Makale

GEMİLERİ YAKMAK

Gemileri yakmak, çok sık kullanılan deyimlerimizden biridir. TDK sözlüğüne göre şu anlamları içerir: Geri dönüşü olmayan kararlar vermek, her şeyi göze almak, verdiği karardan geri dönmesini sağlayacak sebepleri yine kendisi yok etmek, geriye dönmesi olanaksız bir davranışta bulunmak.                                                                                                          

Kendinden, sevdiklerinden vazgeçip yeni mecralarda var olmanın ilk adımına örnek gösterilen davranışları karşılar, gemileri yakmak. Endülüs’ün fethinin başlangıcını hatırlatan ifadedeki bu eşsiz tavır, sonradan deyimleşerek toplumların hafızalarına kalıcı olarak işlenmiştir. Tarık bin Ziyad, askerlerinden emsali görülmemiş bir fedakârlık istemiş. Birlikte çıktıkları yolun dönüşünün olmadığını gemileri yakarak göstermiştir. Bu tutum sonrasında, hepimizin bildiği muhteşem bir medeniyetin ortaya çıkmasına vesile olan Endülüs’ün fethi gerçekleşmiştir. Avrupa barbarlığının 1492’de bu medeniyeti ortadan kaldırmak için yaptığı vahşete rağmen bu medeniyetin izleri bugün İspanya’da dilden mimariye, kültürden bilime pek çok alanda yaşamaktadır. Avrupalılarca yakılan kütüphanelerden arta kalanlar bile bugünkü bilimin ve sanatın gelişmesine katkılar sağlamıştır. O kütüphaneler korunmuş olsaydı belki de pek çok bilimsel gelişmeyi çok daha önceden görecektik. Belki başka şeyler konuşacaktık.

Biz deyime dönelim. Tarihimizde çokça ders dolu, ibret alınacak böyle gerçek bir hikâye var. Özellikle başka hiçbir kültürde olmayan gönül coğrafyası tabirinin içinde yer alan İslâm beldelerindeki acıları dindirmek için gemileri yakmanın vakti değil mi şimdi? Şöhret gemilerimizi, makam ve mevki gemilerimizi, daha çok kazanma hırsı gemilerimizi, lüks yaşam gemilerimizi. Hülasa kardeşliğimize zarar veren bütün gemileri yakmanın zamanı değil mi şimdi? Tarık bin Ziyad ve arkadaşları bir ülkü uğruna gemileri yakmıştı. Bizler de bugün esaret ve zulüm altında bulunan kardeşlerimize destek olmak, onların yaşadıkları olumsuzluklara son vermek; huzur ve güven içinde hayatlarını sürdürmelerini sağlamak için yukarıda sıraladığımız gemileri yakmalıyız.

Ve Nazım’ın Kerem Gibi şiirinde karşılığını buluyor söylediklerimiz:

’ Deeert çok/ Hemdert yok/ Yüreklerin kulakları sağır/ Hava kursun gibi ağır/ (…) Sen yanmasan/ Ben yanmasam/ Biz yanmasak/ Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?’’                                                                                   

Gemileri, kardeşlerimize emsali görülmemiş bir vahşeti reva görenlerle ticareti devam ettirmek için yola çıkarma (en hafif tabirle) gafletini göstermekten ne zaman vazgeçeceğiz? Yapılan zulme kayıtsız kalmayıp canından vazgeçen asker Aaron BUSHNELL, kendini yakarak kendince bir tepki gösterdi. Tasvip etmediğimiz, bizi üzen bir tepki şekli olsa da tarafını belli etmesi, zulme karşı gelmesi ve harekete geçmiş olması takdire şayandır. Ancak görüyoruz ki bireysel çabalar, maalesef istenen etkiyi göstermemektedir.

Karıncanın Hz. İbrahim’den yana olduğunu gösteren davranışı gibi olmaktan öteye geçememektedir. Zalimin kendi keyfi için yaktığı vahşet ateşi, şu sıralar en çok da Müslümanlara zarar vermektedir. Ve yine maalesef ki özellikle kendini medeni diye adlandıran ancak gelişmiş ama medenileşmemiş ve ‘tek dişi kalmış canavar’  olmaktan öteye geçememiş Batı ve onun dünyanın her yerindeki işbirlikçi dostları, seyirci olmak bir yana zalime her türlü desteği sunmaktadırlar.  Dünyanın vicdan sahibi bütün insanları, şu an sürmekte olan zulümlere karşı çıkmalıdır. Duyarlı vatandaşlar, yöneticilerini bu konuda mazlumlara yardımcı olmaya zorlamalıdır.

Anlamlarından biri de çok okunan olan, kerim kitabımız Kur’anda Allah (c.c) bizi şöyle uyarıyor:

Size ne oldu da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar. Bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!’. Diyen çaresiz (mustaz’af) erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz (mücadele etmiyorsunuz/ çabalamıyorsunuz)?‘’ (Nisa 75)                                                                            

Kardeşlerimiz, bulundukları coğrafyalarda (bugün için Gazze, Doğu Türkistan, Arakan ve diğer bölgelerde) işkence ve baskı altındayken hatta korkunç bir şekilde katlediliyorlarken bizler sessiz kalıyorsak, umursamıyorsak, boykota devam etmiyorsak yapılan zulümlerin ortağı oluruz.

İşe bizi duyarsızlaştıran nefsimizden başlayalım; yetki sahibi kişileri de buna dâhil edelim. Ve kardeşlerimiz için geri dönmeyecek mücadele, acil yardım, kardeşlik ve iman dolu gemilerimizi yola çıkaralım. Sonra orada yakalım o gemileri ki mücadelemiz, yardımımız, kardeşliğimiz ve imanımız kalıcı olsun.

EYYUP YÜKSEL

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

Recent Posts

  • Genel

Muhammed Abdüsselam el-Yazuri, Şehit Oldu

Şehadetin ve Direnişin Onurlu Adı: Muhammed Abdüsselam el-Yazuri (Ebu’l-Heysem) Kassam Tugayları, Genel Askerî Konsey üyesi…

6 saat ago
  • Genel

BÜLENT YILDIRIM’DAN TOPLUMSAL BİRLİK ÇAĞRISI

BÜLENT YILDIRIM’DAN TOPLUMSAL BİRLİK ÇAĞRISI “Bu sürecin tamamlanması için halkın desteği açık olmalı” İHH İnsani…

7 saat ago
  • Gündem

TÜRKİYE’DEN SAVUNMA SANAYİİNDE DEV ADIM

TÜRKİYE'DEN SAVUNMA SANAYİİNDE DEV ADIM: BÜTÇEDE REKOR ARTIŞ VE TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK VURGUSU Türkiye, küresel güvenlik…

7 saat ago
  • Genel

ALLAH BÜYÜKLÜK TASLAYANLARI SEVMEZ

ALLAH BÜYÜKLÜK TASLAYANLARI SEVMEZ Kibir hastalığına yakalananlar kendilerini özel, üstün, seçilmiş ve ayrıcalıklı görürler. Diğer…

8 saat ago
  • Genel

BAE BU SEFER DE SUUDİ ARABİSTAN’I MI BÖLECEK?

İBRAHİM KARAGÜL: BAE BU SEFER DE SUUDİ ARABİSTAN’I MI BÖLECEK? “Peki sonraki hedefi ne? Mısır…

8 saat ago
  • Genel

ODATV’YE KARDEŞÇE SON CEVAP: “AD HOMİNEM” SIĞINAĞI, MARX’IN ÇIKMAZI VE FITRATIN ZAFERİ (VI)

ODATV’YE KARDEŞÇE SON CEVAP: “AD HOMİNEM” SIĞINAĞI, MARX’IN ÇIKMAZI VE FITRATIN ZAFERİ (VI) Odatv yazarı…

8 saat ago