Günümüzde bazı kişilerin, özellikle de hedonizmin etkisinde kalan ve bu nedenle de kurallara ve özellikle de dinî kurallara karşı antipati duyan, hatta karşı çıkan gençlerin “Öğüt verme, örnek ol” dedikleri görülüyor. Analiz edildiğinde bu sözün, gerçeğin sadece yarısını ifade ettiği,...
Kur’an, kendi ana misyonunu hayatın her alanında insanlara” hidayet/ yol gösterme/ kılavuzluk etme” olarak açıklar. Bu nedenle onun “hidayet” inin, sadece iman, ibadet, ahlak ve hukuk konularıyla sınırlı olmadığı, bilakis tarihî, siyasî, iktisadî, ilmî, kültürel vs. gibi alanları da kapsadığı ...
Merhum Ali Fuad Başgil, “İlmin Işığında Günün Meseleleri” isimli kitabında şu görüşlere yer verir: “Kanaatim şudur ki, biz Türkleri, gerek fert ve gerek cemiyet olarak, Garplılardan ayıran ne zekâ, ne kabiliyet, hatta ne de çalışkanlıktır. Kudret eli, Türk’e, terakkinin temel...
Doğruluğun ölçütünü, zaman, mekan ve şahıslarda arama yerine, Hz. Ali’nin “Hakikati insanlarla tanımayın, önce hakikati tanıyın ki, insanları onunla tanıyasınız” sözünde olduğu gibi ilke ve kurallarda aradığımızda, doğru yöntemi de öğrenmiş ve uygulamış oluruz. Zira amaçlarımızın doğruluğu kadar, o amaçlara...
İnsan biyolojik, sosyal ve kültürel niteliklere sahip olan tek canlıdır. Dolayısıyla seçme hürriyetine sahiptir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği de onun sosyal bir varlık oluşudur. Nitekim o, bir yanda sempati, sevgi, saygı, anlayış, ihsan, merhamet, onur, tevazu, af...
“İyilik”, “Karşılık beklemeden yapılan yardım, lütuf, kerem ve ihsan” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla iyilik yapan insana da “iyi insan” deniliyor. Bu nedenle insanların arzu ve isteklerini yerine getiren, onlara yardımda bulunan ve bir şekilde faydası dokunan herkes, günümüzde iyi insan olarak ...
Allah Teâlâ, insanların yaptıkları işlere dikkat çekerek “Her birinizin yaptığı işler farklıdır” der ve sahip olduklarından verenler ile vermeyenleri; haramlardan sakınanlarla sakınmayanları; “hüsna”yı /en güzel sözü/kelime-i tevhidi tasdik edenlerle etmeyenleri de bu farklılığa örnek olarak verir ve daha önemlisi her...
İslâm’ın ilk dönemlerinde sıkça tartışılan “amel imanın bir parçası mıdır, değil midir?”. Konusu kadar olmasa da, günümüzde tartışılan önemli konulardan biri de din-ahlak ilişkisidir. Ahlak, dinden midir, değil midir? Diğer bir ifade ile ahlak, dinin bir parçası mıdır, değil mididir?...
Haz, “acının karşıtı olarak hoşlanma ve tat alma” demektir. Hoşnutluk ise “bir şeyden duyusal, ya da ruhsal/manevî sevinç duyma” anlamlarında kullanılmakta. Anlık veya sürekli olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dolayısıyla hayatın anlamını, “haz” da arayan dünya görüşüne “hazcılık/hedonizm” adı verilmektedir. Bunun...
“Unutma, önceden öğrenmiş olduğumuz bilgi, beceri ve nesneleri hatırlama ve tanıma yetisinin geçici veya sürekli olarak yitirilmesi” demektir. Bu da uzun süre kullanılmayan, yada “hatırlandıkça üzüntü, rahatsızlık veren anı, kişi ve bilgilerin bilinçaltına atılması” anlamına gelmektedir. Diğer bir ifade ile...
İnsanlık, tarihî süreç içinde devrim niteliğinde üç önemli aşamadan geçerek bugünkü kültürel, sosyal ve ekonomik seviyesine ulaşabilmiştir. Bu üç önemli aşama sırasıyla tarım, sanayi ve bilişim dönemleridir. Her dönem kendi toplum yapısını, kültürel dokusunu ve medeniyet anlayışını oluşturmuştur. Nitekim tarım...
Dünyevîleşme, sekülerizm kavramının Türkçe karşılığıdır. Her ne kadar farklı tanımları yapılsa da dünyevîleşmeyi, genel hatlarıyla ahireti ve dinî kuralları fazla dikkate almayan, önemsemeyen, araç değerleri amaç edinen bir düşünce ve davranış tarzı olarak tanımlamak mümkündür. Nitekim iyi analiz edildiğine dünyevîleşmenin...
Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde şu bilginin de yer aldığı görülüyor:. Fatih Sultan Mehmet, ordusu ile birlikte Uzun Hasan’ın anası Sârâ Hatun’u da yanına alıp Bulgar Dağı’ndan Trabzon’a gitmek için yola koyulur. Fatih bu dağın pek çok yerini yaya yürür. Sonunda Trabzon’a varırlar....
İslâm’ın bir normu ve bir de formu vardır. Kur’an normu/özü, sünnet de formu/şekli belirler. Samimiyet ve ihlas ise dinin “öz” ünü ifade eder ve bu özü de “takva” temsil eder. Nitekim Hz. Peygamber’in “Din samimiyettir” sözü, bu öze işaret ederken,...
Kur’an’da, iki farklı Müslüman tipinden ve kişilik özelliklerinden söz edildiği görülür. Bunlardan biri, İslâm’ı kabul eden, onu tanıyan, fakat imanı tam olarak kalbine yerleşmemiş olan Müslüman tipi, diğeri ise İslâm’ı kabul eden ve bütün benliği ile ona inanan Müslüman tipidir....
Atomik/parçacı değil de bütüncül bakış açısı ve sistematik bir düşünce ile Kur’an’ı anlamaya çalıştığımızda, onda İslâmî hayat için öngörülen kuralların, barışta ve savaşta olmak üzere iki farklı alana yönelik olduğu, fakat bu kurallardan önemli bir bölümünün hem barışta, hem de...
“İpe un serme” deyimi, Nasrettin Hoca’nın bize bir armağanıdır. “Yapılması gereken bir iş konusunda türlü bahaneler üreterek ve bazı sebepler ileri sürerek işe engel olmayı” ifade eder. “Bir gün komşusu Nasrettin Hoca’nın kapısını çalar. Ve ona, ‘Hocam evde çamaşır yıkandı,...
İnsan, zamanla kayıtlı bir varlık. Ömrü, doğumu ve ölümü ile sınırlı. Bu nedenle zaman, Müslüman için çok önemli. Çünkü Müslüman, yaptıklarının karşılığını bir gün mutlaka göreceğini bilir ve buna inanır. Bu nedenle de hayatını iyi ve doğru yaşamak ve iyi...
DİNÎ İLİMLERDE BİR GELECEK TASAVVURU OLUŞTURULABİLİR Mİ? İslami kültürümüzü, sadece tekrar etmek, yüceltmek ve günümüze taşımak, çağdaş problemlerimizi çözmeye yetmemektedir. Zira geçmişten günümüze intikal eden İslamî kültür, büyük oranda “Epistemik Cemaat” kültürünü yansıtmaktadır. Bu durumun, günümüzde cemaatçi bir toplum modelini benimseyen...
Belagat, Arap Edebiyatında bir sanattır. Ve “Mukteza-i hale göre ( yaşanan duruma göre) söz söyleme” sanatı olarak tanımlanır. Sözün yerinde ve adamına göre söylenmesini ifade eder. Nitekim Kur’an’da da bu edebî sanatın bir araç olarak kullanıldığı, dolayısıyla ayetlerin nüzul sebeplerinin...
MÜSLÜMAN ‘HÂDÎ’YE Mİ MUHTAÇ ‘MEHDİ’YE Mİ ? İnsanoğlu, kategorik olarak iki ana kaynaktan bilgi elde eder. Bunlardan birincisi, kaynağı insan olan ve insanlar tarafından üretilen bilgiler; ikincisi ise kaynağı Allah olan ve “vahiy” yoluyla gelen bilgilerdir. İnsan, doğru, güzel ve...
İnsan, önemli ve değerli bir varlık. Bu önem ve değer onun diğer varlıklar karşısındaki konumdan ve ontolojik yapısından kaynaklanıyor ve Müslüman için bu durum, bundan daha da öte bir anlam ifade ediyor. Zira Kur’an, insanın mahlukatın pek çoğundan üstün olduğunu,...
Kavramsal olarak “izlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” anlamlarına gelen “sünnet”, Hz. Peygamber için kullanıldığında, onun uygulamalarını ve gittiği yolu tanımlar. Dolayısıyla sünnetin ne olduğunu anlamak için Hz Peygamber’in konumunun iyi analiz edilmesi gerekiyor, zira çoğu kere...
Kur’an’da cennete “vâris” olacak olan kişiler ile yeryüzüne “vâris” olacak kişilere dair dikkat çekici bilgilerin yer aldığı görülmektedir. Buna göre de cennete/ Firdevs’e vâris olacak kişilerin, mümin oldukları; namazlarını aksatmadan huşû içinde kıldıkları; boş sözlerden, faydasız işlerden uzak durdukları; zekatlarını...
Dünün sebepleri, bugünün sonuçlarıdır; bugünün sonuçları da geleceğin sebepleri olacaktır. Bugün İslâm alemi neden perişan, birlikten ve güçten yoksun bir durumda. Bunun sebeplerini iyi tahlil edip anlayabilirsek şayet, gelecek için olumlu adımlar atabilme imkanı da elde etmiş oluruz. Aksi takdirde...
Bilim, bilindiği üzere, olgusal, mantıksal, genelleyici, seçici ve değişken sistematik bilgilerdir. Her bilim dalı, kendi alanına giren olguları tespit eder ve açıklar ve tasvir eder. Bilim, nesnelerle ve olgularla tikel olarak (parça parça) uğraşır. Bunları parçalayıp ayrı ayrı konu edinir....
“Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değerlere, şeref ve itibar”a onur, deniliyor. Kişisel değerler ise, “insanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet ve izzetinefis” olarak açıklanıyor. Diğer bir ifade ile kişisel değerler, insanın kendine olan saygısını, haysiyetini ve...
(Geçen haftaki yazının devamı) Tarih 11 Nisan 1913. Akif’e göre Kur’an-ı Kerîm, her şeyin çaresini göstermiştir. O da: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) ayetinde ifade edilen bilgi idi. İnsan bilgi vasıtasıyla, bütün problemlerini çözebilir, kendisine bir çıkış...
Bu yazı, 1990 yılında yayımlanmış makalenin bir bölümüdür ve 1912-1914 yıllarında İslâm aleminde yaşanan sorunların ve acıların sebeplerini ele alıp Kur’an’dan çözüm yolları arayan Mehmet Akif’in, düşüncelerini yansıtan bir muhtevaya sahiptir. Mehmet Kaplan’ın ifadesiyle “Akif’in ele aldığı tarzda bir İslâmiyet,...
“Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilkelere” kural deniliyor. Bu kurallar, sadece davranışlarımıza değil, aynı zamanda ilim, sanat ve düşünce dünyamıza da yön veriyor, emredici ve yasaklayıcı ilkeleri içeriyor. Bu nedenle kurallı bir hayat, toplumun düzenini, huzurunu ve güvenliğini sağlayan temel...
Çağımızın temel sorunlarından biri de açlıktır, bir başka ifade ile açlık, geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da insanoğlunu en fazla düşündüren ve endişelendiren konuların başında yer almaktadır. Nitekim BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Gıda Programı (WFP) küresel...
Kur’an, insanı muhatap alır ve ona Allah- insan, insan-insan ve insan-kainat ilişkilerine dair yönlendirici ve düzenleyici bilgiler verir. Bu bilgilere de “Kur’an mesajı” deniliyor. Bu mesajların ise ya doğrudan veya dolaylı olarak verildiği; dolaylı mesajların da genellikle peygamberlerin, özellikle de...
Merhamet, “Acıma duygusu, bu duygunun etkisiyle yapılan iyilik, lütuf” demektir ve Allah’ın bütün yaratılmışlara olan lütuf ve ihsanlarını ifade eden rahmet kavramıyla da aynı anlamda kullanılır. Bu kavram, aynı zamanda insanları, hemcinslerine ve diğer bütün canlılara karşı duyarlı olmaya ve...
Hâricîlik, İslâm tarihinde ilk defa merkezî otoriteye başkaldıran ve kabilecilik rûhunu (bedeviliği) tekrar hâkim kılmak isteyen siyasî anlayışın dinî bir kisveye bürünerek ortaya çıkması ve kendini, yönetime sahip çıkan büyük kitleden ayırma hareketidir. Hâricî, kelime anlamı itibariyle hariçte olan, kendini...
İnsan, giyinmek, beslenmek ve barınmak zorunda olan bir varlıktır. Ancak insanoğlu, bu ihtiyaçlarını her zaman tabiatta hazır halde bulamaz, dolayısıyla da çalışmak, üretmek ve ürettiği şeyleri de pazarlamak zorundadır. Bu sebeple insanoğlunun, toplum halinde yaşamaya başladığı andan itibaren aralarında iş...
İnançlarımızı oluşturan ve buna göre hayat tarzımızı şekillendiren referanslarımızdır; hatta bundan öte o referanslarımızı anlayış ve yorumlayış tarzımızdır. Zira anlayış ve yorumlayış tarzımız, nasıl hissettiğimizi, nasıl düşündüğümüzü, nasıl anladığımızı ve bu konudaki kişiliğimizi de tayin ve tespit eder. Bu sebeple...
Şâir, “Edep bir tac imiş nûr-i Hudâ’dan, Giy ol tacı emin ol her beladan” der. Zira edep, “İyi tebiye, naziklik, usluluk, zariflik toplum töresine uygun davranma”; “İyi ahlak, incelik, utanmak, sıkılmak”anlamlarına geliyor. Çoğulu âdabtır. Edep aynı zamanda Arapça’ da “edebiyat” anlamına...
Öyle görülüyor ki pek çok insan, niçin yaratıldığını bilmiyor, düşünmüyor ya da düşünmek istemiyor. Buna karşılık bazı insanların bu konuya kafa yordukları, araştırdıkları ve bazı sonuçlara ulaştıkları anlaşılıyor. Konu ile ilgili eserlerde insanın yaradılış amacının “kulluk” olarak zikredildiği ve “Ben...
Kur’ân, insanlara tek bir Allah’a inanmalarını sağlayacak bilgiler verir; kainatı ve içindekileri de O’nun varlığına bir delil olarak sunar. Bu deliller, bakan ve gören göze göre, bazen bir çiçekte, bazen bir kuşta, bazen bir gezegende ve bazen de yıkık bir...
“Bir toplumda, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar” a gelenek adı verilmektedir. Dinî anlamda ise gelenek, dinin ortaya koyduğu ilke ve kuralların, tarihi süreç içinde...
Bir sohbet esnasında belediyede görevli üst düzey bir bürokrat bana “ Hocam ben okumuyorum” demişti. Ben de ona “ Niye okumuyorsun? “diye sormuştum. O da bana “Okursam bilgim artacak, bilgim artınca da sorumlu olacağım, sorumlu olmamam için okumuyorum. Böylece daha...
Şayet Hz. Peygamber döneminde yaşayan biri olsaydık, onun 12 yıl 5 ay ve 13 gün Mekke’de; 9 yıl, 9 ay ve 9 gün ise Medine’de, olmak üzere toplam 23 yıl peygamber olarak yaşadığına; bu süre içinde Kur’ân’ın parça parça indirildiğine...
Geleneksel ayet merkezli Kur’an yorumlarından konu merkezli Kur’an yorumlarına yöneliş, henüz emekleme safhasında olsa da Kur’an’ın muhtevasını konu olarak ele alıp bir bütünlük içinde anlama ve açıklama çabası içinde olması sebebiyle tefsirde önemli bir konuma sahiptir. Zira geleneksel ayet merkezli...
Her insan, güler yüz ve tatlı dilden, iltifattan, kendisi için yapılan fedakârlık ve yardımlardan az veya çok etkilenir ve bunlardan da bir ölçüde memnun kalır. Zira bu tür tavır ve davranışlar, insana değer verildiğini ve ona düşmanca bir tavır takınılmadığını...
Kur’an’da mesajların, ya doğrudan; ya da kıssalar, darb-ı meseller ve bazı hatırlatmalar üzerinden verildiği görülür. Kureyş suresi de hatırlatma ile ilgili surelerden biridir ve öncelikle Kureyş’e, sonra da bize verilmek istenen önemli mesajları ihtiva etmektedir. Surede şöyle denilmektedir: “Madam...
Sosyal hayatımızı bir aysberge benzetecek olursak, bu buz dağının görünen kısmında, kadın ve töre cinayetleri, aldatmalar, hileli satışlar, adam kayırmalar, gençler arasında da gittikçe yaygınlaşmakta olan madde bağımlılığı vs. gibi daha pek çok olumsuz örneklerin bulunduğunu; içki, kumar, zina gibi...
İslâm, müntesiplerinden koyduğu kurallara uyulmasını ister. Bu nedenle de her Müslüman, sahip olduğu bilgi birikimi ölçüsünde bu kurallara uyduğunu ve İslâm’ı yaşadığını düşünür. Ancak bu düşünce ne kadar doğrudur? Kur’an’da yer alan ilkeleri ölçüt aldığımızda, acaba yaşadığımız İslâm’ın ne kadarı ...
Üzerinde yaşadığımız yeryüzü ile güneş sistemi ve diğer bütün yıldızlar arasında ince bir ahenk ve eşsiz bir uyum mevcuttur. Öyle ki, yeryüzünün ölçü ve nispetlerinden herhangi birinde meydana gelecek en küçük bir değişiklik ihtimali bile yalnız dünyayı değil, bütünüyle...
Tarihî süreç içinde akıl ile ilgili olarak farklı tanımların yapıldığı ve bunlar arasında “Düşünme, anlama ve kavrama gücü” tanımının daha yaygın olduğu görülüyor. Diğer bir ifade akıl, insanı insan yapan, onun her türlü aksiyonlarına anlam kazandıran ve ilâhî emirler karşısında...
İnsan eşini, işini, aşını ve dinini seçebilir. Ama anne babasını, akrabasını, cinsiyetini, ırkını seçemez. Çoğu zaman komşusunu ve iş arkadaşını da seçemez. İnsan, fıtri yapısı gereği asla yalnız yaşayamaz ve daima birine ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç onun için doğumundan...
Baba tarafından Hz. Ali’ye, anne tarafından Hz. Ebu Bekir’e dayanan Cafer es-Sâdık (699-765), İsnaaşeriyye’nin altıncı imamıdır. Doğumu, Emevî halifelerinden Abdülmelik b. Mervân (ö.86/705)’ nın halifeliği dönemine rastlar; 66 yıllık ömrünün yaklaşık 50 yıllık bölümü, Emevîler (699-749) döneminde, geriye kalan 16...
Kur’ân-ı Kerîm’de şiir ve şâirlerden söz edildiği halde nesir yazılarından söz edilmez, fakat“kıssa”,“esâtıru’l evvelin” ve lehve’l-dadîs” kavramlarıyla nesir türünü ifade eden hikayelere de yer verildiği görülür. Bilindiği gibi kıssa, bir kimse veya bir şey ile ilgili hadiselerin anlatılması/hikâye edilmesidir....
Kur’an-ı Kerim’in temel amacı, muhataplarını bilgilendirmek, onlara yol göstermek ve gösterdiği doğru yoldan ayrılmalarına da engel olmaktır. Bu nedenle onun muhtevası gaye; bu muhtevanın sunuş biçimi yani üslûbu da, o gayeye götüren bir vasıtadır. Bir başka deyişle Kur’an’da “Sanat...
Her ilahî din, amacı gereği insanın Allah’la, insanlarla ve kâinatla olan ilişkilerinde yol gösterici bir misyona sahiptir ve son ilahî din olan İslam’ın da temel misyonu budur. Bu nedenledir ki son ilahî kitap Kur’an’da, insanın Allah ile, insanın insanlarla ve...
İnsanın onlarca, hatta yüzlerce tanıdığı olabilir, fakat dostları çok azdır ve genellikle de birkaç kişi ile sınırlıdır. Çünkü dostluk kolay elde edilmez, emek ister, çaba ister, fedakârlık ister, vefa ister; bunlardan da önce duygu, düşünce ve inanç birlikteliği ister....
İnsan-Kur’ân ilişkisinde iman, birinci merhaleyi; öğrenilen bilgilerin hayata yansıtılması ise ikinci merhaleyi teşkil eder. Dolayısıyla iradeli tercih ile öğrenme; öğrenme ile de öğrenilenlerin yaşanması arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bu nedenle Kur’an, konumu itibariyle insan ürünü bilgilerin yanında ikinci...
Tarih boyunca düşünürler ve bilim adamları, “insan” ı tanıma ve tanımlama gayreti içinde olmuşlardır. Nitekim kimine göre insan, “hayvan-ı nâtık / konuşan canlı”; kimine göre “düşünen canlı”; kimine göre “eşref-i mahlukat/yaratılmışların en şereflisi”; kimine göre “ “homo ekonomikus/ ekonomik insan”;...
“Takdirsiz tenkidin, tenkitsiz takdirin bir değeri yoktur” ilkesi, her çağ için geçerli bir kuraldır. Zira sadece bardağın boş tarafını görüp de dolu tarafını görmemezlikten gelmek, tenkitten amacın “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” olduğu anlaşılır. Bu davranış tarzı, günümüzde olduğu kadar,...
Her Müslüman, kulluk görevlerini yapabilmesi için İslam’ı öğrenmek ve yaşamakla yükümlüdür. Ne var ki bazı Müslümanların kulluk görevlerini yerine getirirken, farkında olarak veya olmayarak bu yükümlülüklerinden bir kısmına, özellikle de ahlakî değerlere riayet etmedikleri, dolayısıyla bu tür olumsuz davranışların vicdanları...
İnsanlar, genellikle gördükleri ve yaşadıkları olumsuzluklar karşısında “Neden bu hallere düştük? “diye birbirlerine sorma ihtiyacı hissederler, sonra da cevabını yine kendileri verirler. Verilen cevaplarda ise çoğu kez başkalarını suçlama ve havale etme tavrı görülür ve sonuçta bu tavır, vicdanları rahatlatan ...