islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
23°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

İKTİDAR OLMAK İMAN VE AHLAKLA MUKAYYETTİR

İKTİDAR OLMAK İMAN VE AHLAKLA MUKAYYETTİR
09/05/2026 10:07
A+
A-

İKTİDAR OLMAK İMAN VE AHLAKLA MUKAYYETTİR

Kur’an-ı Kerim’de imanla ilgili konulardan sonra en çok emir tekrarının yapıldığı ayetler ahlakla ilgilidir. Şöyle de söylenebilir; iman ve ahlakla ilgili ayetler eş zamanlıdır. Özellikle Mekki ayetlerde iman ve ahlak Kur’an-ı Kerim’in en öncelikli iki konusudur. Bunun anlamı; gelecekte bir İslâm toplumu veya darul İslâm da kuracak olsanız iktidarınızın liyakatı ve devamı tevhidîlik ve ahlakilik prensibine bağlıdır. İktidar olabilmenin anahtarı iman ve ahlaktır. (Buradaki kastımız, Vahyin hayata hâkim olmasıdır; yörünge siyasetindeki resmî ideolojiye iman eden politik kurumlar değildir.) Konunun önemini Resulullah (sav) şöyle ifade etmiştir: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”[1]

Güzel ahlakı tamamlamak çerçevesinde Yüce Allah (cc) hicret öncesi, tamamen itikadi ve ahlaki emirleri içeren En’am Suresi’ni göndermiştir. İsra Suresi’nin ilk kırk ayeti ise kurulacak olan İslâm devleti arefesinde deklare edilen bir manifesto niteliğindedir. Tamamen ahlaki uyarıları muhtevidir. Mekki olan Furkan Suresi’nin 63-77 ayetleri arası ahlaki uyarılarla dolu olmakla beraber, Müslümanların Medeni sureler olan Nur, Ahzab ve Hucurat surelerini de iyi bilmeleri ve içselleştirmeleri gerekir. İnsan ahlaken kemale erdiği oranda cenneti kazanır. Bu durumu Hz. Peygamber (sav) de şu hadisinde yinelemiştir: “Kötü huylu insanlar cennete giremez”[2]

İslâm’da ahlaki hükümlerin önemiyle alakalı müfessir Vahidî’nin şu tespiti çok önemlidir. Hz. Peygamber’e (sav) Mekke’de gelen en son sure Mü’minun Suresi, Medine’de gelen ilk sure de Mutaffifin Suresi’dir.[3] Yani Mekki dönem “Hz. Peygamber’in (sav) ahlakı” diye nitelenen Mü’minun Suresi’nin ilk on ayetiyle bitmiş ve ticaretteki ahlaki emirleri muhtevi Mutaffifin Suresi ile de Medine dönemi başlamıştır. Esasında İslâm, imanla ahlak arasında hep bir ilgi ve orantı kurmuştur. Yüksek ahlak derin tevhidî bilincin sonucudur. Resulullah (sav) bu ilgiyi çok güzel açıklamıştır. “Mü’minlerin iman yönünden en kâmili, ahlakı güzel olan ve aile fertlerine çok nezaketli davrananıdır.”[4] Hatta Hz. Peygamber (sav) daha ilerisine işaret etmiş ve şu ilginç, aynı zamanda müjde dolu uyarısını yapmıştır: “Mü’min güzel ahlakı sayesinde geceleri (nafile) namaz kılan, gündüzleri de oruç tutan insanın derecesine ulaşır.”[5] Yeter ki “Cinselliğini haramdan, ağzını kötü söz ve gıybetten korusun.”[6] Farz ve nafile oruçların kendisini ahlaken değiştirmediği kimseler hakkında ise Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur: “Kişi yalan sözü ve kötü davranışları terk etmiyorsa, Allah’ın, onun yemesini ve içmesini terk etmesine (orucuna) iltifat etmesi söz konusu değildir.”[7] Çünkü ibadetler insan hayatını değiştirici niteliğe sahiptir. İnsanın hayatında değişiklik yapmayan ibadetlerin mutlaka gözden geçirilmesi gerekir.

Kur’an-ı Kerim, ahlaken çökmüş ve günahlara batmış toplumların tarih sahnesinden silinişlerini haber vermiştir. Bunun anlamı; siz de ahlaki değerlerinizi kaybeder ve ahlaksızlaşırsanız tarihteki yerinizi kaybedersiniz, demektir. Tarihten silinmek illa da helak olmak anlamına gelmez. Helak bir yok olma ve silinme şeklidir. Ama asıl kötüsü, varken yok olmaktır. Varsınız ama tarihte bir yer tutmuyorsunuz; fonksiyonunuzu kaybetmişsiniz. Hayatın her alanında mahkûm vaziyettesiniz. Yönetiminize kadar her şeyinizi kâfirler belirliyor. Hayatınızın her alanında kâfir sultası var ve siz bu sultanın meşruiyetini (!) kanıksamışsınız; bu durumda artık helak olmuşsunuz demektir. Varlık sahnesine yeniden çıkmak ise Kur’an ve Sünnet ahlakıyla bezenip Allah’ın (cc) emanetine yeniden liyakat kazanmakla mümkün olacaktır. Müslümanlar üstün ahlak sayesinde farkında bile olmadan hâkimiyet konumuna yükseleceklerdir.

İslâm dini, Allah’ın (cc) gönderdiği en son dindir. Kitabı Kur’an-ı Kerim ve elçisi Hz. Muhammed’dir (sav). Miladi 7. asrın başında nasıl geldi ise aynı orijinalliğini korumaktadır. Kaynakları olan Kur’an ve Sünnet bütün güncelliğini ve ihtişamını muhafaza etmektedir. Kıyamete kadar bakidir ve evrenseldir. İnsan olmak, kul olmak, rızayı ilahiyi kazanmak ve cenneti hak edebilmek ancak bu dine ve peygamberine iman etmekle mümkündür. Bu din hem iman hem amel hem ahlak hem kulluk hem dünya hem de ahirettir. Hayatı hiçbir zaman parçalamaz. Yalnızca Allah’ın (cc) emirlerine hasreder. Tahrif olmuş hiçbir din onun seviyesine çıkarılamaz; İslâm’da hiçbir muharref dinin seviyesine indirilemez. Onun dışındaki tüm dinler, başta Yahudilik, Hıristiyanlık ve ideolojik dinler olmak üzere hepsi batıldır. Bu nedenle Resulullah (sav) bizlere örnek olmuş ve gönlümüzün yalnızca İslâm’da sebatı için şu duayı öğretmiştir: “Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl…”[8] Bu duanın tecellisi için mü’minlerin azami gayreti göstermesi gerekir. İslâm’la, ideolojilerin; İslâm’la diğer dünya görüşlerinin aynı gönülde bir araya gelemeyeceğini kavramaları mü’minlerin imanlarının selameti gereğidir. Resulullah’ın (sav) şu hadisi bunun en büyük kanıtıdır: “İmanla küfür bir gönülde bir araya gelemezler.”[9] Biri varsa diğeri yoktur. Çözüm; Allah’ın boyasına boyanmak, yüzdesiz mü’min olabilmektir. İman yüzde kabul etmeyecek kadar ciddi bir sözleşmedir.

Dipnotlar

[1] Hâkim, Müstedrek, h. no: 4221, II / 670.

[2] Tirmizi, 29, Birr ve Sıla, h. no: 1946, IV / 334.

[3] Vahidî, Esbâbü’n-nüzûl, s. 18.

[4] Tirmizi, 6, İman, h. no: 22612, V / 9; Hâkim, Müstedrek, h. no: 173, I / 119.

[5] İbni Hanbel, Müsned, VI / 64.

[6] İbni Mace, Zühd, 29, h. no: 4246, II / 1418.

[7] İbni Hemmam, Musannef, h. no: 7455, IV / 194.

[8] İbni Hanbel, Müsned, III / 257.

[9] İbni Hanbel, Müsned, III / 244.

Mehmet Sürmeli

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.