All for Joomla The Word of Web Design

Aile Destek Hizmetleri, Maneviyat Merkezli Olmalıdır

Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) Kapsamında Bir Milyondan Fazla Aileye Ulaşıldı

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanları, Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında her gün Türkiye’nin her ilinde, her ilçe ve köyünde yüzlerce aileyi ziyaret ediyor. Türkiye genelinde yaklaşık 2 bin 712 ASDEP personeli çalışıyor. Çalışanların çoğunluğu sosyolog, psikolog, çocuk gelişimi ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşuyor. ASDEP çalışanları 2017 yılından bu yana 1 Milyon 285 haneyi ziyaret etti, 3 milyon 103 bin kişi ile görüşme gerçekleştirdi. Ailelere psiko-sosyal hizmet verildi, rehberlik ve yönlendirme yapıldı. Gaye, kendine yetebilir güçlü bireyleri topluma kazandırmak.

Aile Destek Hizmetleri, Maneviyat Merkezli Olmalıdır

Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP), ilk kez bir pilot proje olarak 2012 yılında Karabük’te başlatıldı. Burada merkez ve 5 ilçede ASDEP elamanlarıyla zengin fakir ayırımı yapılmadan 4 bin ailenin evine gidildi ve sorunlu ailelerin önem arz eden dilek ve istekleri, ilgili sosyal birimlere iletildi. Genelde 2 ay sonra ailelere tekrar ziyaret edilerek, çözümlenmesi beklenen sorunlar masaya yatırılmaktadır. Sorunların ekseriyeti sıhhî ve sosyo-ekonomik kaynaklı olmaktadır.

Hizmet içi eğitim almış olan elemanlar, gittikleri hane sahiplerine ailenin özel durumuna göre değil de herkes için geçerli olan standart sorular soruyor. Dolayısıyla bu sorular hayli uzun. Halbuki tek tek 250 soru sormak yerine hedef odaklı sorun tespit yöntemi uygulanabilir ve alınan cevaplar ekseninde ailenin sorunu hemen tespit edilebilir. Mesela aile maddî yönden sıkıntıda ise sosyal yardımlaşma vakfına, aile reisi işsiz ise İş-Kur’a derhal bildirilebilir. Ancak bazı mahrem ve gizlenmesi istenilen konuların bu gibi aile ziyaretlerinde açığa çıkartılması çok zor görünüyor. Mesela aile içi şiddet, babanın alkolik olması veya aile içinde herhangi bir ferdin madde bağımlısı olması bir kere mahsus bir ziyaretle ortaya çıkartılması mümkün değildir. Kaldı ki en sorunlu aileler, çoğu zaman bu gibi ev ziyaretlerini de kabul etmeyebilir.

Aile koruma sisteminin etkinliği, kemiyet ve keyfiyet boyutuyla sosyal elemanlarının varlığı ile sürdürebilirliği yani çözüm üretimi, denetimi, takibi de içeren devamlılığı ile yakından ilgilidir. Elbette devletin sosyal elemanlarının ev ziyaretlerinde bulunması sevindirici bir gelişmedir. Ancak son yıllarda işsizliğin artması, enflasyonun yüksek seviyelerde seyretmesi gibi makro-ekonomik dengelerin bozulması ile birlikte artan ailevî sorunların karşısında 3 bine yakın ASDEP elemanının sayısal yetersizliği ortadadır.

Bu şartlar altında milyonlarca desteğe muhtaç ailenin ve çocukların ekonomik ve sosyal hayatın fırsatlarından yararlanmaları mümkün değildir. Sosyal yardım ve(ya) sosyal hizmete ihtiyacı olan bütün dezavantajlı vatandaşlarımıza ulaşabilmek için, mutlaka yeni elemanların istihdam edilmesi şarttır. Hatırladığım kadarıyla bütçe görüşmelerinde 2018 yılı için Aile Bakanlığı tarafından 4 bin yeni ASDEP personelinin alım sözü verilmişti. Ancak 2019 yılına girdik henüz ilan bile yayımlanmadı. Adaylara verilen personel alımı sözü, ne zaman tutulacak? Adaylar, bekleye dursun ilgili Bakanlıktan bu konuda henüz somut bir açıklama gelmedi.

Diğer taraftan ASDEP elemanı olmayı arzu eden adayların kendi aralarında da bir rekabet ortamı oluşmaya başladı. Kimler ASDEP elemanı olabilir veya olmalı da tartışılan konuların başında gelmektedir. Yeni kurulan üniversitelerimizde onlarca yeni sosyal hizmet bölümü açıldı ve buralardan binlerce sosyal çalışmacı mezun oldu. Ama bölümlerin içinde en çok bu bölümden mezun olan gençler işsiz kalmaktadır. Dolayısıyla devlet kadrolarında iş bulma yarışında sosyologlar, psikologlar, çocuk gelişim uzmanları ile sosyal çalışmacılar arasında hasmane bir tutum ortaya çıkmaya başladı. Bu yetmiyormuşçasına şimdi de 10 Ocak 2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan bir karara göre, ASDEP personeli alımında, başvuru yapabilecek bölümler arasına “Aile ve Tüketici Bilimleri” ibaresi de eklenmiş oldu.

Sosyal Sapmaların Kökünde Maneviyat Sorunu Yatmaktadır

Görüldüğü üzere ASDEP, daha çok aile ve fertlerinin sosyal yardımına olan ihtiyaçlarının tespiti, ihtiyaca göre sosyal yardım modellerin planlanması ve uygulanması, gerektiğinde diğer kamu hizmetlerinden (eğitim, sağlık, istihdam vs.) yararlanılmasının sağlanmasına yönelik bir programdır. Unutulan ise ailelerin bilhassa gayri-maddî sorunlarının kökeninde maneviyat eksikliğinin olduğudur. Sosyal bilimlerden mezun hemen her aday, ASDEP personeli olabilirken, ilahiyatçılar her nedense bu programa dâhil edilmemiştir. Halbuki dine saygılı bir sosyal devlet, kamunun imkânları ve hizmetleri konusunda manevî desteğe ihtiyacı olan kişi ve ailelere de dinî/manevî sosyal hizmetler sunacak daha kapsamlı bir program oluşturmalıydı.

Bu bağlamda maneviyat eksikliğine bağlı ailelerin sosyal sorunları, özel olarak yetiştirilecek “sosyal ilahiyatçılar” tarafından tespit edilmeli ve ihtiyaç duyulan dinî hizmetlerden yararlandırılmalarına yönelik, manevî rehberlik ve yönlendirmenin yapılması suretiyle vatandaşlar ile kamu hizmetlerinin daha optimal biçimde buluşturulması sağlanabilir. Dinî/manevî sosyal hizmetler etkinliği, sadece dinî veya metafizik bir danışmanlık türü değildir. İnsanın hayatı zaten dinî ve dünyevî diye bölünemez. Ancak götürülmek istenen bütün kamusal hizmetlerin bir bütün olarak plânlanmalı ve uygulanmalıdır. Bu bütünlük, sorunun merkezinde olan insanın, ailenin ve sosyal bir ünitenin parçası olmasının gerektirdiği bir bütünlüktür.

Dünyevî sosyal hizmetlerden farklı olarak dinî/manevî sosyal hizmetler, bir taraftan meta-fizik, diğer taraftan ruh boyutuna önem verir ve aile sorunlarının kökenindeki sosyal sapmaların da hem bu boyut ile ilgili olduğunu, hem de bu boyutu etkilediğini düşünür. Manevî sosyal hizmetlerin hem dinî, hem de dünyevî sorunlara uyarlanabilir özelliği bulunmaktadır. Türkiye gibi büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde halkın inancına bağlı beklentisine uygunluk gösterir manevî sosyal hizmet yaklaşımı. Manevî sosyal hizmetler, sorunlu kişilerin hayatını bilişsel/zihnî gelişim yöntemleriyle sosyal hayatı anlamlandırmada kullandığı dinî/ahlâkî değerleri dikkate almakta ve bunu kişilerin iyileşmeleri için araç olarak kullanmaktadır.

Netice-i Kelâm

Özellikle empati kurmakta zorlanan ASDEP elemanlarının maddî yönden zor durumda olan ailelere hızlı ve etkili bir şekilde destek olmaları yerine boğucu sorularla aile fertlerinin şahsiyetlerini zedeleyebilmektedir. Elbette ailelerin sosyo-ekonomik sorunların çözümüne yönelik olarak kamusal destekli sosyal politikaların uygulanması şarttır. Ne var ki temelinde maneviyat boşluğu/eksikliği olan sosyal sapmaların önüne geçebilmek veya giderebilmek için, tamamlayıcı bir yöntem olarak manevî sosyal hizmetlere de ihtiyaç vardır. Manevî sosyal hizmetler, günümüzde özellikle ilahiyatçılar tarafından sadece cami cemaatine değil hastanelerde, hapishanelerde, okullarda, üniversite kampüslerinde, yetimhanelerde, sığınma evlerinde ve tabiî ki sorunlu ailelerde uygulanabilir çok etkili bir yaklaşımdır. Dünyevî/maddî sosyal hizmet ve danışmanlığın yanında manevî sosyal hizmetlerin de uygulanması için yeterince ihtiyaç ve gerekçe de bulunmaktadır. Böylelikle ASDEP’e yeni bir boyut kazandırılmış olacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir