SEKÜLER-POZİTİVİST BİLİM ANLAYIŞININ YIKICILIĞI 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte mutlak bir tahakküm kuran seküler-pozitivist bilim anlayışı, bu çok boyutlu arayışı yalnızca laboratuvarda ölçülebilen, ampirik olarak doğrulanabilen ve maddeye indirgenebilen dar bir paranteze hapsetmiştir. Bilimi evrensel bir yöntem olmaktan çıkarıp ideolojik bir tiranlığa, yani bir tür “bilimciliğe” (scientism) dönüştüren bu paradigma;...
ALGI, OLGU, BİLGİ VE KUŞATICI DÜŞÜNCENİN İNŞASI Günümüz toplumsal yapısında en derin kırılmalar, kendilerini “entelektüel”, “aydın” ya da “topluma öncü” olarak takdim eden kesimlerin ahlaki ve eylemsel tutarsızlıkları zemininde yaşanmaktadır. Büyük iddialarla ortaya çıkan, ancak pratik hayatta taşıdıkları değerlerin tam zıddı bir savrulma sergileyen bu figürler, toplum nezdinde telafisi güç...
TARİHİN GİZLENEN SAYFALARI VE GÜCÜN OTORİTESİ Adaleti tesis etmenin, güçlü olmaktan geçtiği; insanlık tarihinin değişmeyen, belki de en acımasız kurallarından biridir: Eğer yeterli gücünüz yoksa, birey olarak da devlet olarak da başkalarının “adalet” diye sunduğu o iki ucu keskin bıçağın merhametine –ya da daha doğru bir ifadeyle– zilletine boyun eğmek...
HAKİKATİN İZİNDE: ÇAĞI DOĞRU OKUMAK İnsanlık tarihi incelendiğinde açıkça görülen en önemli hakikatlerden biri şudur: Toplumları değiştiren asıl güç, çoğu zaman orduların büyüklüğü, ekonomilerin zenginliği veya devletlerin siyasi kudreti değildir. Tarihin akışını belirleyen asıl unsur, insanın dünyayı nasıl anlamlandırdığı, olayları hangi ölçülerle değerlendirdiği ve yaşadığı çağın arka planını ne kadar...
Komplo Teorileriyle Geçen Bir Ömür Gerçeği Ararken Hakikati Kaybetmek Dünyada olup biten hiçbir olay göründüğü kadar basit değildir. Savaşların, ekonomik krizlerin, darbelerin, medya manipülasyonlarının ve küresel güç mücadelelerinin perde arkasında çoğu zaman kamuoyuna açıklanmayan hesaplar bulunabilir. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Ancak bu gerçek, her yaşanan olayı komplo teorileriyle açıklamaya...
HZ. HÜSEYİN’İ KİM ŞEHİT ETTİ? Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi, tarihî gerçekler çarpıtılarak Şiilik ekolü taraftarlarınca günümüze dek suistimal edilerek kullanılmıştır. Şiiliğin tarih sürecindeki serüvenine bakıldığında, Kerbelâ hadisesi; yalanlar, hurafeler ve tarihî hakikatler ters yüz edilerek adeta Şiilik inançı diri ve canlı tutulmaya çalışılmaktadır. İslam kültür havzasında aşırıya kaçılan yas...
AMİR’LER İLAH, MEVZUAT ŞERİAT MI? Tartışıp durduğumuz birçok kavramın gerçek anlamını ya da o şeyin hayattaki karşılığını ne yazık ki bilmiyoruz. Bu gibi kavramları, birçok kişi kendine göre anlıyor ve anlatıyor. Aynı şeylere inandıklarını söyleseler bile, aslında farklı dünyalarda yaşıyorlar. Biz aslında dilimizi kaybettik. Onu kaybedince din de kayboluyor. Geçen...
‘HAMİYYETÜ’L-CÂHİLİYYE’ ZİHNİYETİNDEN GÜNÜMÜZE YANSIMALAR Arif Nihat Asya, meşhur “Naat” nın bir yerinde, “Yeryüzünde, riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar: Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!” diye yazar. Arif Nihat, bu dizelerle sadece tarihî iki kişiye gönderme yapmıyor, aynı zamanda çağlar...
BAZEN BİR GÖRSEL, SAYFALARCA YAZARAK ANLATACAĞINIZ ŞEYLERİ ÖZETLEYEBİLİYOR… Mirat Haber olarak yıllardır haberlerimizde ve köşe yazılarımızda hakikatin izini sürmeye çalışıyoruz. Kimi zaman bir haberle, kimi zaman bir analizle, kimi zaman da bir köşe yazısı ya da haber yorumla gündeme dair sözümüzü söylüyoruz. Ancak çağımızın iletişim dili artık sadece kelimelerden ibaret...
KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULÜ (2) Malum olduğu üzere Hristiyanlar arasında İsa’nın tabiatı konusunda temel görüş ayrılıkları var. Bu görüş ayrılığı Hristiyan teolojisinin temelini oluşturur. Tartışma doğrudan “tanrının zatı ve tabiatı”yla ilgilidir. İslam kelamında “Allah’ın zatı” müzakere veya tartışma konusu değildir, bu yüzden İslam kelamına “teoloji” denmez, hatta “ilahiyat” dense bile...
BASİRETLİ VE HİKMETLİ OLMAK Tarih boyunca insanlar çoğu zaman güçsüz oldukları için değil, hakikati zamanında göremedikleri için kaybetmişlerdir. Toplumları yıkan şey çoğu zaman düşmanların gücü değil, dost görünen yanlışların fark edilememesidir. Bir milletin elinden serveti alınabilir ve yeniden kazanılabilir; ordusu yenilebilir ve yeniden kurulabilir; şehirleri yıkılabilir ve yeniden inşa edilebilir....
VAHİY VE AKIL “Objektif” olarak tanımlanan bir filozofun şu sorunun sorulması halinde ne cevap verileceği sorulursa: “Neden vahiy gereklidir? İnsan aklı neden tek başına yeterli değildir?” Bu soruya cevaben: İnsan aklı sınırlıdır. Tarih boyunca insan aklı, tek başına insanlığı kurtuluşa götüren, bütün insanları mutlu eden ve hayatın bütün alanlarını kapsayan...
MÜSLÜMAN, SİYASETİ DOĞRU OKUMA KABİLİYETİ YÜKSEK İNSAN OLMALI Bir toplumun geleceğini belirleyen şey yalnızca ekonomik gücü, askerî kapasitesi veya teknolojik imkânları değildir. Asıl belirleyici olan, o toplumun olayları nasıl okuduğu, hakikati nasıl anladığı ve önüne çıkan gelişmeleri hangi ölçülerle değerlendirdiğidir. Çünkü yanlış okunan bir gerçeklik, insanı yanlış sonuçlara götürür. Yanlış...
DİNİN ÖLÇÜSÜ NASLAR MI ALIŞKANLIKLARIMIZ MI? Türkiye’de din tartışmalarının merkezinde, çoğu zaman fark edilmeyen bir mesele vardır: Biz gerçekten İslâm’a mı uyuyoruz, yoksa İslâm’ı kendimize mi uyduruyoruz? Asıl soru budur. Çünkü pratikte ortaya çıkan manzara şunu göstermektedir: Dinin ölçüsü, çoğu zaman Kur’an ve sünnet değil; devletin çizdiği sınırlar, toplumun yerleşik...
DEMOKRASİ VE LAİKLİK İLE SESSİZ İŞGAL Türkiye’nin asıl meselesi yalnızca ekonomik kriz, siyasi çekişme, seçim tartışması veya günlük gündemlerden ibaret değildir. Bunların hepsi önemlidir; fakat bunların arkasında daha derin, daha sessiz, daha köklü bir mesele vardır: Türkiye’nin yön meselesi. Bir toplum yönünü kaybettiğinde, sadece kurumları bozulmaz; dili bozulur, ahlakı bozulur,...
LAİKLİĞİ ELEŞTİRİLEMEZ KILMAK: HAKİKATİN ÜZERİNE DEVLET MÜHRÜ BASMAK Bir ülkede herhangi bir ilke, ideoloji, tarihsel tercih veya anayasal kavram eleştiriden muaf tutulmak isteniyorsa, orada mesele artık sadece hukuk meselesi değildir; aklın, vicdanın, ilmin ve toplumun geleceği meselesidir. Çünkü eleştirilemeyen her fikir zamanla hakikat olmaktan çıkar, dokunulmaz bir put hâline gelir....
ALLAH’TAN KOPUŞUN ACI HİKAYESİ! “…Allah’a ortak koşan inkârcı kişi, gökten düşüp parçalanan ve kuşların kapıştığı yahut rüzgârın uzak diyarlara kaldırıp savurduğu kimseye benzer (Hac 22/31). İnsan, kâinatın en nadide varlığı ve yeryüzünün halifesidir. Ancak bu narin ve özel varlık, ruhunu besleyen ana damardan yani Yaratıcısından koptuğunda, varoluşsal bir buhrana...