet, hükümet icraatlarını topyekun reddetmek anlamına hiç gelmediği gibi, hatalı gördüğü eylemleri eleştirmenin ötesinde ufuk açıcı yeni fikirler de ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türkiye, Saadet Partisi’nin Milli Görüş vizyonuna her zaman ihtiyaç duyacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir