-Müslümanların denenmesi Müslümanlar için sadece iman etmek yeterli değildir. İmanın kökleşmesi ve sağlamlaşması için mü’minler çeşitli denemelerden geçirilirler. (Bkz: Ankebût 29/2-3. Enfal 8/17. Âli İmran 3/152, 154. Ahzab 33/11) Ayrıca inkâr edenlerin müslümanlara karşı olabilecek farklı tavırları da bir fitnedir....
‘Fitne’ kelimesinin aslı ‘fe-te-ne” fiili; sözlükte, altın ve gümüş gibi değerli madenlerin saflığını anlamak için onları ateşte eritmek demektir. Bu anlamdan hareketle Kur’an bu fiili insanı ateşe veya azaba sokmak anlamında kullanıyor. “Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara...
‘Belâ’nın sözlük anlamı, denemek, yapmak, bitkin hâle getirmek demektir. Kur’an’da daha çok denemek, sınamak, imtihan etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Denenmek veya bir sınamaya uğramak insanı yıprattığından, insana sıkıntı verdiğinden dolayı ‘belâ’ kelimesiyle ifade edilmektedir. Gam (keder) belâ olarak adlandırılır. Zira o...
Anadolu’nun her yerinde imamlara, hatta biraz dini bilgisi olanlara hoca derler. Halbuki ikisi ayrı kavramlardır. Hoca kelimesinin aslı ‘hâce’dir. Bu da Farsça’da efendi demektir. (Bkz: Olgun, İ.-Drahşan, C. Farsça-Türkçe Sözlük, s: 142) Hâce Osmanlı Türkçesinde ek anlamlar kazandı. Şöyleki: Hâce;...
-Kibir Bu iki kavramın aslı ‘ke-bu-ra’ fiilidir. Bu da bir şey büyük oldu, çok oldu demektir. Bu fiil bir şeyin diğerinden büyük olduğunu ifade ettiği gibi; daha çok, daha yaşlı, daha ağır olduğunu da anlatır. Bu fiilin masdarı olan ‘kibir’;...
Kur’an büyüklük taslayanlara, kibirlilere; hem ‘müstekbir’, hem de ‘mütekebbir’ diyor. -Kibir (büyüklenme) Bunların aslı ‘ke-bu-ra’ fiilidir. Bu da bir şey büyük oldu, çok oldu, daha çok, daha yaşlı, daha ağır oldu demektir. Bunun masdarı olan ‘kibir’; büyüklenmek, ululuk ve büyüklük...
KUR’AN’DA ARINMAYI İFADE EDEN KELİMELER Kur’an‘da arınmayı anlatan üç kavram var: Tasfiye, tathîr ve tezkiye. 1-Tasfiye; Sözlükte “duru ve temiz olmak” anlamındaki ‘safv’ kökünden gelir; “süzmek, arıtmak, saf ve temiz hâle getirmek” demektir. (İbni Manzur, Lisânu’l-Arab 8/257) Kur’an’da Allah’ın bazı kullarını...
‘Hayrat’ kelimesinin aslı ‘ha-ye-ra/hâra’ fiili ve türevleri Kur’an’da 196 defa geçiyor. Bunun 176 tanesi ‘hayr’ şeklindedir. ‘Hâra’ fiili; bir şeyi diğerine tercih etmek, bir şeyi seçip ayırmak… Hayırlı olmak, birine hayırlı olanı vermek demektir. Bir âyette şöyle geçiyor: “Rabbin, dilediğini...
Allah (cc) insana elbette yakındır. Kur’an bunu şöyle açıklıyor: “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf 50/16) O (cc) varlığı, rabliği, mutlak hakim oluşu, kudreti, her şeyi bilmesi, her şeyi...
-Hadislerde mesh olayı ‘Mesh’ kelimesi bir İbni Abbas hadisinde. “Allah’ın bazı varlıkların durumunu daha kötü hâle çevirmesi, hatta onları bazı hayvanlara dönüştürmesi”. Anlamlarında kullanılmış (İbnü’l-Esîr, en-Nihaye fi Ğaribi’l-Hadis, s:855) İlginçtir, Kur’an’da İsrâiloğulları’ndan bir kısmının maymuna ve domuza çevrildiğinden bahsedildiği, hadis...
“Kendilerine yasak edilen şeyler karşısında küstahça diretince onlara, “Aşağılık maymunlar olun!” dedik. Allah (cc) peygamberler zamanında İsrailoğulllarını denemek için bazı yasaklar koydu. Bunlardan birisi balık avlama yasağı idi. Onlardan bazıları hem Cuma gününe saygısızlık ettiler, hem de Allah’ın koyduğu sınırları...
Önce içinde ‘mesh kelimesi geçen hadis rivayetlerine bakalım. Ali b. Ebi Tâlib (ra) anlattı: “Rasûlullah (sav) (bir gün): -“Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca onlara büyük belânın gelmesi vacip olur” dedi. -“Ey Allah’ın Resulü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. O da onları...
Bunun aslı hane fiilidir. Bu da emânete hıyânet etmek, ahdi bozmak, sözünde durmamak, bir şeyi eksiltmek anlamında. Bunun masdarı hıyânet, özne (fail) ismi, hâindir. Nifak kelimesi ile hıyânet kelimesi arasında yakınlık var. Hıyânet daha çok anlaşmalarla ve emânet ile, nifak...
Kur’an, azgınlığı, kibirlenmeyi ve haddi aşmayı bir de ‘utüvv kelimesi ile anlatıyor. Bu kelime fiil olarak 5 âyette, bundan türeyen ‘utüvven olarak 2 âyette, ‘ıtiyya olarak 2 âyette, ‘âtiyeh olarak da bir âyette var. Bunun aslı ‘a-te-ye fiilidir. Bu da;...
Kur’an insanların yaptıkları hataları, aşırılıkları, işledikleri günahları farklı isimlerle niteliyor. Bunlardan bir tanesi de zulümdür. İster inkâr, ister şirk koşmak, ister tanrılık iddia etmek, ister başkasına eziyet ve cevretmek, öldürmek, yakıp yıkmak; isterse Allahın koyduğu ölçüleri pervasızca, inadına, kafa tutarak...
Kudüs, tarihi oldukça eski olan bir yerleşim yeridir. Milâttan önce buranın adı Urusalim idi. Bu isim Eski Ahid’in Ârâmîce metinlerinde Yerûşâlem şeklinde telaffuz edilmekteydi. Latince’ye Jerusalem ve Jerosolyma olarak geçmiştir. Kudüs şehrinin Batı dillerindeki adı da Jerusalem’dir. Müslümanlar da şehre...
Kuds/kudüs ve mukaddes kelimeleri;Türkçe’ye ‘kutsal’ olarak açıklanıyor. Ancak bu çevirinin eksik olduğunu söylemeliyiz. Bu üç kelimenin kökü Arapça’da ‘ka-du-se’ fiilidir. Bu da sözlükte temiz, nezih, arı-duru olmak demektir. Kur’an’da fiil hâlinde bir âyette, ‘kuds/kudüs’ olarak dört âyette, ‘mukaddes’ olarak üç...
‘Lehv’ ile ‘hadis’ kelimelerinden meydana gelen bu kalıp ifade sözlük anlamıyla ‘söz eğlencesi, ya da oyalayıcı söz’ demektir. Yani duyanı etkileyen, önemli şeylerden oyalayan, kendi havasına çeken, çevresindeki başka şeylere karşı duyarsız hâle getiren söz, eğlence, takıntı veya faydasız meşguliyet...
Lehv: İnsanı oyalayan şey Kur’an insanı oyalayan, eğlendiren ve onu asıl görevini yapmaktan alıkoyan bütün uğraşılar; boş işler, dünya hayatının geçiciliği ve insanı oyalandırması, yani dünya hayatının hâlini ‘lehv’ ve laib-oyun’ kelimeleri ile anlatıyor. Kendisinden zevk alınan ama devam etmeyen,...
‘Lehv’ kelimesinin kökü olan ‘lehâ’; sözlükte, bir şeyle oynamak, bir şeyden pek hoşlanarak onunla avunup durmak anlamına gelir. ‘An’ ile kullanılırsa, bir şeyden gafil olmak, bir şeyden yüz çevirmek demektir. Aynı kökten gelen ‘elhâ’; oyalanmak, bir kimseyi sazlarla veya oyun...
-Sözlükte kunut Kunut kelimesinin aslı olan ‘ka-ne-te’ fiilidir. ‘Kunut’ bu fiilin masdarıdır. Bu da susmak, namazda uzun dua okumak demektir. Aynı kökten gelen ‘aknete’– dua etmek, Allah’a boyun eğmek, düşmana beddua etmek demektir. (Firuzâbâdî, Kamusu’l-Muhit, s: 158) -Kavram olarak kunut...
‘Tavsiye’ ‘vassâ’ fiilinin masdarıdır. Bu da; bir başkasına bir öğütle birlikte, yapacağı işi tembih etmek, emretmek, ya da buyurmak demektir. ‘Vassâ’ fiili ve onun türevleri Kur’an’da 32 yerde geçmektedir. Bu fiil Allah’a nisbet edildiğinde, “emretmek, farz kılmak, (yapılması gerekir anlamında)...
Vahyin eğitim metodunda kişilere rıfk ile (yumuşaklıkla) muamele etmek, insana güzellikle yaklaşmak esastır. Yumuşak ve tatlı sözün etkili olduğu da bilinen bir gerçektir. Katılık ve kabalık insanı değerli kılmaz. Kabalık insanı bazen kibir, inat ve nefrete, hatta haksızlık yapmaya sürükleyebilir....
Bunun kökü ‘hâ-ne/hevene’ fiilidir. Bu da sözlükte; yumuşak ve kolay olmak, hakir ve zelil olmak, zayıf ve sakin olmak demektir. Bunun ‘ehâne’ kalıbı; bir şeyi hakir görmek, küçümsemek, ‘hevvene’ kalıbı; kolaylaştırmak, bir şeyi hafifletmek, küçümsemek, ‘hâvene’ kalıbı; yumuşaklıkla ve kolaylıkla...
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın…” (Âli İmran 3/103) Bu âyet müslümanları dinde ayrılığa (tefrikaya), fırka fırka, hizip hizip, grup grup olup asabiyeye düşmekten sakındırıyor. (Ayrıca bkz: Şûra 42/13) Önceki ümmetler Din’i istedikleri ve işlerine geldiği gibi...
-I’tisam ne demektir? Bunun aslı olan ‘a-sa-me’ fiili engelleme ve yasaklama, alıkoyma anlamındadır. ‘I’tisam’ ise bir şeyi/nesneyi bırakmamak üzere alıkoymayı, korumayı, ona yapışmayı (temessük etmeyi) veya bir şeye yönelmeyi ifade eder. Mesela, ‘ı’tisame billah-(kişi) Allah’ın lütfuyla hata ve günahlardan uzaklaştı...
‘İnkâz’ın aslı ‘ne-ka-ze’ fiilidir. Bu da bir vartadan, kurtulması zor olan bir durumdan kurtulmak, necat bulmak demektir. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 767) İf’al (geçişli) kalıbından ‘inkâz’; kurtarmak, necat vermek, halas etmek manasına gelir. (İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 14/335) Kur’an’da beş yerde...
-Hayır kelimesi ve türevleri Hayır kelimesinin geldiği ‘ha-ye-ra/hâra’ fiili ve türevleri Kur’an’da 196 defa geçiyor. Bunun 176 tanesi ‘hayr’ şeklindedir. ‘Hâre’ fiili; bir şeyi diğerine tercih etmek, bir şeyi seçip ayırmak. Hayırlı olmak, birine hayırlı olanı vermek demektir. Bir âyette:...
-Sölükte icâre ve türevleri ‘İcâre’nin aslı masdarı ‘câr’ olan ‘câ-re’ fiilidir. O da sözlükte; birinden himaye edilmeyi, sığınılacak bir yer verilmesini istemek, kurtarılmayı isteyeni himaye etmek, sığınılacak yer vermek, korumak veya kurtarmak, meyleymek ve cevretmek anlamlarına gelir. “ecertu fülânen”; yani...
-Ahdin anlamı Ahd/ahid’in aslı ‘ahide fiilidir. Bu da bir şeyi bir durumdan bir diğerine korumak, gereğini yapmak, bakıp gözetmek, talimat vermek, söz vermek demektir. Buradan hareketle koruyup gözetilmesi gereken sözleşmeye, anlaşmaya isim oldu ki maksat da budur. (el-Cürcânî, et-Ta’rifât, s:...
Âhirete inanmayanlar ya da gayr-i müslimler şöyle derler: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” (Câsiye 45/24. Bir benzeri: Mü’minûn 23/37) Bu câhilliğe Kur’an’ın cevabı ise şöyle: “Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar...
Bazı müslümanlar gayr-i müslimlerin bazı zamanlarda, bazı beldelerde bolluk, zenginlik ve refah içinde yaşadıklarına bakarak, ya da onların her alanda kalkınmış, uygarlıkta ilerlemiş olduklarını, bunun da imrenilmesi gereken bir fazilet olduğunu sanarak; “Allah’ın düşmanları (ya da buğzettikleri), böyle müreffeh, zengin,...
Türkçe ’de kullandığımız ‘gurur’ kelimesi Kur’an’da ‘ğurur’ (yumuşak ğ ile) şeklinde geçiyor. Bunun Türkçe’ de kazandığı anlam, Kur’an’daki anlamları tam yansıtmıyor. ‘Ğurur’ kelimesinin aslı hafif bir şekilde uyuklarken gaflet etmektir. Ya da bir şeyin bir kimseyi aldatması, aklını çelmesi, boş...
Hayırlı kişi, şerli kişi nitelemeleri var. Öyleyse soru şöyle: Kim neye göre hayırlı, yani iyi? Kim neye göre şerli, yani kötü? Ya da insanların hayırlı dedikleri şey nedir? Hayırlı olmanın ölçüsü ne olabilir? Herkes kendine göre hayrın ve şerrin tarifini...
-Musibete karşı kunut Felaket, belâ ve musibet, düşman tehlikesi karşısında beş vakit namazla birlikte kunut yapmak mümkündür. Bunun da sabah namazının farzının son rek’atında yapılması tercih ediliyor. Peygamberin (sav) bu gibi kunut yaptığı zamanlara bakarsak, uzun kunut yapmanın özel bir...
(Kur’an’da kunut ve kânit kavramlarını anlatmaya devam ediyoruz) -Kunutun ikinci boyutu namaz kılmaktır Namaz kılmak aynı zamanda kunut yapmak demektir. Namaz da eslında bir kulun Rabbine itaat etmek ve boyun eğmek üzere O’nun huzuruna yönelmesidir. Namaz, Allah’ın huzurunda öncelikle ‘divan...
-Kunut ne demektir? Kunut kelimesinin aslı olan ‘ka-ne-te’ fiilidir. Bu da susmak demektir. Namazda uzun dua okumak anlamına da gelir. Aynı kökten gelen ‘aknete’– dua etmek, Allah’a boyun eğmek, düşmana beddua etmek demektir. (Firuzâbâdî, Kâmusu’l-Muhît, s: 158) Kunut; bu fiiilin...
(Başımıza gelenlerin ya da karşılaştığımız şeylerin şeylerin kaynaklarını anlatmaya devam ediyoruz) 7-Hikmetten ayrılmak Hikmet, Allah (cc) açısından, eşyanın bilinmesi, tutarlı ve anlamlı bir şekilde icad edilmesi; kul açısından ise, varlıkların bilinmesi ve hayırlı iş yapılmasıdır. ‘Hikmet’ sözde ve işde en...
(Başımıza gelenlerin ya da karşılaştığımız şeylerin şeylerin kaynaklarını anlatmaya devam ediyoruz) -Başa gelenlerin kaynağı Başımıza gelen şeyler –ister ödül olsun ister ceza-, bir başkası yüzünden mi, daha çok kendi yaptıklarımızın bir sonucu mu? Kişi iyi bir şey yapar, iyi karşılık...
(Başımıza gelenlerin ya da karşılaştığımız şeylerin kaynaklarını anlatmaya devam ediyoruz) -Kur’an iblis/şeytan konusunda genelde insanları, özelde mü’minleri uyarıyor : Şeytan insanın düşmanıdır. (Yûsuf 12/5. İsrâ 17/53 Zuhruf 43/62. A’raf 7/22) Öyleyse insan bu amansız düşmana karşı dikkatli olmalı. (Nûr 24/21. Bekara/168....
(Başımıza gelenlerin ya da karşılaştığımız şeylerin kaynaklarını anlatmaya devam ediyoruz) -İnsanın başına gelen bazı şeyler iblisin/şeytanın yüzünden mi? Şeytan ona kötülük edebilir mi? İnsanın hata ve yanlışlarının asıl suçlusu şeytan mı? Şeytanın insan üzerinde bir etkisi, ya da sevkedici bir...
Başımıza gelenlerin ya da karşılaştığımız şeylerin kaynaklarını anlatmaya devam ediyoruz. -İnsanın başına gelen şeyler başkaları tarafından olabilir Kişi başkaları yüzünden, yani onların yanlışları, kandırmaları, fitneleri, zulümleri sebebiyle zarara uğrayabilir, rahatsız edilebilir, haksızlığa uğrayabilir. Onlar komşusu, arkadaşı, iş ortağı veya herhangi...
İnsanın hissesine hayattan düşen de ceza mutsuzluk ve huzursuzluk değildir. Hiç bir insan dünyaya –birilerinin iddia ettiği gibi- çile çekmek için gelmemiştir. Hayat insanoğlu için zindan değil deneme süreci, iyiye (tekâmüle) doğru yarış alanı, sonsuzla bağ kurmak için yola çıkılan...
-Sözlükte infak İnfak kelimesinin aslı ‘ne-fe-ka’ fiilidir. Bu da bir şeyin bitip tükenmesi, geçip gitmesi, gizlenmesi, azalması, tükenmesi demektir. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 765 ‘İnfak’ın fiil hâli; hem geçişsiz (lâzım) olarak, bitmek tükenmek, fakir düşmek azalmak; hem de geçişli (müteaddi)...
-Saadet Saadet (mutluluk), hayra nâil olma, mes‘ud ve bahtiyâr olma, hoşnutluk durumu; insanın haz duyacağı bir hâl içinde bulunuşu demektir. Saadet; “bir kimsenin hayra ermesi için insana ilâhî yardımın ulaştırılması”dır. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 340) İslâmın hedefi insanları iyiye, güzele,...
Arapçada oruç anlamındaki ‘siyam ve savm’ sözlükte; nefsi meylettiği şeylerden alıkoymak, yani kendini tutmak, bir şeyden uzak durmak demektir. (bkz: Meryem 19/26) Mü’min oruç tutar, oruç da onu tutar. Oruçlu, oruçla birlikte şu on şeyi Ramazan boyunca tutmaya çalışır. 1-Yemeyi...
‘Ebrâr’, ‘birr’ sahibi demektir. Bu da; bir şey düzelmesi, itaat etmek, bol bol ihsan ve iyilik etmek, doğruluk demektir. (İbni Manzur, Lisanu’l-Arab, 2/58) Birr ile aynı kökten gelen ‘berr’ sözlükte kara, kıta demektir. Kıtanın genişliğinden hareketle ‘berr’; Rabbine hakkıyla itaat...
Berat kelimesi Arapça’da ‘berie’ fiilinin masdarı olan ‘berâe-berâet’in Türkçeleşmiş şeklidir. Bu da sözlükte; hoşa gitmeyen şeyden kurtulmak, beri olmak, borç ve ayıptan kurtulma, temize çıkarma, iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması demektir. Araplar; hastalıktan kurtuldum, beri...
Bu iki kelimenin de aslı ‘cenne’ fiilidir. Bu da bir nesneyi duyulardan saklamak, gizlemek, aklını kaybetmek demektir. Bir şey onu, o nesneyi sakladı anlamına da gelir. Bir âyette bu anlamda geçiyor. “(İbrahim) Üzerine gece karanlığı basınca (cenne), bir yıldız gördü....
-Sözlükte kitap Kur’an’da ‘kitap’ kelimesi altısı çoğul (kütüb) olmak üzere 261 yerde geçmektedir. Ayrıca bir çok âyette aynı kökten fiil ve isimler yer almaktadır. Kitap kelimesini türediği ‘ketebe’ fiili, aslında bir şeyi diğerine birleştirmek demektir. (Mu’cemu Mekayîsi’l-Lüğa, İbni Fâris,...
Tabii (doğal) âfetler bir sebebe bağlı olarak meydana gelen kainat düzeninin parçası olaylar. Deprem de öyledir. Yaratan yarattığı her şeyi takdir eder, yani kaderini (ölçüsünü) belirler ve ona bir yasa koyar. (Ra’d 13/8) Herhangi bir eşya, yani canlı cansız, hayvan...
Özellikle Avrupa’da İslâm karşıtlarının ve ırkçıların bir iddiası var: Kur’an şiddetin kaynağıdır. Zira onda şiddeti teşvik eden ifadeler var. İslâm terörünün sebebi de budur. Hatta bir kısmı daha da ileri gidip “Kur’an ülkemizde yasaklanmalıdır” dediler. Daha önce bazı Avrupa ülkelerinde...
İnzâr, korkunç haber vermek, bir şeyin sonucundaki güçlük ve zararı haber vere¬rek uyandırmak, sakındırmaktır. Bu bir anlamda, bir tehlikeyi, bir zararı veya kötü bir sonucu haber vererek peşinen uyarmak, kişinin aklına başına almasını ve tedbirli olmasını haber vermektir. İnzârın fail...
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.