Hz. Yusuf bir saray iftirası sonucu zindana atıldığında onunla birlikte iki genç daha zindana atılmış ve orada arkadaş olmuşlardı. Bu gençler zindanda gördükleri bir rüyayı Hz. Yusuf’a yorumlatmak istediklerinde Hz. Yusuf arkadaşlarının bu isteğine cevap vermeden önce onlara bazı nasihatlerde...
Önceki makalelerde “âyet bükücüler” olarak İsrâiloğulları’ndan küfre/şirke sapan “Yahudileri” veyâ “Yahudileşenleri” ele almaya çalışmıştık. Şimdi ise bu ikinci bölümde “Hırıstiyanlar” veyâ “Hıristiyanlaşanlar” üzerinde duracağız. Ama baştan hemen şunu söyleyelim ki; ilk bölümde Yahudiler için yazdıklarımız Hıristiyanlar için de geçerlidir. Çünkü...
SİZ Mİ DAHA İYİ BİLİRSİNİZ, ALLAH MI? Bir âyeti tefsir etmek veyâ yorumlamak bu eylemi gerçekleştirenlerin diledikleri gibi kişisel subjektif/indi yaklaşımlarına, nefsi arzu ve duygularına/temennilerine bırakılmamıştır. Yine bir âyeti, o âyetin “kendinden önceki ve sonraki âyetlerle ilişkisine” bakmadan veyâ içinde...
İSRÂİLOĞULLARI’NA HELÂL, YAHUDİLERE HARAM Kur’ânî bir terim olan “tahrîm”, bir şeyi haram ilân etmek/haramlaştırmak anlamına gelir ve “yasaklanmış şey” demek olan “haram” kökünden türetilmiştir. Tahrîm; bir şeyin, aklın ilk anda fark edebileceği veyâ edemeyeceği gerekçelerle ilâhî vahiy tarafından yasaklanması demektir...
Bu kitap çalışmasına başladığım günlerde henüz Filistin/İsrail savaşı başlamamıştı. Sonra savaş başladığında ülkemizde olduğu gibi dünyâ genelinde de yaptığı insânlık dışı zulüm/soykırım/katliam yüzünden İsrail’e karşı yöneticilerden çok halk ölçeğinde belki de şimdiye kadar hiç görülmemiş bir karşı çıkış ve dik...
İnsânların hesap günündeki yargılanmaları sırasında karşılaşacakları “zillete” işâret eden ve Kur’ân’ın bir sûresine de isim olarak koyulan “casiye” kelimesi aynı zamanda “diz çökmek” veyâ “bir araya gelmek” anlamlarına da gelmektedir. Sûrenin 16. âyetinden itibaren Allah, İsrâiloğulları’ndan söz etmekte ve onlara...
Kur’ân âyetlerini anlamaya çalışırken dikkat etmemiz gereken önemli bir konu; âyetlerin indiği dönemin konjektürel durumunu yâni âyetin indiği dönemin her türlü sosyolojik, ekonomik ve siyasal ortamını gözlemleyerek bir sonuç çıkarmaya çalışmaktır. Yoksa aradan geçen yaklaşık 1500 sene sonra âyeti bugünkü...
ONLARI DOST EDİNEN, ONLARDAN OLUR Kur’ân’da “Veli” Kelimesi tekil ve çoğul olarak 80 civarında âyette geçer. Veli sözcüğünün esas kökü “velâ” kelimesidir. Ve etimoljik gelişimi içerisinde bu kelime “yardım, işini üstlenme, destek verme” anlamlarını kazanmıştır. Veli aynı zamanda Allah’ın güzel...
HZ. İBRAHİM’İN DİNİ/MİLLETİ Tevhidî inanç çizgisinden ayrılan insânların/toplumların kendi yanlış algılarını düzeltmek yerine; kendilerini kurtuluşta/hidâyette görmeleri, bununla da kalmayıp başkalarını da bu yanlış algıya/inanca/öğretiye davet etmeleri ve bu konuda gayret sarfetmeleri ne trajik ve anlaşılmaz bir tavırdır. Üstelik bu insânların...
Nietzsche “Aslında tek bir Hıristiyan vardı, o da çarmıhta öldü” der. Nietzsche’nin bu sözü çarmıh hadisesinden sonra her şeyin değiştiği gerçeğini dile getirmekle birlikte, ilk kısmı, aynı anlamı çağrıştıracak biçimde tersine çevrilseydi şüphesiz tarihsel açıdan çok daha doğru olacaktı. Şöyle...
Hakikat ’in veya Mutlak Gerçekliğin kaynağı ve algısı insanlık tarihi boyunca yoğun ilgi gören bir konudur. Çünkü hakikat insânın anlam dünyası ve anlam arayışı için vazgeçilmez bir olgudur. Ancak insân, hakikati olduğu gibi değil de ancak sosyo-kültürel birikimlerine göre anlayabilir. Yâni bir anlamda...
“Güçlü olan mı haklıdır haklı olan mı güçlüdür?” sorusuna iman edenlerin vereceği karşılık, “haklı olanlar güçlüdür” cevabıdır. Elbette ki; burada haklılık “Hakk yana olanların” haklılığıdır. Ama ne var ki; çoğu zaman haklı olanı güçlü kılamadığımızdan, güçlü olan haksız olduğu halde,...
SEVGİLİ KULLAR “SEÇKİNLİK” İDDİA ETMEZ… Nasıl oluyor da Allah tarafından “bir hidayet ve aydınlık kaynağı” olarak indirilen ve kendilerini tevhide çağıran bir kitabı/Tevrat’ı, Yahudileşen İsrailoğulları tahrif ederek Allah’ı, Hz. Mûsâ’yı ve ilâhî vahyi bir ırk/kavim asabiyeti ile sınırlayıp bunu bir...
İnsanların yaşamlarını en düzgün biçimde sürdürebilmeleri ancak, inanç, idealler ve yasaların tek bir kaynağa dayanması durumunda mümkün olabilir. Allah, insânların hareketlerine ve davranışlarına egemen olduğu gibi onların yüreklerine ve içlerinde sakladıkları her türlü sırra da egemendir. O, insânların davranışlarının ve...
“Âyet Bükücüler” tanımlaması çalışmamızın başında da işâret ettiğimiz gibi ilâhî vahyi, aslî ezelî amaç ve hikmetinden saptırarak, onu lâfız ve mânâ yönünden tahrif edenler için kullanılan bir ifâdedir. Çok ilginçtir bu “tahrif” kelimesi Kur’ân’da dört yerde geçer ve bu yerlerin...
Zuhur ve tecellî yani “sürekli oluş”, Yaratıcı Kudret olan Allah’ın irâdesi ve isteği yönünde bir seyir izlemektedir. Bu seyrin genel tavrına Kur’ân “Sünnetullah” demektedir. İnsânın saf ve berrak yaratılışı, gerçek ve katıksız doğası anlamına gelen fıtrat da kemâline “sünnetullah” üzerinden...
Sözlüklerde “yönelmek, meyletmek, sapmak” mânasındaki “Harf” kökünden türeyen “tahrîf”; “iki şekilde yorumlanması mümkün olan bir sözü bir tarafa çekmek” veyâ “kelimenin/sözün anlamını benzer anlamlarla değiştirmek” demektir. İslâm literatüründe ise tahrif, sonraki dönemlerde Yahudi ve Hristiyanların kendi kutsal metinlerini kasıtlı şekilde...
Geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da yaptığım bir söyleşide/sohbette Hz. İsâ ve O’nun on üçüncü havarisi olarak adlandırılan Mecdelli Meryem konusu üzerine basılmamış bir kitabımdan bazı bölümleri paylaşmıştım. Söyleşi sonrası bir dinleyicim yanıma geldi ve bana şunları söyledi: “Necmettin Bey! Sizi yıllardır dinlemeseydim....
Vahyin son kitabının insânlık dünyâsına inen ilk kelimesi“oku” emriyle başlamakta ve bu okumanın “Rabbi’nin adıyla” veyâ “Rabbi’nin adına” olması gerektiği insândan istenmektedir. Çünkü Allah, insâna bilmediğini öğretmek için “kerem” sıfatıyla tüm varlığı onun önüne cömertçe sermiştir. Kur’ân’a göre, insânın önüne,...
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.