
Bu yıl Anneler Günü yaklaşırken dikkatimi çeken bir şey var.
Annelik… her sene anneye değer verilen, konuşulan bir hakikatken; bu yıl çiçeklere, hayvanlara bakım vermeyi de “annelik” kategorisine yerleştiren kampanyalarla anılıyor.
Bu sadece masum bir genişletme mi, yoksa anneliğin anlamını bilinçli olarak bulanıklaştıran bir yaklaşım mı, insan düşünmeden edemiyor. Çünkü bir kavramın sınırları ne kadar belirsizleşirse, değeri de o kadar azalır.
Annelik…
Sadece merhamet ve bakım değildir. Sadece doğurmak da değildir.
Onu sıradan bir “ilgilenme hâli”ne indirgediğinizde, geriye anneliğin yükü değil, sadece görüntüsü kalır.
Oysa annelik kutsaldır. Ama onu kutsal yapan şey; evladın kendine ait olmadığını, Rabbinin emaneti olduğunu bilmektir. Ve o emaneti, Rabb’inin rızasını gözeten, vatana, millete, dinine faydalı bir karakterle yetiştirme sorumluluğudur.
İşte tam da bu yüzden Annelik, kolay tarif edilen bir rol değil; sürekli öğrenilen, emek isteyen, içinde denge aranan bir vazifedir.
İyi anne olma çabası da tam burada başlar. Ne sadece duyguyla ne sadece kuralla…
İkisinin arasında, bazen şaşarak, bazen öğrenerek ilerleyen bir yolculuk.
İyi bir anne sabırlı olmalıdır, derler. Oysa anneliğin sabır sınavı, yalnızca yemeğini döke saça yemeye çalışan bir çocuğa gösterilen tahammül değildir.
Sabır, bazen çocuğun aynı soruyu defalarca sorduğunda, gelişim süreci akranlarından geri kaldığında, bir hatasını düzeltmek için zamana ihtiyaç duyduğunda devreye girer.
Anne o an şöyle düşünmelidir: “Sabretmezsem öğrenemez, sabretmezsem gelişemez.”
Ama bazen de iyi bir anne sabırlı olmamalıdır.
Saygısız bir söz, sınırları zorlayan bir tavır ya da şiddet içerikli bir davranış karşısında, sabır adı altında sessizlik yalnızca suça ortak olmaktır.
İyi bir anne, gerektiğinde “hayır” demeli, gerektiğinde net bir şekilde “bu davranış kabul edilemez” diyebilmelidir. Sevgi gösterirken bile dik durabilmelidir.
İyi anne fedakârdır, biliriz.
Geceleri uykusuz kalır, kendi yemeğini çocuğuna yedirir, dinlenmesi gereken saatlerde yemek yapar, evi toparlar, çocukla ilgilenir. Ama iyi bir anne bazen de fedakârlık yapmamalıdır. Kendini sürekli ikinci plana atan bir annenin gözleri zamanla sitemle dolar.
Ve unutulur ki huzuru olmayan biri, kimseye huzur veremez.
İyi bir anne önce kendi ruhunu beslemelidir.
Çünkü dolu bir kaptan ancak başkasına su verilebilir.
İyi bir anne kızmamalıdır.
Ama her hatayı hoş görmek de annelik değildir.
Bazen çocuk, yanlış yaptığını ancak annenin ses tonundaki ciddiyetten anlar.
Öfke değil; ama kararlı ve net bir “hayır” çocuğa sınırları öğretir. Kızmamak, her zaman sevmek değildir. Bazen sınır koymak da sevgidendir.
İyi bir anne çocuğunu olduğu gibi kabul etmelidir, evet.
Ama onun her huyunu, her alışkanlığını da “doğası böyle” diyerek kabullenmek, gelişimi engeller.
Yaratıcımız bize değişme iradesi vermişken, “ben böyleyim” cümlesi ardına sığınılamaz.
İyi bir anne, çocuğunun güçlü ve zayıf yönlerini tanıyıp, geliştirmesi için yol gösteren kişidir.
Ve evet, iyi bir anne çocuğunu mutlu etmeye çalışır.
Ama her istediğini yapmak, mutluluk değil, doyumsuzluk getirir. Haz odaklı büyüyen bir çocuk, en küçük zorlukta pes eder. İyi bir anne, mutluluğu öğretirken, sabrı da öğretir. Zevklerin geçici, karakterin kalıcı olduğunu anlatır.
İyi annelik, ideal olmak değil; Gerçekçi ve tutarlı olmaktır.
Bazen durmak, bazen yürümek, bazen de yön değiştirmektir.
Maşaallah pek güzel bir yazı olmuş kızım. Allah kalemine güç versin.