islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5395
EURO
18,2406
ALTIN
994,25
BIST
3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Hafif Yağmurlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
21°C

İSLAM MÎRAS HUKUKU ve BİR ANA PROBLEMİN (AVLİYE) ÇÖZÜMÜ

İSLAM MÎRAS HUKUKU ve BİR ANA PROBLEMİN (AVLİYE) ÇÖZÜMÜ
21.09.2022
A+
A-

Bu makalemizi okumakta olduğunuz Mirat Haber. Com’u da   yayınlamakta olan vakfımız ARDEV’de  özlemini çektiğimiz Kur’ân merkezli sohbetlere başlayabildik. Bu cumartesi (16 Eylül 2022) gerçekleştirdiğimiz ilk sohbetimizde İslam Mîras Hukuku üzerine durduk.

Katılımcı ilim adamlarımızın  katkılarıyla pek verimli geçen bu sohbetimizde Fatih Orum hocamız takdirle karşıladığımız bir sunum yaptı. İslam Mîras Hukukunda yer alan Kur’ânî kavramları dile getirdikten sonra  konunun   vuzuha kavuşturulabilmesi ve güncel problemlere çözüm getirilebilmesi için hangi başlıklar altında incelenmesi gerektiğini açıkladı.

Fatih hocamız geleneksel İslam Mîras Hukuku’nda  yer alan ve payların paydadan çok olduğu var sayımı ile Kur’an’da matematiksel hataların yer aldığı ithamlarına sebebiyet veren  Avliye konusunun Kur’ân’a bühtan olduğunu, Nisa 33  hareket noktası kılınarak önce eşlerin payları çıktıktan sonra yapılacak taksimatla  Avliye probleminin kökten çözümleneceğini  beyan ettiler.

Her biri bir değer olan katılımcıların sorularına verilen  cevaplar sonucu Avliye konusunda sunulan çözüm kabul gördü.

Seküler toplumlarda kadının konumunun değişmesiyle varisler ve alacakları oranlarda bir değişiklik  yapılamayacağı görüşü kabul edildi.

Kur’ân zaviyesinden Avliye konusunu yazmasını Fatih  hocamızdan rica ettik.

Şahsen bendeniz de  bir katılımcı olarak konuya hazırlanmış ve bazı notlar hazırlamıştım. Arzetmek isterim:

İslam Mîras Hukuku

Bütün varlıkların yaratıcısı olan yüce Allah biz insanların da halıkıdır. O bizi insan olarak erkek ve kadın  şeklinde ve  ebedî hayat takdir ederek en güzel kıvamda yaratmıştır. Biz insanları,  verdiği nimetler ve sonuncusu Hz. Muhammed olan peygamberleri aracılığı ile  koyduğu  yasalarla denemeyi dilemiştir.

Kulluk denemesine tabi tutulduğumuz ve uygulayıp uygulamadığımızdan ötürü sorgulanıp ceza veya mükâfat göreceğimiz bir yasalar dizisi de İslam Mîras Hukuku’dur.

Biz insanlara pek merhametli olan Rabbimiz, insanlığa son ilahi mesajlarını içeren ve Hz. Muhammed ile tebliği edilen Kur’an’la bizzat  koyduğu İslam Mîras Hukuku adalet ve merhamet yüklüdür. İnsanlığın doğasıyla ve toplumsal ihtiyaçları ile uyumludur.

İslam Mîras Hukuku’nun Özellikleri

Bu Kur’ân merkezli mîras sistem vaz’ edildiği dönemden beri yani on dört asırdır yazılı yasalar bütünü olarak uygulanmış olup bundan sonra da uygulanacaktır.

İslam Mîras Hukuku kadın erkek, genç yaşlı, karı koca, ana baba çocuklar, ana veya ana baba bir kardeşleri pay sahibi kılan mucizevî bir sistemdir. Ancak bu sistem, gereğince İslam Hayat Düzeni’nin bir parçası olarak ele alındığında kavranabilir.

İslam MÎras Hukuku’nda varisleri ve paylarını belirleyen Allah’tır. Hiç kimse veya toplum düzeni  varisleri artıramaz ve eksiltemez.

Yüce Allah varislerin alacağı payları örneğin 1/2, 1/3,1/4, 1/6 ve 1/8, 2/3 şeklinde belirlemiştir.

Allah’ın belirlediği  varislerin ve oranların dışına çıkılamaz. Varisler mîrastan düşürülerek mal örneğin istenilen  kişilere, hayvanlara ve hatta hayır kurumlarına bile bırakılamaz. Bu sistemde mesela cenin de pay sahibidir ama İslam’ın onaylamadığı evlatlığa mirastan pay verilmemiştir.

Yaşadığımız dönem dahil, insanlık tarihi boyunca inançları ne olursa olsun erkekler ailede ve toplum yönetiminde önde olmuştur. Bu durum yaratılış düzenimizin doğal bir uzantısı olup aklın ve düşüncenin duyguya üstünlüğünü gösterir. İslam miras sisteminde  malların yaklaşık üçte ikisinin erkeklere ve  üçte birinin de kadınların yönetimine verilmesi fıtrat doğrultusunda akıl ve düşüncenin kadının temsil etti duyguya tercihi olarak da değerlendirilebilir.    İslam miras sisteminde fıtrat temelli bu ayırım geçerli olmakla birlikte erkeğe yüklenen görevler  kadınları fiilen  taşınır ve taşınmaz malların üçte ikisinden yararlandırmaktadır.

Bölüşümde Öncelik

İslam miras sisteminde ölenin bıraktığı mallardan önce yazıya dayalı belgeli borçlar ödenir. Ardından -varsa- miras üçte birle sınırlandırılarak vasiyet yerine getirilir. Daha sonra da birbirleriyle evlilik akdi yoluyla  bağlı olan  eşlerin payı çıkarılır. (Nisa 4/33) Kalan mallar ise Allah’ın belirlediği paylara dağıtılır.

İslam, adaletin yanında erdemlere de ağırlık verdiği ve amaç kıldığı için  malların varislere dağıtımı sırasında dağıtımdan haberdar olan ve olabilecek olan akrabaya, yetimlere yoksullara da örneğin hediye türünden bağış yapılır ve güzel sözlerle kalpleri kazanılır.

Bunun  amacı  sahip olunacak mirastan verilerek malı mülkiyet düşmanlığından korumak ve  tedavüle sokarak artmasına zemin oluşturmak olsa gerektir. (Nisa 4/8)

Kocası ölen kadın, yeni bir evlilik için Rabbimizin belirlediği dört ay on günlük iddet süresini koca evinde bekler, bu sürenin  bir yıla çıkarılmasının koca tarafından varislere  tavsiye edilmesi de Rabbimizin öğüdüdür. (Bakara 2/240)

Hakları Çiğneyici  Laik Düzenimiz

Cumhuriyetle birlikte oluşturulan jakoben (dışlayıcı ötekileştirici ve hakları zalimce çiğneyici) laik  düzenimiz İslam Miras Sistemi ile birlikte İslam’ı bütünüyle dışladığı ve hukuk  düzeni ile seküler yaşamı zorla dayattığı ve biz sözde Müslümanlar da yapılanlara fiilen onay verdiğimiz için İslam Mîras Hukuku yürürlükten düşürüldü.

Osmanlı Devletinde azınlığı oluşturan gayr-ı müslimlere bile tanınan mîras sistemlerini uygulama hakkı Müslümanlara verilmedi ve batıdan tercüme yasalar zorla dayatıldı ise de tarafımızdan da benimsendi.

Şimdilerde İslam’ın bütünü içinde mahza adalet olan miras hukukumuz seküler yaşam içinde kadını mağdur eden bir yapı olarak  yeriliyor. Daha da acısı Diyanet’in ve  batı projesi olan ilahiyatların sessiz kaldığı bu konuda bazılarımız tarafından mevcut laik yaşam doğru kabul edilerek Kur’ân merkezli sistemimizin yapısının değiştirilmesi gereği  yazılıp çizilebilmektedir.

Yapılabilen tek eleştiri de kız çocuklarının erkek çocuklara ve kadın eşlerin de erkek eşlere nispetle yarı hisse almasıdır. Laik pencereden bakılınca eşitsizlik olarak görülebilecek bu durum aslında  İslam’ın bütünü içinde kadınların aleyhine değil bilakis lehinedir. Çünkü İslam  doğal ve aklîdir.

Yapılabilen Laik Eleştiri

İslam Miras Hukuku’na  getirilen eleştiriler cehalete dayanmıyorsa gavurluğun ürünüdür. Çünkü  analara ve babalara miras verilmesi insan doğası ve müşterek aklın  bir gereği olmasına rağmen örneğin ülkemiz miras siteminde onlara miras verilmemesi eleştirilmemektedir.

Pandemi döneminde yaşlılarını ölüme terkedebilen batılıların onlara mirastan pay vermemesi anlaşılabilir ama bizim insanımıza ne oldu da  bu derece insanlık çizgisini yitirebildik.

Bu sebeple biz önce İslam Miras Sistemi’nde kadınlarımıza ayrılan paylara değinecek, sonra da erkeklere verilen payları ve sebeplerini açıklamaya çalışacağız.

Devam edecek.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.